10 Aralık 2014 Çarşamba

Maurice – E. M. Forster

Edward Morgan Foster 1879-1970 yılları arasında yaşamış olan İngiliz romancıdır. Yazarın toplam 6 romanı olsa da oyunları ve çok sayıda öyküsü de bulunuyor. Gerçeklik, modernizm ve sembolizm akımlarından sayılıyor eserleri. Ben yazarın romanlarından uyarlanmış olan Manzaralı Oda ve Howard’s End isimli filmleri izlemiştim.

Yazar Maurice’I 1913-1914 yılları arasında yazmış ve kitap ancak 1971 yılında kendisi öldükten sonra yayınlanabilmiş. Kitabın otobiyografik öğeler taşıdığı biliniyor.

Ben İletişim Yayınları’ndan 1994 yılı baskısını okudum. Kapağında, romanın film uyarlamasında Durham’I oynayan Hugh Grant var. Kitap 239 sayfa.

Maurice babasının vefatından sonra iki kız kardeşi ve annesiyle rahat bir yaşam sürmektedir, üst tabakaya mensup, biraz kendini suyun akışına bırakmış, zihnini fazla zorlamayan bir gençtir. Cambridge’de okurken Clive Durham isimli kendisi gibi seçkin, yine kendisi gibi annesi ve kardeşleriyle yaşayan bir gençle tanışır. Ondan çok etkilenir, dış görünüş olarak eli yüzü düzgün ve sevimli denebilir ancak Maurice’in aksine zihnini yormayı, düşünmeyi, tartışmayı seven, etrafını sırgulayan bir gençtir. Önceleri çeşitli konularda sohbet etmekle başlayan ve derinleşen arkadaşlıklarına zamanla başka bir duygu daha karışır. Maurice bunun ne olduğunu anlayamaz bir türlü ama sorgulayıcı Durham bir gün pat diye “seni seviyorum” itirafında bulununca allak bullak olur. Ama sonra o da Durham’I sevdiğini anlar. Böylece ilişkileri başlamış olur. Ancak bitemez gibi görünen bu derin aşk Durham’ın eşcinsel eğilimlerinin sona erdiğini fark etmesi ve başkasını –bir kadını- sevdiğini anlamasıyla son bulur. Bu Maurice’ekorkunç bir darbe indirir ve “acaba ben de heteroseksüel olabilir, normal hayata dönebilir miyim?” diye düşünmesine sebep olur. Çünkü o zamanlar eşcinsellik bir suçtur aynı zamanda. İşte bütün bunlar Maurice’in hayatını inişli çıkışlı bir hale getirir.

Ben romanı beğendim, yalnız sonları belki daha sürükleyici olabilirdi, sanki biraz uzamış gibi. Özellikle Maurice’in yeni evli Durham çiftinin evi olan Penge'ye sık gidip gelişleri ve oradaki sohbetler beni biraz sıktı, konu biraz uzamış gibi geldi.
Kitap, buna kesin bir mutlu son denemese de ‘olabildiğince’ mutlu sonla bitiyor.

Filmden bir kare...

Yazar bu konuda ;
“Mutlu son zorunluydu. Yoksa bu kitabı yazmazdım. Hiç değilse edebiyatta iki erkek birbirlerine aşık olsunlar ve edebiyatın izin verdiğince sonsuza dek öyle kalsınlar istedim…,” demiş.
Yazarımız acaba Maurice mi? Maurice’in annesi onu bazen “Morrie” diye çağırıyor ki bu sesleniş pekala yazarın ikinci ismi Morgan için de uygun bir sesleniş.

Kitabın 1987 yapımı bir de fimi var. Genç Hugh Granti görmek isterseniz, güzel bir film:) Keyifli okumalar ve iyi seyirler:)

Resim 1:http://images.popmatters.com/news_art/b/book-greatunrecorded-splsh.jpg
Resim 2:http://cdn.mhpbooks.com/uploads/2013/06/maurice.jpg

5 yorum:

  1. bende var. okudum. bu yazarı çok seviyom. filmini de izledim. hugh grant çok sefiyom ben. :) baksana yaa senden bişi isticem amaa yaaa. blogumda duyurdum ya bi kitap çekilişi. ilknur akpınar arkadaşımız. çok tatlıdır o da senin gibi :) ya çekilişe katılmamış hiç kimse. noluur blogunda duyursana bi yazıyla yaa amaaa :) benim için yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de gayet güzel bir kitaptı, manzaralı oda'yı okudun mu? onu da merak ediyorum:) ne demek deep'cim, senin her zaman kredin var:))

      Sil
    2. okudum. ama filmini izle daha kolay. filmi de güzel :)

      Sil
    3. valla işte bikaç kişiye söledim. herkesten de istenemiyor. :) senin de var her zaman krediin :)

      Sil
    4. Filmini izleyip çok beğenmiştim evet:) Çok naziksin deep'cim, teşekkür ederim:)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...