21 Eylül 2016 Çarşamba

Latife Hanım- İpek Çalışlar

Yıllar önce, Latife Hanım'ın hayatını anlatan bu kitap çıktığında çok merak etmiştim, hatta bir ara Latife Hanım ve Fikriye Hanım (yazarı Fatih Bayhan) kitapları yan yana satılıyordu. O dönem iki kitabı da almamıştım, ama bir sahaf alışverişimde Latife Hanım'ı görünce aldım. Gerçi bu "konsept kitap" başlığı ile satılan kısaltılmış versiyonu. Doğan Kitap tarafından basılan Latife Hanım, 2006 çıkmış, 127 sayfa.

Öncelikle yazar İpek Çalışlar'ı tanıyalım. 1947 doğumlu, Siyasal Bilgiler fakültesini bitirmiş. Gazeteci, TRT'de, Nokta Dergisi'nde (haber müdürü) çalışmış, Söz Gazetesi, Sokak Dergisi kurucularından. Cumhuriyet Dergi'yi çıkartmış. Latife Hanım kitabı ile Duygu Asena Ödülü'nü almış. Gazeteci Oral Çalışlar ile evli.

Latife Hanım kitabı, Atatürk ile bir süre evli kalan Latife Uşşaki'nin hayatını anlatıyor. 23 yaşındayken büyük bir hayranlık beslediği Atatürk'ün İzmir'deyken kendi köşklerinde misafir olmaları, çok kültürlü bir insan olan Latife Hanım'ın hem evin düzeni konusunda hem de Atatürk'ün resmi işlerinde kendisine yardımcılık etmesi, ikisinin birbirlerini yakından tanımasına ve etkilenmelerine vesile oluyor. Atatürk, Latife Hanım'a evlenme teklif ediyor, Latife Hanım da eskiden beri kolyesinde resmini taşıdığı Atatürk'e evet diyor. Çok kısa süre içinde evleniyorlar. Ancak bu kadar göz önünde olan bir evlilikle ilgili konuşulanlar çok. Latife Hanım'ın başına buyruk ve inatçı kişiliği evliliği zora sokuyor. Atatürk'ün sağlığını düşünerek yapmaya çalıştığı kısıtlamalar Atatürk'ü rahatsız ediyor ve derken evlilik bitiyor. Latife Hanım da Atatürk de üzülüyor ancak böyle olması gerektiğine inanıyorlar. Latife Hanım hayatının çoğunu Teşvikiye'de Atatürk'ün heykelini gören bir evde geçiriyor ve 1975 yılında vefat ediyor.

Latife Hanım'ın hayatını kısaca özetliyor kitap, kadın hakları için yaptığı uğraşlar dikkate değer gerçekten. Ama açıkçası ben kitabı sevmedim, bir şeyler eksikti, gerçi eminim kitabın uzun versiyonu çok daha etkileyicidir ama beni rahatsız eden bazı şeyler vardı kitapta. Bunlardan en önemlisi, zaten yazarın da konuyla ilgili dava edildiği Topal Osman hadisesi. Sözde Atatürk, Topal Osman çetesi evlerini kuşatınca Latife Hanım'ı kendisi zannedilsin diye evde bırakıp, kendisi de kadın kılığına girip Latife Hanım'ın kız kardeşi ile evden çıkmış.

Öncelikle kitaptaki olay sadece tek bir kişinin ifadesine, Latife Hanım'ın olay sırasında 17 yaşında olan kız kardeşi Vecihe İlmen'in anlattıklarına dayanıyor, ancak kitapta bu olay mutlak gerçekmiş gibi, anlatının başında bu ifadeye yer verilmeden anlatılmış. Bir kere bu tarzı yanlış buluyorum. Bu gerçeği kitabın sonunda Vecihe İlmen'in torunun yazara gönderdiği mektuptan öğreniyoruz. Bu kadar hassas bir konuda bu tür bilgiler mutlaka belirtilmelidir. İkinci olarak bu olaya ihtimal veremiyorum, hiç bir tarafından tutar göremiyorum böyle bir olayda, Atatürk gibi cesur bir insanın kaçması, en değer verdiği insanlardan birini bu şekilde tehlikeye atması pek de mümkün görünmüyor. Üçüncü olarak, böyle bir olay olmuş olsa bile bu kitapta yer almamalıydı, saygısızca buluyorum bunu.

Wikipedia'da şöyle yer almış;

Mustafa Kemal Atatürk'le iki buçuk yıl evli kalan Latife Hanım'ın hayatını araştırıp yazdığı Latife Hanım 2006'da yayımlandı. Kitapta, Latife Hanım'ın kız kardeşi Vecihe İlmen'in hatıralarına dayanarak, 1 Nisan 1923 gecesi, Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'i öldüren Topal Osman'ın Çankaya Köşkü’ne düzenlediği silahlı baskın sırasında, Atatürk’ün Latife Hanım’ın çarşafını giyerek köşkten kaçtığını ifade etmesi, Savcılık tarafından suç olarak görüldü; İpek Çalışlar ve onunla röportaj yapan Hürriyet Gazetesi Sorumlu Müdürü Necdet Tatlıcan hakkında 4,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Bunun yanı sıra kitapta yine Atatürk'le bağdaştıramadığım bir takım ufak tefek şeyler de var, bunlar resmi bir kanıtı olmayan, kişilerin kendi ifadeleriyle aktarılmış anlatımlar, dolayısıyla kişilerin kendi özelliklerini yansıtan şeyler haline geliyorlar. Bunlar üzerinden kitap yazılması bana çok da doğru gelmiyor. Bir takım muğlak ifadeler kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Anlamsız vurgular yapılmış, mesela Latife Hanım'ın ölüm ilanında Mustafa Kemal'den "hiç söz edilmemiş", burada ne demek istenmiş anlamadım... İşte bunun gibi şeyler beni rahatsız etti... Başka bir bölümde Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın evinde yemektelerken, Atatürk paşanın eşi Naciye Hanım'a iltifat eder, ama yazar "Atatürk, Naciye Hanım'a kur yaptı," olarak yazmayı tercih etmiş, burada yorum farklı ortaya çıkıyor, iltifat etmek, bir centilmen gibi ev sahibesine nezaket göstermek ayrı bir şey evli bir kadına eşinin yanında kur yapmak ayrı bir şey, doğrusu yazarı ayıpladım. Yazarın bunları art niyetle yazdığını düşünmüyorum ama bir gazeteci mantığı ile üzerinde fazla düşünmeden, ilgi çekeceğini düşündüğü şekilde yazmış belki de...




20 yorum:

  1. Eren Hn ben bu kitabın aslını (517 syf.) ilk çıktığı zaman okumuştum (bugün olsa Oral Çalışlar'ın karısının kitabını asla okumam o ayrı)... Atatürk ile ilgili yazdığınız hususlar beni de çok rahatsız etmişti... ama uzun olanında özellikle Topal Osman hadisesinde Rauf Orbay, Kazım Paşa ve Rıza Nur'un yazdığı kitaplardan olan alıntılarda olayın Vecihe Hn.'ın anlattığı gibi olmadığı ispatlanıyordu... tabii yazar hala bu anlatımı kitabına niye almış o manidar... aslında yazarın yapmak istediği Latife Hn. çok muhteşem bir kişilikti ama Atatürk'ün çevresindekiler onu kötü göstermek için ellerinden geleni yaptılar tezini ispatlamaya çalışmaktı bunun için ne varsa yazmış... ve böyle yaparak da Atatürk (satır aralarında/belli belirsiz) kötü gösterilmeye çalışılıyor... kısa versiyonu ise hiç iyi olmamış anladığım kadarıyla yalnızca bu taraflı bölümler konulmuş... bu tanıtımı yazmış olmanız çok iyi oldu insanlar gereksiz yere bu kitabı okumazlar... sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gül Hanım ben de size bu aydınlatıcı yorumunuzdan dolayı çok teşekkür ederim, sizin dediklerinizle olay daha da açıklığa kavuştu, burada çoğunluğun okumayı tercih edeceği kısaltılmış versiyona bu kadar hassas bir konuda bilerek verileri gizleme yoluna gidilmiş sanki, çok ayıpladım gerçekten, hele de "aydın" geçinen kişilerce böyle yollara girilmesi çok üzücü... sevgiler

      Sil
    2. Ben kitabı on yıl önce okuduğum için bahsettiğiniz konuları ilk anda hatırlayamadım ve kitabı çıkarıp yeniden o bölümleri okuyunca da çok sinirlendim... ama son yıllarda herşeyimizi borçlu olduğumuz Büyük Atatürk'e saldırmayı görev edinmiş o kadar çok koro var ki böyle bir kısa versiyon olması da bu yüzden:( sevgiler...

      Sil
    3. Maalesef çok haklısınız Gül Hanım, çok üzücü şeyler, hele de "aydın" sıfatını yakıştırdığımız bir takım kişilerin bu durumu yaşatması çok üzücü... çok teşekkür ederim değerli yorumlarınıza, sevgiler...

      Sil
  2. Yazdıklarına göre, benimde Atatürk ile bagdastiramadigim hareketler geçiriyor. Ana zaten bunlar özel hayata girer ve bu kimseyi ilgilendirmez. Kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Malesef yazarın özellikle olayları istediği gibi yansıttığını bir üstte yorum yapan Gül Hanım sayesinde gördüm, gerek tarihi olaylar olsun gerek tarihi kişilerin özel hayatları olsun magazinel değil bilimsel yaklaşımı tercih eden yazarların kaleminden okunmalı:) yorumun için ben teşekkür ederim, sevgiler:)

      Sil
  3. bu kitabın orijinal halini ben de 6-7 yıl önce okumuştum. hatta yazarın halide edip kitabıyla arka arkaya okumuştum. latife hanım'a haksızlık yapıldığını kitabı okurken bazı yerlerde ben de düşündüm ama sırf onu yüceltmek için gerçeklik payı kesin olmayan saçma bir olayı gerçekten olmuş gibi yansıtmasını da yanlış buluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız Şule Hanım, bu tip bir kitap yazılıyorsa kaynaklarla, tanıklarla, belgelerle kanıtları sunulmalı... yorumunuz için teşekkür ederim, sevgiler:) (bu arada ben size mail atmıştım ama adresi mi yanlış yazdım veya spam klasörüne mi düştü acaba?:)

      Sil
    2. Öyle mi? Maillerimi çok sık kontrol etmiyorum. Bakayım hemen.

      Sil
  4. Ben kitabın uzun versiyonunu okudum. Aklımda kalan Topal Osman hadisesi vb olaylar değildi. Atatürk' ün ne kadar zor koşullarda Cumhuriyeti kurduğu ve yaşatmak için uğraştığıydı. Aslında bu kitap Atatürk' ün ne kadar büyük bir iş başardığını gösteriyor bence. Yazar bunu vurgulamak için yazmamış olabilir kitabı ama o dönemin koşulları ile ilgili fikir edinmemizi sağlıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa versiyonunda daha çok Latife Hanım - Atatürk ilişkisi üzerinde durulmuş Turgay Bey, bu durumda da olumsuz yorumlanabilecek ifadeler dikkat çekiyor. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

      Sil
  5. ben de Atatürk'e dair yazılan ne varsa okumak isterim fakat bu kitabı edinmedim bile , daha önce yine Latife Hanım'ın yakınlarından birinin katkısı olan bir kitabı okumuş ve bu kitabın methini duymuştum , ondan sonra katiyen okumamaya karar vermiştim ,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapmaya çalışmışlar anlayamadım, hele de Latife Hanım'ın akrabası olan birine (sanırım yeğeniydi) hiç yakıştıramadım, iyi yapmışsın Eylem'cim gerçekten, yorumun için teşekkür ederim, sevgiler..

      Sil
  6. Ben de ilk çıktığında okumuştum ve hiç tatminkar bulmamıştım.Son yıllarda sırttan hançerleyen,sırtlan gibi yanında görünüp arkadan ısıran pek çok yazar ,çizer,yönetmen gibi bu yazar da aba altından çamur sıçratmış.Can Dündar'ın Sarı Zeybek'i yazıp da sonra da Mustafa filmini çekmesi gibi.Sarı Zeybek'de atama methiyeler düzen adam,Mustafa dilminde alttan alttan giydiriyor.Son yıllarda moda oldu Atatürk'ü yermek,hatta kötülemek.Güneş balçıkla sıvanmaz.Sarı Paşam-Sinan Meydan okudunuz mu bilmem,ben o kitabı da yarım vıraktım mesela.Üstelik yazara da hiç yakıştıramadım yazdıklarını.Çaktırmadan Atatürk'ün ne zampara olduğunu hikayelemiş.Sizin dediğiniz gibi,belev ki olmuş böyle bir hadise,aslını esasını bilmeden yazamazsınız.Atatürk çok yakışıklı bir genç erkekmiş,elbet olmuştur gönül ilişkileri ama dünyayı dize getirmiş bir lider olarak ne kadar mütevazi yaşadığının belgeleri fözümüzün önündeyken,bak aslında zamparaydı,demeye getirilmiş ifadeler çok canımı sıkmıştı.Her imkan elindeyken,ne padişahlık,ne sultanlık,ne halifelik istemiş,hepsini reddetmiş,mütevazi evlerde yaşamış,bir çok kadın onunla olabilmek için çaba sarf ederken kimselerle olmayıp,son nefesine kadar vatan için çalışmış vir lidere bu tür yakıştırmalar çok çirkin.Ha,tabi onlar gibi olmadığı için sevmiyor da olabilirler,maşallah Adnan Menderes'ten bu yana uçkuruna sahip olabilen politikacı sayısı ya ikidir ya üçtür.Sevgiyle....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar doğru yazmışsınız, söylediklerinize aynen katılıyorum, artık bazı kişiler için gündeme gelme vesilesi oldu Atatürk hakkında atıp tutmak, çok acı gerçekten. Bahsettiğiniz kitabı okumadım ama bunlar gerçekten çok üzücü. Siz öyle güzel ifade etmişsiniz ki, hepsi çok doğru. Bu güzel, detaylı yorumunuz için çok teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil
  7. Merhabalar,

    Öncelikle çok güzel bir bloga sahip olduğunuzu belirtmek isteriz.

    Blogger'lara ücretsiz olarak domain sponsoru oluyoruz. Sadece blogunuzda ajansımızı tanıtan bir yazı yazmanızı rica edeceğiz. Eğer ilgilenirseniz https://www.creamive.com'dan bize ulaşabilirsiniz :)

    Örnek: creamive.blogspot.com.tr yerine www.creamive.com adresinizi kullanabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  8. Yanıtlar
    1. aa ben de Deep'cim, sanki bunu önceden konuşmuştuk, deja vu oldum sanki:))

      Sil
  9. baksana, bu ev izmirde bizim maallede yaaaa, özel türk kolejinin içinde, annemlere yakın işte, ben de deja vu oldum, gitmiştim o eve, kıskanç latifenin evine :) ay bi de şık latife var bülent ortaçgil, :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) hadi ya İzmir'e gittiğimde sorayım ben de:) onu bilmiyorum bak:))

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...