15 Ocak 2015 Perşembe

Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi- Güzide Sabri Aygün



Dört yıl önce bugün anneannemi kaybettik. Anneannemle çok özel bir ilişkimiz vardı, o çok sevecen, sıcak kanlı, tatlı, becerikli, açık fikirli, modern ve zeki bir insandı. İleri yaşlarına rağmen okumayı çok severdi ve ona getirdiğim kitapları bir çırpıda okurdu. Okuma sevgisi gençlik yıllarına dayanıyordu. Kardeş çocukları olarak kalabalık bir evde brilikte büyümüşler. Herhalde ikinci dünya savaşı yıllarında her şeyin karne ile olduğu zamanlarda, genç kız kuzenlerin en büyük zevki gece herkesten gizli hep birlikte kitap okumakmış. Büyük erkek kuzenlerden biri iyi bir lisede okuyormuş, ondan rica ederler o da kütüphaneden aldığı kitapları onlara getirirmiş. Her gece biri sırayla yüksek sesle okurmuş kitapları, çoğu romantik konulu kitaplar gözyaşları içinde dinlenirmiş genelde. Kitaplar okunduktan sonra hem kitap hem mum bakliyat çuvallarına saklanırmış, çünkü ev halkı hem mumların boşa harcanmasını hem de roman okunmasını hoş karşılamazmış. İşte anneannem o zamanları “Ah ne Kerime Nadir’ler okuduk, ah o ‘Ölmüş Bir Kadının Evrak-I Metrukesi’ne ne ağladık,” diye anlatırdı. Özellikle “Ölmüş Bir Kadının Evrak-I Metrukesi” beynime yerleşmişti, bilmem neden bu kitabı okumakta bu kadar bekledim, belki de bulamayacağımı düşündüm, neyse okumak bugüne kısmetmiş.

Lacivert yayıncılıkın Antik Türk Klasikleri serisinden çıkan eser 192 sayfa. Kitabın önsözünde yazar Güzide Sabri Aygün'den ve eserlerinden bahsediliyor. Yazarımız 1883'de İstanbul'da doğmuş. 11-12 yaşlarında yazmaya başlamış. 15 yaşında Münevver isminde bir roman yazarak gazeteye yollamış, bu eser gazetede tefrika halinde yayınlanmış. Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi ise bundan dört yıl sonra, 19 yaşında yazılmış. "Evrak-ı metruke" ise ölmüş birinin ardından kalan belgeler anlamına geliyormuş. 19 yaşında yazılmış bir roman olarak son derece başarılı olduğunu söylemek isterim. Çoğunluğu aşk konulu olmak üzere pek çok eser veren yazar 1946 yılında vefat etmiş. Eserlerinin hemen hepsi sinemaya uyarlanmış.

Romanın konusuna gelirsek annesi vefat eden Fikret genç bir kızdır, annesini kaybetmenin üzüntüsüyle bir rhatsızlık geçirir ve doktor Nejad'a götürülür. Fikret, evli ve iki çocuk babası olan doktora aşık olur, doktor da ona aşık olur ve hatta Fikret'e evlenme teklif eder. Fikret ise başka insanların mutsuzluğu üzerine yuva kuramayacağından büyük aşkına rağmen teklifi reddeder. Bu aşkı yalnızlığı içinde kendi kendine yaşamayı umarken üvey annesi ve babası onu zengin ancak yaşlı bir adamla evlendirirler. Bu adam kendisine son derece saygılı ve şefkatli yaklaşır, Fikret yeni hayatına uyum sağlar, hatta bir kızı olur. Ancak bir gün eşinin yeğeni Mediha'nın eşi ve çocukları ile yaptığı ziyaret bu huzuru bozar, çünkü Mediha'nın eşi Nejad'dır!

Bilindik bir konu olsa da gerçekten insanı duygulandıran bir roman. Romanlarda rastladığımda her zaman eski zamandaki nezakete hayranlık duyarım, burada da öyle oldu. En korkunç anda bile insanların nezaketten vazgeçmemeleri çok hoştu. En kötü iftiraya kurban giden Fikret'in buna cevabı;

"Şu halinizi mazur görürüm. Mamafih hükmünüz pek yanlıştır hanımefendi."

Romanda eski dildeli pek çok sözcük ve tamamlamanın anlamları parantez içinde verilmiş olsa da yine de anlaşılmayan yerler olabiliyor. Yine de çok keyifle okunacak, etkileyici bir roman. Kitabın 1956 yapımı bir de filmi var, bu filmi seyrettiğimi hayal meyal hatırlıyorum:)Kitabı okurken anneannemin nerelerde duygulandığını kafamda canlandırdım, şimdi olsaydı onunla kitap üstüne konuşurduk diye düşündüm,bu sebeplerden de benim için çok keyifli biraz da hüzünlü bir okuma oldu:) Naif aşk romanlarını sevenlere tavsiye ederim, keyifli okumalar:)


Resim 2:http://1000kitap.com/yazar/Guzide-Sabri-Aygun

16 yorum:

  1. Hülya Koçyiğit'in oynadığı aynı konulu bir filmde var ama ismi kesinlikle bu değil:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle hayal meyal hatırlıyorum ki ben de:) ama nerde o eski türk filmleri değil mi?:))

      Sil
  2. Naif aşk romanlarını çok severim. Bu nedenle bu eser not alınmıştır efem:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beğeneceğini tahmin ederim canım, hele de eski Türk filmlerini seviyorsan... keyifli okumalar, sevgiler:)

      Sil
  3. Kimbilir ne tatlı oluyordu o gizli okumalar? ^.^ Yazın çok hoşuma gitti Eren'cim ve kitabı da hayli merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Bibliocum, gerçekten bütün gün beraber kitap okumak için geceyi beklerlermiş, o günlerin hikayelerini ben de çok dinledim anneannemden:)

      Sil
  4. tebessüm bıraktım buraya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tebessümünüz alınmıştır efendim:) sevgiler Nardacım:)

      Sil
  5. ayy alcam bunu çabucak. filmini biliyom. hülya koçyiğit yaaa. ilk paragrafın da çok tatlııııı :) büsürü kitap yazdım yaaaaa görmedin miii kiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay deep sen de oku, ne diyeceksin merak ediyorum, ben böyle aşk hikayelerini çook seviyorum, aah ah geçmiş zaman olur ki..:)) bakıyorum:)

      Sil
  6. Münevver'i okumuştum lisedeyken , ne şanslıymışsın ya o zamanlarda bile okumanın değerini bilen bir aile büyüğüne sahip olmak paha biçilemez bir şey , Allah rahmet etsin inş....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim sevgili kitap eylemcisi:) gerçekten anneannem benim şansımdı... güzel yorumun için tekrar teşekkürler, sevgiler:)

      Sil
  7. o mayk hammerleri kemal tahir yazmış biliyon di mi. önüne bi niyork haritası koyup :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet biliyorum gerçekten çok hoş:)

      Sil
  8. son yazımı görmedin mi ama yaaa :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...