Sayfalar

30 Aralık 2016 Cuma

Kozalak Adam

Eveet, kış çoktaan geldi, kozalaklar sardı dört bir yanımızı. Öyle hoş bir şekilleri var ki onları kullanabilecek bir çok şey bulmak mümkün, özellikle kapı süslerinde bol bol kullanılıyor. Pinterest'te aşağıdaki işlere rastladığım günden beri aklımda benzerlerini yapmak var. Gördüğünüz gibi kendimce bir şeyler yaptım ben de. Ufaklığın başı için uygun bir şey bulamayınca (aklıma pinpon topu geldi ama hem büyük olacaktı hem de sabitlemem zor olacaktı), ben de bu küçük yılbaşı süsünü fimo ile kaplayıp pişirdim, ucundaki halka da sabitlememi kolaylaştırdı, bolca silikonla adeta adamımıza bir boyun yapıp sabitledim. Sonra keçeden başlık diktim, onu da atkısını da yapıştırdım, kurumuş biberiye dalından da kollarını yapıştırdım. Son derece zevkli bir iş yapması, şimdi elimdeki diğer kozalağı da yapmak istiyorum, iki kardeş olsunlar:) Aşağıda Pinterest'ten bulduğum işler de çok sevimli ama, telden bacak da yapılabilir aslında ama o tellerin üzerinde kozalağımızın ayakta nasıl duracağını çözemedim, yoksa onu böyle şirin botlar da dikmek isterdim:) UYuyan kozalaklar da çok şirin gerçekten. Yalnız bence tüylü keçelerden yapmak daha iyi olur, daha şirin oluyor:)) Bir de ben atkıyı çok kalın kesmişim, kozalağı bayağı bir kapatmış, neyse bir dahakine buna dikkat ederim artık.

Pinterest'ten bulduğum ilham verici Kozalaklı işler:))

Kozalakları çok sevdim, gerçi şehirde kozalak bulmak pek kolay olmuyor ama işte buldukça toplamak lazım, topladıkça da değerlendirmek lazım. Aslında hiç bir şey yapmadan bile oldukları gibi kozalakları salonunuza koyabilirsiniz.

Size sarılıp öpecekmiş gibi duran Kozalak Adam'ın size bir mesajı var; "Size sağlık, mutluluk, huzur ve sevgi dolu, muhteşem bir 2017 dilerim. Sizi çok seviyoruum. :))

24 Aralık 2016 Cumartesi

Büyülenmiş Adam - Sommerset Maugham

Yazarın daha önce Renkli Peçe romanını okumuştum. O roman o kadar hoşuma gitmişti ki yazarın başka kitaplarını da okumak aklımdaydı. 'Ay ve Altı Para' veya diğer adıyla 'Büyülenmiş Adam' yazarın çok bilinen bir başka romanı. Yazar bunu 1919 yılında yazmış. Benim okuduğum versiyonu Akay Kitapevi'nden 1944'de çıkan baskısı. İncecik karton kapağı olan bu kitap şu an parça parça:)

Renkli Peçe yazımda kısaca yazar hakkında vermiş olduğum bilgiyi buraya da almak isterim;
"Somerset Maugham 1874-1965 yılları arasında yaşamış, oldukça üretken bir İngiliz yazarıdır. Çağdaşlarının aksine süslü değil sade bir yazım tarzını benimsemiş olduğundan belki de çok okunan bir yazardır. Daha çok insanların hikayelerinden etkilenmiş ve eserlerinde de farklı hayat hikayelerine yer vermiştir, eserleri pek çok kez sinemaya uyarlanmıştır. Renkli Peçe de kendisinin bilinen ve sevilen bir eseridir."

Büyülenmiş Adam'ın başında çevirmeni İhsan Cemal Karaburçak'ın (kitabı Bedii Karaburçak ile birlikte çevirmiş) çok güzel bir önsözü bulunuyor, kitabın anlaşılmasına katkıda bulunan bir yazı. Kitap başka bir isim altında ünlü Fransız ressam Gauguin'in hayatını anlatıyor, tabi gerçek nerede bitiyor kurgu nerede başlıyor, ressamın gerçek biyografisini okumadığım için bilemiyorum. Yazar Strickland isminde İngiliz bir adamın iki çocuğunu, güzel karısını, mesleğini, sosyal statüsünü bir kenara atarak herkese boş bir hayal olarak görünen ressam olma sevdasının peşine düşüşünü anlatıyor, yazarın romana verdiği orijinal "ay ve altı para" da bunu anlatıyor aslında, bir tarafta aya benzetilen ulaşılmaz hayaller diğer tarafta süfliliği vurgulayan altı para. Anlatıcımız ise onun hayatını kaleme almak isteyen bir yazar. Strickland önce beş parasız Fransa'ya gidiyor. Bu arada yazar çoğunlukla yan karakterler üzerinde de durarak onların hayatlarını da anlatmış. Örneğin Madam Strickland, başlarda yazar ve Madam Strickland'ın aşk yaşayacağını düşünmüştüm mesela, veya ressam Stroeve... Strickland bir çok insanın hayatını darmadağın ediyor, çok tuhaf karakterli bir adam. Üstelik onun tüm sanat aşkına rağmen kimse onun resimlerine değer vermiyor, hatta çirkin buluyor. Ama o yılmıyor, sanat aşkıyla bu sefer Tahiti'ye , orada yaşadıkları da çok ilginç. Ama sonuçta sanatı, sağlığında hiç takdir görmüyor, öldüğünden sonra anlaşılıyor kıymeti, ve çok zor koşullarda yaşıyor.

Kitabı beğendim diyebilirim, açıkçası beni çok etkilemedi, nedense kitabı net bulmadım, kabaca gerçek bir sanat aşığı olan adamın yaşadığı zorlu hayat ve başkalarına bu uğurda yaşattıkları gibi, diyebilirim. Ama yan karakterlerden ziyade sanatçının yaşadığı ilginç şeylere odaklanmayı tercih ederdim. Her ne kadar bu kişiler romandaki yazarın Strickland'ın hayatını yazacağı kitap için ressamla ilgili hatıralarını anlatıyor da olsalar bana romanın derinliğini azalttıkları izlenimi verdi, Strickland'a yakınlaşamadım yani. Yine de ilginç bir kitaptı. Keyifli okumalar dilerim.

18 Aralık 2016 Pazar

Merih’te Panik – Robert Heinlein

Robert Heinlein ünlü Amerikan bilim kurgu yazarı, hatta bilim kurgunun öncülerinden, bir klasik. Ben kitabın Merih’te Panik ‘in Atak Yayınevi’nden çıkan baskısını okudum, yayın yılı…. Eser daha önce Yeni Dünyalar yayınevi’nden Merihten Saldıranlar adıyla çıkmış. Kitabın adı her ne kadar Merih’te Panik olsa da aslında Merih’te panik falan yok, neden böyle bir isim tercih etmişler anlamadım, zaten kitabın orijinal ismi The Puppet Master.

Kitabımız 192 sayfa. Konusu şöyle, 2017 yılındayız, ajan Sam özel olayları araştırmakla görevlidir. Teşkilat şefi son olarak onu insanların sırtına yerleşen uzaylı parazitlerle mücadele etmekle görevlendirmiştir, bu davada ona Mari isimli son derece güzel ve becerikli kadın ajan eşlik edecektir. Ancak konuyu araştırmak da çözmeye çalışmak da son derece zordur, çünkü iri bir sıçan boyutundaki parazitler kurbanların sırtına yerleşmektedir, ve giysilerin altından bunun görülmesi çok zordur. Üstelik bu parazitler kurbanların beyinlerindeki bütün bilgilere erişip onları istedikleri gibi idare edebilmektedirler. Sam ve Mari dünyayı bu parazitlerden kurtarmak için ellerinden geleni yaparken aşka düşmekten de kurtulamazlar…

Hemen her yerde rastlayabileceğiniz türden Mayk Hammer soslu bu bilimkurgunun sanırım özelliği türünün ilk örneklerinden bir klasik olması, bu açıdan denenebilir. Keyifli okumalar dilerim.

Resim:http://www.x-bilinmeyen.net/mynet_resimlerim/merihte_panik.k.jpg

13 Aralık 2016 Salı

Alsancak Börekçisi – Sadık Yemni

Sadık Yemni anlatımını sevdiğim bir yazar. Açıkçası Alsancak Börekçisi’ni alırken konusunu çok bilmiyordum, hem ismi hem de kapağı çok hoşuma gitmişti. Kapakta görüldüğü gibi yağlı boya bir resim kullanılmış, kapak tasarımını yapanın ismi var ama kapaktaki resmin kime ait olduğu yazmıyor. Kitabımız, Alsancak Börekçisi, Nar Kitap’tan Ekim 2013’te çıkmış, 151 sayfa. “Özgürlükler şehri Amsterdam’da Euro Türkiyelilerin Hikayesi” alt başlığına sahip kitabın türü “anı-roman” olarak belirtilmiş.

İzmir’li Sefer, 70’li yılların ortasında okumak için Amsterdam’daki dayısının yanına gider, tabi hayatını sürdürebilmek için para da kazanması gerekmektedir, burada önce dayısının konfeksiyon atölyesinde çalışır sonra da yine dayısının ortak olduğu börekçide çalışır. O kadar yoğun çalışmaktadır ki hayat hiç anlamadan geçip gitmektedir. Ancak börekçide çalışmak ona birçok türde insan tanıma fırsatı sunmaktadır. Özellikle Amsterdam’daki hemen hemen bütün Türkler için börekçi bir buluşma, tanışma mekanıdır. Anlatıcımız Sefer özel hayatından da bahseder, kız arkadaşlarından, kaldığı evden ve evini paylaştığı ev sahibi Romano’dan da.

Yazarımız Sadık Yemni de 1975 yılında kahramanı Sefer gibi dayısının yanına Amsterdam’a gitmiş ve 1975 yılından beri de orada yaşamaktaymış. Sefer gibi o da pek çok işte çalışmış, hatta ilk romanını köprü bekçiliği yaparken geçirdiği sıkıcı saatlerde yazmış.

Alsancak Börekçisi yazarın eğlenceli diline rağmen maalesef beni çok cezbetmeyen bir kitap oldu, belki de içerdiği konular ilgimi çekmediği için. Kitabın sonu ise aceleyle bitirilmiş gibiydi, keşke örneğin Sefer’in börekçideki son gününü anlatarak bitirseymiş yazar, dedim. 70’lerde Avrupa’daki Türklerin hayatını merak ediyorsanız beğenebilirsiniz, keyifli okumalar dilerim.

8 Aralık 2016 Perşembe

Kaçan Ayna – Giovanni Papini

Kaçan Ayna’yı uzun zaman önce sevgili blogger arkadaşım Deep Tone yazmıştı (yayının linkini vermek isterdim ama ilgili yazısını silmiş sanırım:), kendisi her zaman böyle orijinal kitapları keşfeder, bloguna göz atmak isterseniz; www.sadevederin.blogspot.com. Bu kitap da, o yazdığından beri okuma listemdeydi. Kaçan Ayna daha önce Dost Kitabevi’nden çıkmış, yine “Babil Kitaplığı” dizisi şeklinde, tabi uzun yıllar önce, zaten Kaçan Ayna, Nadir Kitap’ta oldukça yüksek fiyata satılıyordu. Bu yıl Babil Kitaplığı, Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yeniden basılmış. Ben Babil Kitaplığı’ndan Katip Bartleby’ı uzun yıllar önce okumuştum. Babil Kitaplığı’nın özelliği ise bu seriyi Jorge Luis Borges’in hazırlamış ve kitaplara önsöz yazmış olması.

Önce Papini’den bahsedeyim, kitabın başında verilen bilgiye göre İtalyan yazar 1881-1956 yılları arasında yaşamış. Kütüphanecilik, öğretmenlik yapmış, felsefe ve edebiyata yakınlık duymuş, öyküler ve edebiyat eleştirileri yazmış. En meşhur eserlerinin başında Gog geliyor, bu eser birinci dünya savaşı sırasında servet edinen bir Amerikalı milyarderin dünyayı gezme serüvenini konu alıyor. Yazarın hayatından şu cümle de enteresan; “Ülkesinde yükselen faşizmi destekleyen yazar, savaş sonrası değişen siyasi ve kültürel iklimde unutuldu.”

103 sayfalık kitapta 10 hikaye bulunuyor, bu hikayelerin özelliği sıradan hayat içinde deneyimlenen fantastik gariplikler içermesi, ama bu hikayeler aslında sadece o garip olaya odaklanmıyor, o olayların gerisindeki felsefi konuyu da düşünmeye itiyor sizi. Benim en çok ilgimi çekenler ilk hikaye olan Havuzda İki Yansı, Kimsin Sen? ve Ödenmeyen Gün.

Havuzda İki Yansı da kahramanımız bir gün havuzda kendisinin yansımasına bakarken yıllar önceki halinin de yansımasını görüyor ve yıllar önceki haliyle arkadaş oluyor ama kendisini o kadar sığ ve dayanılmaz buluyor ki, ondan kurtulmak istiyor. Gerçekten çok ilginç bir düşünce bu ve de bana kalırsa doğru. Kimsin Sen? de ise kahramanımızı aniden kimse tanımaz oluyor. Ödenmeyen Gün’de yıllar önce gençliğinde hayatının bir senesini hasta bir kıza bağışlayan kadın, verdiği borcu taksit taksit geri alıyor ve yaşlılığın uzun ayları arasında gün gün gençliğine geri dönüyor…
Kitaptan oldukça keyif aldım, dediğim gibi sizi sık sık durup düşünmeye zorluyor. Değişik bir şeyler okumak isteyenlere tavsiye ederim, keyifli okumalar:)

7 Aralık 2016 Çarşamba

Hikmet Hükümenoğlu Söyleşi ve İmza Günü !!

Bu pazar çok sevdiğimiz yazar Hikmet Hükümenoğlu Kuzguncuk'ta Nail Kitabevi'nde son romanı Körburun'u anlatacak ve romanını imzalayacak. Çok keyifli olacağını tahmin ediyorum, müsaitseniz sizi de bekleriz:)

6 Aralık 2016 Salı

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama


Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.


YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.


YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.


haydar-colakoglu


YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 


haydar-colakoglu-teb-genel-mudur



Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;


“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.


YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 


Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.


haydar-colakoglu-yolo-turkiye


Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.


Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”


GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.


 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Aralık 2016 Cuma

Fimo İle Minyatür Kupa

Fimo hamurları çıkalı, meşhur olalı herhalde en az 10 yıl olmuştur. İlk çıktıklarından ben de hevesle kavanoz kapakları, resim çerçeveleri süslemiştim fimoyla ama doğrusu fimodan obje yapmak nedense aklıma gelmemişti. Geçenlerde youtube'da gezinirken çok hoş bir videoya rastladım ve ben de denemek istedim. Hemen gittim uzun yıllar sonra ilk kez fimo aldım. Fimolar inanılmaz pahalılanmış tabi, şok oldum, neyse ki bir sepette indirimlileri satılıyordu, şansıma onlar arasında istediğim renkleri bulabildim. Ama zaten işinizi bitirdikten sonra akrilik boyayla istediğiniz renge boyayabilirsiniz, bu da sonradan aklıma geldi.


Evet, minyatür bir sıcak çikolata kupası yaptım, üzerinde kreması, marshmellowları, kenarında süs şekerleriyle çok şirin bir şey oldu. Ama videoda yapılan kadar güzel olmadı tabi:) Videoda çok kolaymış gibi görünüyor, 10 dakikada yapılacak bir şeymiş gibi, ama gelin görün ki öyle kolayca pürüzsüz bir yüzey elde edilemiyor, benimki Kaptan Mağara Adamı'nın kupası gibi oldu:)))


Neyse bir şekilde yaptım, kupanın sapı da fırında aşağı doğru inmiş, üstteki kremanın beyaz fimosu pişince hafif şeffaf ve sarımtırak oluyor, onu da beyaza boyadım, en son hepsinin üstüne de cila sürdüm. Videodaki gibi sıvı fimo kullanmadım, onun küçük bir şişesi 40 TL'ydi, zaten kremadan benim fincanın içi gözükmüyor. Yine de şirin oldu, masamın üzerinde bu şirin fincana bakmak beni mutlu edecek..:)



Video linkleri :https://www.youtube.com/watch?v=RJSxHSBfKy8&t=16s
https://www.youtube.com/watch?v=tTWTxMmM8EM