Hikaye

Severek takip ettiğim Vladimir blogunda bir post yayınlamıştı. Onun yazısından ilhamla ben de aşağıdaki hikayeyi yazdım, yazarken de oldukça eğlendim. Kendisine bu güzel etkinlik için teşekkür ederim:)

Eflatun Kedi

Kedinin kürkü eflatuna çalıyordu ve işin garibi benden başka kimse bunu fark etmemişti. Oysa, Aysun’un küçük salonunda toplam 8 kişiydik. Belki gece olduğu için salonu ışıl ışıl aydınlatan beyaz ışık gözlerimi yanıltıyordu, ama yok canım küçük pufun üstünde yatan bu ilk defa gördüğüm kedinin kürkü basbayağı eflatundu işte.

“Sevil? Sen nerdesin? Bak Mert ne almış bana?”

O akşam Aysun’a yeni taşındığı evi için “hayırlı olsun” a gitmiştik. Hiç kopmadığımız bu üniversite arkadaş grubu olarak birbirimize çok bağlıydık. Aysun bana Mert’in aldığı rüzgarlığı gösteriyordu. Aysun en yakın arkadaşım değildi ama bana çok düşkündü. Birbirimizi iyi tanırdık. Zaten o yüzden çok şaşırmıştım bu kediyi görünce, çünkü benim aksime o, kedilerden hiç hoşlanmazdı.

“Bakalım sırada kimin hediyesi var? Bu kiminki? Sedat seninki mi? Ay neden bu kadar zahmet ettiniz ya, hediyeye ne lüzum vardı, gelmeniz yeterdi.”

Hepimiz elimizde Aysun’un hazırladığı aperatiflerle dolu tabaklarımız kucaklarımızda bir köşeye oturmuş aldığımız hediyelerin açılışını seyrediyorduk.

“Alem çocuksun Sedat, yine kendin gibi orijinal bir şey bulup almışsın.”
O şirin tasarım ürünler satan mağazalardan birinden alınmış oyuncak bebek şeklindeki rendeyi havaya kaldırmış gülüyordu Aysun, hepimiz eğlenceli gülüşlerle karşılık verdik. Yanımda oturan Eda,

“Ay ver bakayım şuna,” diye uzandı rendeye.
Sedat kendini beğenmiş bir şekilde gülüyordu, sırf bize üstünlük taslamak için şu rendeye dünyanın parasını bayıldığına şüphem yoktu. Rendenin yarattığı karmaşa sürerken benim aklım hala kedideydi. Hemen karşımda duran pufun üstünde, başı diğer tarafa dönük yatıyordu. Ama birden, gözümü ona diktiğimi fark etmiş gibi başını kaldırıp bana baktı. Gri-eflatun tüyleri uzun uzundu. Kedileri severdim ama bu bir garipti. Göz gözeydik ve rahatsız olmuştum. Bana kötü kötü bakıyordu, bıyıklarını oynatmaya başladı, ama hani anneler kalabalık bir ortamda çocuklarına ağızlarını büzerek bir şey anlatmaya çalışırlar ya, sanki o da öyle bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Bunu benden başka fark eden var mı diye etrafıma baktım. Herkes başka bir hediye hakkında konuşmaya, gülmeye devam ediyordu. Kediye tekrar baktığımda odadan çıktığını gördüm. Daha adını bile bilmiyordum, ama benim hediyem çoktan açılmış olduğundan tabağımı oturduğum yere bırakıp onun peşinden odadan çıktım. Mutfağa girmişti. Yüzünü bana döndü ve durdu. Ben de mutfağa girdim, onun kapıyı işaret etmesi üzerine arkamdan kapıyı kapattım.

“Vaktim az,” dedi.
Kedi konuşmuştu, sesi insan sesine benzemiyordu, bir kedinin konuşacağı gibi konuşuyordu.

“Kimliğim ortaya çıktı sanırım,” dedi. Bazı harfleri tam söyleyemediği için onu çok net anlayamıyordum tabi. Çok şaşırmıştım ama onda bir gariplik olduğunu da baştan beri anlamıştım.

“Kimliğin mi?,” dedim.
“Evet canım, kediler bir haftaya kalmaz dünyayı ele geçirecek, sana bunu kedileri sevdiğin için ve benim kim olduğumu anladığın için söylüyorum,”
“Evet seviyorum tabi ama..”, dedim, sözümü kesti.
“Bir şekilde her eve sızdık,”
“Biliyorum, bende de iki tane kedi var, zaten Aysun’un bile evine sızdıysanız artık…”
“Hiç kolay olmadı, her neyse…”

“Sevil?”
Aysun mutfak kapısından sesleniyordu.

“Sevilcim kimle konuşuyorsun? Bir şey mi istedin?”

Utanmıştım, mutfakta kapı kapalı bir şekilde durmuş kediyle konuşuyordum çünkü.

“Evet canım çay almaya kalkmıştım.”
“Ha, öyle mi? Bardağın dolu bir şekilde salondaydı da…”, dedi.

Hala aptal gibi ayakta dikilirken kapıyı açmayı akıl ettim,

“Ah salonda mı bırakmışım,” deyip elindeki dolu ve soğuk çay bardağını aldım.
Gözüm yerde hala bana bakan kediye ilişti, acaba Aysun’a söylese miydim kedisinin sinsi planını? Biraz tehditkar mı bakıyordu yoksa yerden bana?

“Canım, sen iyi misin? Yüzün bembeyaz. Sedat kalkıyor şimdi, istersen seni eve bıraksın?”

Cadı karı beni kovuyordu şu an galiba. Ben gideyim ona en pahalı şekerliği alayım, o ise türlü bahanelerle beni evinden kovmaya kalksın. İşte o an karar verdim, hiçbir şey söylemeyecektim ona, varsın kediler dünyayı ele geçirince öğrensin her şeyi, hem kedileri sevmez bile. Benimse içim rahattı, onları seviyordum ve dünyayı ele geçirmeleri canımı sıkmazdı.

“Peki canım”, dedim suratsız bir şekilde. Herkesle vedalaşıp gösteriş budalası Sedat’ın pahalı arabasına kuruldum. Ona da bir şey söylemeyecektim tabi. Yolda ondan bundan, o saçma rendeden bahsettik.

“Sevilcim seninle pek görüşemiyoruz aslında, bugün de konuşma fırsatı bulamadık doğru düzgün, iyisin değil mi?”, dedi en son.Cevaben hadsizin pahalı arabasının kapısını hızla çarptım inerken.

İşte böyle can sıkıntım tavan yapmıştı eve girdiğimde, bütün olup bitenleri bir çay eşliğinde anneme sayıp dökmenin hayalini kuruyordum. Ama anlaşılan bugün baştan sona kötü bir gün olacaktı.
“Ah anne bir çay koy da neler oldu anlatayım sana,” dedim çantamı televizyonun karşısındaki koltuğa savururken.
“Dur sen önce benim sorumu cevapla,” dedi eli belinde.
“Niye kaç gündür hapını almıyorsun kız sen?”


19 yorum:

  1. Harika bir şey bu, inanılmaz. Öylesine bir cümlenin ardından koskocaman, bir hikaye çıkması, nerelerden geçip nereye bağlanması inanılmaz bir şey. Çok teşekkürler. Eline sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun beni çok mutlu etti, çok teşekkür ederim:) Yazması çok zevkliydi, esas ben teşekkür ederim ilham verici etkinliğin için, yine yap, sevgiler:)

      Sil
    2. Kesinlikle devamını düşünüyorum. Not defterim böyle başlamış devamı gelmemiş cümleler ile dolu zira :) Dergi projemi hayata geçirme aşamasına geldiğimde böyle bir etkinlik yapıp arzu edenleri dergiye öyküleri ile katılıma davet edebilirim hatta. İyi günler.. Sevgiler. :)

      Sil
    3. Harika gerçekten, gelişmeleri merakla bekliyorum o zaman, görüşmek üzere:)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Narda'cım:)

      Sil
  3. ne güzel olmuş bu öyküü. harika fikir ve harika öykü. Hem vladimir'e hem de sana kocaman bir alkışş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, beğenmenize sevindim, sevgiler:)

      Sil
  4. mor kedi olur mu hiç
    eğer üzerine boya dökmemiş ise veya annesinin boyalarında içmemiş ise
    her ne ise gerçekleri görmeye başlayalım artık yıl 2014

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eflatun efendim:) Hikaye bu ya oluyor işte:))

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Gülseren Hanım:)

      Sil
  6. Son cümleye bayıldım. Hikayeye de öyle... Blogunuzu tesadüfen buldum ama hikayelerinizin devamı gelir inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok naziksiniz çok teşekkür ederim, yorumunuz beni çok mutlu etti, sevgiler:)

      Sil
  7. Waaow boşuna dememişler insanları tanımak kolay değil diye:)) İnanamıyorum sana hatice abla bu senmisin:)) süper ötesiymişsin nasıl böyle her yere yetişiyorsun sana bir kez daha hayran kaldım şimdi:) Amanınn booov süper hikaye bu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) Ben benim de Hatice Abla değilim:)) çok teşekkür ederim:)

      Sil
  8. Waaow boşuna dememişler insanları tanımak kolay değil diye:)) İnanamıyorum sana hatice abla bu senmisin:)) süper ötesiymişsin nasıl böyle her yere yetişiyorsun sana bir kez daha hayran kaldım şimdi:) Amanınn booov süper hikaye bu:)

    YanıtlaSil
  9. Güzel paylaşımlarda bulunmuşsunuz. Hikayeleriniz ve kalemini dikkatini çekti. Umarım takipçiniz olurum. Size tanıdığıma memnun oldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdullah Bey zaman ayırıp okuduğunuz, yorum yaptığınız için çok teşekkür ederim, ben de çok memnun oldum:)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...