24 Haziran 2019 Pazartesi

Ne Güzel Bir Hiçlikti Aşk - Neslihan Acu

Bu yazarı sevgili Deep Tone sayesinde keşfettim, daha önce Artık Ayrılsak Diyorum isimli romanını okumuştum ve çok beğenmiştim. Gerçekten kadın ruhunu çok iyi anlayan ve romanlarını da bu şekilde yazan bir yazar.

Epsilon Yayınları'ndan Mart 2006'da çıkmış bu kitap, 310 sayfa ve bir solukta okunuyor. Roman 80'lerde geçiyor. Kahramanımız Aysel, güzel sanatlar fakültesinde mimarlık okumuş. Annesi o küçükken çekip gitmiş, babası da iflas edince kızını üvey kızkardeşine bırakıp sözde para kazanmak üzere yurt dışına gidiyor. Aysel bir başına kalakalıyor. Bu sıralarda Beyoğlu'nda entellerin takıldığı Mahzen Bar'a takılmaya başlıyor, orada kendisinden birkaç yaş büyük olan (aslında eğitimsiz ve beş kuruşsuz) son derece etkileyici ve uyanık bir adam olan Tarık ile tanışıyor. Tarık tam bir serseri (aslında daha fazlası da...), kendisini hiç gizlemiyor, Aysel'e onunla (ve aslında tüm kadınlarla) sadece cinsellik içim ilgilendiğini çok açık anlatır. Aysel önceleri onu tersliyor ama sonunda ona kapılıyor. Çok garip, fırtınalı bir ilişki yaşamaya başlıyorlar...

Kitaba bayıldım. Tarık öyle bir karakter ki, son derece korkunç biri olmasına rağmen, Uğultulu Tepeler'in Heatcliff'i gibi etkiliyor insanı... Gerçekten etkileyici bir kitap, tavsiye ederim, keyifli okumalar..:)

17 Haziran 2019 Pazartesi

Bir Ölünün Hatıra Defteri - Halid Ziya Uşaklıgil


Halid Ziya Uşaklıgil çok sevdiğim bir yazar, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Yaz Yağmuru, Bir Hikaye-i Sevda isimli roman vev hikaye kitaplarını okumuştum. Bu kısa romanının da aşkı ve arkadaşı arasında kalmış bir adamın hikayesi olduğunu öğrenince hemen okumak istedim.

Karbon kitaplardan çıkan baskısını okudum, Hüseyin Işıklar tarafından sadeleştirilmiş. Karbon Kitaplar’ı seviyorum, tasarımı ve kalitesi güzel, ayrıca baskı hatası da olmuyor. Ancak mesela basım yılını göremedim, yazar ve kitap hakkında başında kısa da olsa bir bilgi olsa çok güzel olacak. İnşallah ileride bunları da eklerler kitaplarına.

Gelelim romanımıza; 132 sayfalık kitabımızda, Vecdi küçük yaşta annesi ve babasını kaybeder, bunun üzerine halası ve onun kendisinden 4 yaş küçük kızı Nigar ile bir aile gibi birlikte yaşamaya başlarlar. Vecdi okula başlayınca Hüsam ile arkadaş olur. Böylece Nigar, Vecdi ve Hüsam her tatillerini birlikte geçirmeye başlarlar. Zamanla Vecdi’nin Nigar’a karşı duyguları değişir, hele halasının bir sözü onu çok etkiler. Ama Nigar ne hissetmektedir?

Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Türk filmi tadında bir kitaptı, zaten yazarın dili o kadar güzel ki beğenmemek mümkün değil. Türk edebiyatı okumak isteyenlere tavsiye ederim. Keyifli okumalar....


10 Haziran 2019 Pazartesi

Umacı - Hanzade Servi



Hanzade Servi’nin daha önce Hortlaklar Geçidi, Kumdan Salıncak, Karamel Kokulu Öykü Okulu, Hayalet Tozu ve Ezo ile Ölü Yazar isimli kitaplarını okumuş, hepsini de çok sevmiştim. Tudem Yayınları’ndan çıkan pek çok çocuk kitabı bulunuyor yazarın. Umacı 2013’de çıkmış ama 2014 ve 2016’da yeniden basılmış (hepsinde 2000’er baskı!). Kitabı Sedat Girgin resimlemiş, kitaba çok uygun olmuş bu çizimler.

Kahramanımız Topaç 8 yaşında bir ilkokul öğrencisi, bir gece dolabının içinden umacı çıkınca korkudan ne yapacağını şaşırıyor. Ama umacısı Gırrgor’u tanıyınca herşey değişiyor. Sonra Topaç ve Gırrgor birbirlerinin en iyi dostu oluyorlar. Olaylar bu kadar basit değil tabi; Can, Mert, Gül, Lamia Hanım, psikolog Nadir Bey ve tabi ki diğer umacılar kitabın diğer renkli karakterlerinden bazıları...

Yine çok tatlı bir kitaptı, biraz Canavarlar Şirketi’ni hatırlattı ama o kadar olur... Ama okuduğum diğer iki kitabı daha çok beğendim. Yazarın okumadığım diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak üzere listeme ekledim. Size de tavsiye ederim, keyifli okumalar:)


3 Haziran 2019 Pazartesi

Büyük Sihir; Korkularını Aş, Yaratıcı Yaşa! -Elizabeth Gilbert



Merhaba! Kitaba geçmeden önce; nasılsınız? Beni sormayın, uzun zamandır bayağı yoğun ve yorgunum:) Neyse yine kitap okuyacak zaman bulabiliyorum, genelde hafta sonu yerimden kıpırdayacak halim olmadığından oturduğum yerde okuyorum işte:)) Yazılarımı da hep önceden yazıp programlayıp koymuştum... Bunun üstüne, bir de internet arızası vardı uzun bir süre, ben de telefonun interneti ile idare ettim, tabi o da sınırlı... Dolayısıyla yorumları yayınalyamadım ve cevap yazamadım, kusura bakmayın:( Neyse çok şükür internet geldi. Ben yorumlarla ilgilenmesem de beni yorumsuz bırakmadığınız için çok çok çok teşekkür ederim. Geç cevaplarım için de kusura bakmayın...İade-i ziyaretlerimi yapmaya çalıştım, kusura bakmayın eksiklerim varsa:) Çok teşekkür ederim tekrar:) <3 font="">

Gelelim kitabımıza, Doğan Kitap’tan Ocak 2016’da çıkan kitabımızı, İngilizce’den Begüm Kovulmaz çevirmiş. 259 sayfalık kitabı %50 indirimde görünce, ve sevgili blogger arkadaşım Biblio’nun da tavsiye ettiğini görünce hemen aldım. Elizabeth Gilbert, bütün dünyada best seller olan Ye, Sev, Dua Et’in yazarı, bu kitabında kendi tecrübelerinden yola çıkarak yazar olmak isteyenlere tavsiyelerde bulunuyor. Kitap 6 bölümden oluşuyor, cesaret; sihir; izin vermek; kararlılık; güven ve son bölümümüz kutsallık. Bu ana bölümler de  kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Sohbet havasında yazılmış kitabı okumak çok kolay. Yazarın anlattıkları ve verdiği örnekler çok ilginç. Açıkçası başta bana fazla basit gelmişti ama son derece ilham verici. Bahsedilen sihir adeta elle tutulabilecek nitelikte, yani “var böyle bir şey”:))) Kitabı kısaca özetlemem gerekirse “yazar olmak isteyenler; çok çalışın, pes etmeyin, bu işi fazla ciddiye almayın ve bel bağlamayın, çalışın ve gerisini evrene bırakın”. Basit ve hafif görünüşünün altında bence önemli bir kitap... Keyifli okumalar dilerim.


27 Mayıs 2019 Pazartesi

Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald



Romanı sanırım üniversitede İngilizce okumuş ve çok beğenmiştim. Sonra 2013’de Baz Luhrmann romanı yeniden filme aldı. Romanın 1969 yapımı film uyarlamasını da çok önce izlemiştim, ama bu haline bayıldım, muhteşem bir uyarlamaydı, çok uzun süre etkisinde kaldım, sürekli filme ait şarkıları dinleyip durdum, -hala da dinliyorum:)-. Filme bayıldığım için Artemis Yayınları’nın filmin afişiyle bastığı baskıyı görünce, kitabın Türkçesini de okumamış olduğumdan, hemen aldım. İlk baskısı kasım 2012’de, ikinci baskısı haziran 2013’de olmuş. Popüler Klasik Artemis serisine ait bir kitap... Kitabın grafik tasarımı şahane, arka iç kapakta yazarın bir resmi ve hakkında kısa bilgi var.

201 sayfalık kitabın konusu çoğu kişi tarafından biliniyordur sanırım. Long Island’ın East Egg bölgesine verdiği muhteşem partiler ve gizemli geçmişiyle Gatsby adındaki adam damgasını vurmuştur. Adanın diğer tarafında yaşayan göz kamaştırıcı zenginlikleriyle ünlü Tom ve Daisy Buchanan çifti ise bu yeni adama kayıtsız kalmışlardır. Ama Gatsby’i buraya atan rüzgar tesadüf değildir. Beş yıl boyunca yüreklerde canlı tutulan aşkın ateşidir. Anlatıcımız Nick Carraway’ın buaradaki rolü büyüktür, çünkü o hem Daisy’nin kuzeni, hem de Gatsby’nin komşusudur...

Bu aşkı bu kadar etkilyici kılan, içindeki trajediler... Kurgu kesinlikle çok etkileyici. Ayrıca caz çağında yaşamış olan Fitzgerald bu kitabında da çağın güzeliklerine romanında başrollerden birini vermiş. Kitap kesinlikle çok güzeldi, hatta Murakami “hayatımın en önemli kitabı,” demiş bunun için... Fitzgeralde 1896’da doğmuş ve 44 yaşında kalp krizinden ölmüş. Eşi Zelda ile fırtınalı, oldukça inişli çıkışlı bir aşk yaşamış. Dediğim gibi çok güzel bir kitaptı amaa, ama filmi bence çok daha etkileyici ve romana son derece sağdık, çok başarılı bir uyarlama. İyi okumalar, keyifli seyirler dilerim...:)


20 Mayıs 2019 Pazartesi

Karamel Kokulu Öykü Okulu - Hanzade Servi



Hanzade Servi’yi çok sevdiğimi önceki yazılarımdan hatırlayabilirsiniz. Harika çocuk ve genç romanları yazmış olan yazar, bu kez yazmayı seven çocuklara güzel bir öykü nasıl yazılır onu anlatıyor. Oldukça sistematik olan kitapta, okurlar karamel kokulu öykü okulunun öğrencisi olup sıraları dolduruyorlar ve yazarın eğlenceli alıştırmaları, örnekleri ile mezuniyete doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyorlar:)) Kitabın sonunda diploma bile var:)

Tudem Yayınları’ndan Kasım 2018’de çıkan kitap 204 sayfa, içindeki ilüstrasyonları Mert Tugen yapmış.

Ben kitabı çok sevdim, sadece çocuklara değil aslında yazmayı seven herkese hitap ediyor kitap. Yazmayı seven herkese şiddetle tavsiye ederim. Keyifli okumalar:)


Bkz: https://www.youtube.com/watch?v=fzXOR9tfJmE , bu videoda yazar yeni kitabını anlatıyor:)
İnstagram adresi de: hanzadeservi :)

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Farahnaz’ın Çiçeği - Yaprak Öz


 
Yaprak Öz keşfettiğimden beri sürekli takip ettiğim, çok sevdiğim bir yazar oldu. Romanlarının hepsini okudum. Biliyorsunuz kendisinin şiir kitapları da var ve onlar da oldukça başarılı. Gizem, gerilim yazan yazarımız bu sefer memleketi Zonguldak’ta 70’lerin sonlarında geçen harika bir polisiye yazmış. Üstelik roman hem geçtiği yer hem de geçtiği döneme ait bolca da ayrıntı içeriyor.
 

Yayınevi’miz bu sefer polisiyeleriyle meşhur Oğlak Yayınevi, Maceraperest Kitaplar serisi. 2019 yılında çıkan kitabımız 263 sayfa. Öncelikle kitabı görsel olarak çok beğendim, her bölümün başlığı o bölümde geçen bir giysi tarifinden oluşuyor, kapakta da böyle (muhtemelen bölümlerden birinde tarif edilmiş olan) bir kumaş var, kenarlarıysa zannımda Zonguldak köpürünün isiyle kirlenmiş:) Kapağın iç tarafı ise son bölümde kahramanımızın diktiği giysinin kumaşından oluşuyor, bu ayrıntıya bayıldım:)
 

Gelelelim konumuza, Yıldız Alatan bir mühendis eşi olarak Zonguldak’ta şık bir lojman sitesinde oturan 50 yaşında hoş bir kadındır, hobi olarak başladığı terziliği çok ilerletmiş olup sık sık çevresindekilere birşeyler diker, ayrıca Komiser Kolombo’yu çok sever ve dedektifliğe meraklıdır. Kendisi gibi mühendis eşlerinden oluşan komşularıyla çok samimidir ve boş vakitlerini bu genç hanımlarla geçirir, onların Yıldız Abla’sıdır. Bir gün bu sakin yerden beklenmeyen kötü bir olay yaşanır. Bu olayı çözmek ise Yıldız Hanım’a kalır.
 

Romanı çok sevdim, karakterlerin döneme uygun konuşma tarzları, adetleri, şirin ve şık Kılıç mahallesindeki yaşayış, terziliğe ait detaylar çok hoştu. Kara Hacer’le ve Kevser’le olan diyaloglar çok komikti. Benim beğenimi etkileyen konudan ziyade yazarın işleyişi oluyor, yine sıcacık bir roman yazmış yazar. Kapaktaki “Bir Yıldız Alatan Romanı” ibaresi, giriş kısmında da Yıldız Hanım’ın torunu Berrak’ın söylediği “anneannemin yazmış olduğu bir bavul dolusu roman” sözü ve son bölümde Berrak’ın Suat Bey ile ilgili çok ilginç şeyler öğrendiğini söylemesi bize bu serinin devam edeceğini anlatıyor... Ben tabi ki merak ve heyecanla bekliyorum:) Keyifli okumalar:)

 

 

 

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Üzüm ve Diğer Şeyler - Yaşar M. Taşkale


Bu kitabı tesadüfen Migros'ta buldum ve tabi ki kaçırmadım:) Meğerse çok meşhurmuş Üzüm ve Ryuk:) Yazarımız Yaşar Bey, sevgili kedileri Üzüm (Ryuk'un çok sevdiğim deyişiyle Üzim:)) ve Ryuk'un diyaloglarını yazmış... Kitaba bayıldım, eğer gülmek istiyorsanız ve kedileri seviyorsanız kaçırmayın. Artemis Yayınları'ndan 2016 ocak'ta çıkmış, 375 sayfa.. Aşağıda kitaptan bir kaç sayfa görebilirsiniz...





Ve yazarımız ile kitabı... Bu arada instagramda üzümvediğerşeyler diye bir hesapları da bulunuyor..:)




29 Nisan 2019 Pazartesi

Kuş Odası - Chris Killen


2010 yılında Doğan Kitap'tan çıkan kitabımız ilk çıktığında büyük ilgi görmüştü. Zeynep Tür tarafından çevrilmiş olan kitap 173 sayfa. Yazarın dilimize çevrilmiş başka bir kitabı yok sanırım. Yazar 1981 İngiltere doğumlu. 2007'de blogu ile ödül kazanmış. Bu onun ilk romanı. Konumuza gelirsek, daha çok 30 yaşındaki Will anlatıyor, bir de Helen var, o da aynı yaşlarda bir porno film oyuncusu. Kitap 30lu yaşlardaki birkaç kahramanın -daha çok- cinsel hayatlarını konu alıyor diyebiliriz. Aslında tam olarak cinsel yaşamları da değil, yani bu erotik veya pornografik bir kitap değil kesinlikle. Yalnız kahramanlar biraz sıradışı, Will hayata küsmüş garip bir adam, Alice onun ilk sevgilisi ve Will onu elinden kaçırmaktan korkuyor. En büyük rakibi ise adaşı ve yakın arkadaşı ressam Will. Bir de işte hikayenin bir ucunda Will'in bir yetişkin sitesinde tanıştığı ve Alice'e benzetmeye çalıştığı Helen var. Kitap idare eder diyeyim, okunuyor ama daha fazlası değil bence... Keyifli okumalar dilerim... 


22 Nisan 2019 Pazartesi

Ezo ile Ölü Yazar - Hanzade Servi




Yazarın daha önce Hortlaklar Geçidi isimli kitabını okumuştum, aslında o kitabını da içinde Maria Brozozowa’nın ilüstrasyonları olduğu için okumak istemiştim. Kitap hem içeriği hem çizimleriyle çok hoşuma gitmişti. Bu kitabını da tesadüfen aldım. Altın Kitaplar’dan çıkan Şubat 2017 (2. basım) basımını okudum. 126 sayfalık kitabın ilüstrasyonlarını Berk Öztürk yapmış, kitaba yakışan hoş çizimler gerçekten.


Kitabın konusuna geçmeden kısaca yazardan bahsedeyim, 1978 doğumlu, pek çok çocuk kitabının yanısıra bir de romanı var. Ama çocuk kitaplarını da her yaştan insan keyifle okuyabilir. Tür olarak da dram öğeleri taşıyan konuları bile gizemli ve mizahi bir üslupla ele aldığını söyleyebiliriz.


Ezo anne ve babasını bir kazada kaybedince, Bozorman kasabasında anneannesiyle yaşamaya başlar. Ama hem anneannesinin huysuzluğu hem de evlerinin çatı katında yaşayan hayalet yazar nedeniyle pek de keyifli değildir. Ayrıca konuşmuyor olması da işleri kolaylaştırmamaktadır.


Kitabı çok sevdim, hatta bazı yerlerde gözlerim doldu, yazarın diğer kitaplarını da okuma listeme ekledim. Mutlaka okumanızı öneririm, hele çocuklarınızın çok seveceğine eminim. Keyifli okumalar...



15 Nisan 2019 Pazartesi

Gökyüzü Çocukları - Katherine Rundell


Bu kitabı severek takip ettiğim Kağıt Salıncak sayesinde keşfettim. Çocuk kitabı formatında ama çok keyifli bir kitap, bana Küçük Prenses Sara'yı hatırlattı, büyük ihtimalle Paris'teki çatı katından dolayı. Yazarımız Katherine Rundell 1987'li, pek çok ülke gezmiş. Sanıyorum bu kendisinin ikinci kitabı, üçüncü kitabı Feo ve Kurt da bundan kısa süre sonra yayınlanmış.

Domingo Yayınları'ndan şubat 2016'da çıkan kitap 269 sayfa, çevirisi Duygu Dalgakıran'a ait. Öncelikle kitabın kapağına, cildine, iç kapaktaki çello desenlerine bayıldım. Konumuza gelirsek, Sophie minicik bir bebekken bir gemi kazasında Charles tarafından bir çello kutusunun içinde kurtarılır. Yalnız yaşamakta olan Charles onu alır ve büyütür. Ancak Sophie büyüdükçe sorunlar artar, çünkü genç bir kızın bekar bir erkek tarafından büyütülmesi alışılmadık bir durumdur. Sonunda Sophie 12'sine gelince, onun yetiştirme yurduna verilmesi uygun görülür. Tabi bu hem Charles hem de Sophie için kabul edilemezdir. Böylece düşünürler ve ellerindeki tek ip ucu olan çello kutusuna sarılırlar. Kutu onları Paris'e gönderir, böylece bir çatı sakini olan Matteo'nun da karışacağı macera başlar...

Çok hoş bir kitaptı, bir rüya gibi uçucu ve fantastik bir his bıraktı bittiğinde. Çocuk kitaplarını seviyorsanız mutlaka tavsiye ederim, keyifli okumalar:)

8 Nisan 2019 Pazartesi

The Crow, Ölümsüz Aşk - David Bischoff


Merhaba! Öncelikle blogumun doğum günü için gönderdiğiniz güzel yorumlar ve çekilişe katılımınız için çok teşekkür ederim:)
Çekilişimiz talihlisi sevgili *mehtAp oldu. Çok tebrik ederim, yeni çekilişlerde görüşmek üzere:)
***

2001 Yılında Beyaz Balina Yayınları'ndan çıkan kitabımız 314 sayfa. Yayın Yönetmeni Latif Uğurtekin kitaba bir önsöz yazmış. The Crow aslında 1980'li yılların başında James O'barr tarafından çizgi roman olarak yayınlanmış. Yazarımız da onu romanlaştırmış. 1994'te de - Brandon Lee'nin başrolünü oynarken hayatını kaybettiği- filme aktarılmış. Filmini izlememiştim ama yukarıda bahsettiğim olaydan sonra özellikle, kült mertebesine geldi adeta. Kitabın ismi ve 'ölümsüz aşk' ibaresi okumak istememe sebep oldu.

Konusuna bakacak olursak, bana kalırsa çizgi romandan uyarlanmasından kaynaklanan bir tek boyutluluk hali var. Kitapta korku romanları, hikayeleri yayınlayan Tome Yayınları isminde bir yayınevi var, bu oluşum etrafında toplanan gotik bir grup var ki kendileri yasadışı işlere bulaşmkatan çekinmiyorlar. Genç yazar adayı David Marquette de edebiyat sevdasına onlara bulaşmış biri. David, üniversite aracılığı ile ünlü bir yazar olan William Blessing'in asistanı oluyor. Blessing'in genç güzel eşi Amy ile paha biçilemez Edgar Allan Poe koleksiyonu, David'in aklını çeliyor, sonra olanlar oluyor...

Belki doğru düzgün çevrilmiş olsa ilginç olabilirdi bilemiyorum ama bu berbat çeviri nedeniyle okumak bir işkence oldu... Keyifli okumalar dilerim.


1 Nisan 2019 Pazartesi

İyi Ki Doğdun Okuma Günlüğüm! :)

Eveet, bu sene de geldi 1 Nisan, okuma günlüğüm'ün doğum günü, kıymetlim:) 9 yılı geride bıraktık, inanılmaz gerçekten, çok mutluyum, hayatımın en güzel kısımlarından biri sevgili blogum. Çok özel bir yeri oldu her zaman, bu 9 yılda neler neler yaşadım, ama hiç ara vermemeye çalıştım, kötü zamanlar geçirdiğimde gelen güzel bir yorum beni havalara uçurdu. Her zaman söylediğim gibi blogum sayesinde çok değerli dostlarım oldu. Blogum daima hayatımdaki önemli bir mutluluk kaynağım oldu. Kısacası, değerli dostlarım iyi ki varsınız ve okuma günlüğüm iyi ki doğmuşsun ! :)

Çekiliş
Bu güzel günün şerefine daha önce okuyup sevmiş olduğum Niccolo Ammanti'nin SEn ve Ben kitabını (eğer okuduysanız başka bir kitap seçebiliriz:)) ve minik bir kırtasiye paketi hediye etmek istiyorum bir takipçime. Çekilişe katılmak için blogumun takipçisi olmanız ve bu yazıya yorum bırakmanız yeterli. 

Ekstra haklar;
  • Çekilişi herhangi bir sosyal medya hesabında duyurmak 
  • Hoby.ist facebook sayfasını beğenmek
  • Hoby.ist instagram hesabını takip etmek
Lütfen yorumda ekstra haklardan hangilerini yerine getirdiğinizi yazmayı unutmayın:)

Herkese bol şans ve tekrar teşekkür ederim. Talihlimiz 8 Nisan pazartesi günü inşallah açıklanacak. Sevgiler:)



25 Mart 2019 Pazartesi

Beynin Sırları - Pelin Çift, Sinan Canan


Pelin Çift ile Gündem Ötesi Kitaplığı'nın 3. kitabı... Destek Yayınları'ndan ilk baskısını Aralık 2016'da yapmış kitabımız, benim okuduğumsa Nisan 2018'deki 39. baskısı!!

278 sayfalık kitap, Pelin Çift'in Gündem Ötesi programına konuk ettiği Fizyoloji doktoru, aynı zamanda sinirbilim konusunda çalışmalar yapan Prof. Dr. Sinan Canan ile yaptığı söyleşilerden oluşuyor.

Beyin  konusunda hepimizin merak ettiği konular var içinde, neden uyuruz, neden güleriz, yaşlanınca beynimize ne olur, çocuklarımız için ne yaparsak daha zeki olurlar, aşkın fizyolojisi, psikopatların beyni nasıl gibi...

Kitap çok kolay okunuyor ve konular da gerçekten ilgi çekici. Gündem Ötesi kitaplığının diğer iki kitabı da Ayasofya'nın Gizli Tarihi ve Kudüs'ün Gizemli Tarihi. Tavsiye ederim, keyifli okumalar:)

18 Mart 2019 Pazartesi

Burada Kalmak - Sibel K. Türker


Yine sevgili blogger arkadaşım Deeptone'un blogunda bahsettiği güzel kitaplardan biri. Can Yayınları'ndan Nisan 2018'de çıkan kitabımız 240 sayfa. Yazarla ilk tanışmam oldu bu, kendisi 1968 Ankara doğumlu. Hukuk Fakültesi mezunu, pek çok öykü kitabı ve romanı var.

Kitabımızın kahramanı Kutlu 16 yaşında bir lise öğrencisi, annesini küçükken kaybetmiş, babası ve ağabeyi Kutsal ile yaşıyor. Dedeleri Süheyl de onlarla aynı apartmanda yaşıyor. Komşuları Suna Teyze, kızı Melike ve onun kızı Oya'nın da hayatları üzerinde bayağı etkileri var. Kutlu'nun arkadaşı Erdem ve onun ailesinin de kitapta yeri büyük. Kitap Ankara'da geçiyor ve Ankara da kitapta yer tutuyor. Daha çok bir kesit romanı olan Burada Kalmak'ı çok da anlatamıyorum:)

Kitabı çok beğendim, Kutlu çok şirin, sempatik bir çocuk, anlatımını çok beğendim. Keyifli bir kitap, tavsiye ederim, keyifli okumalar:)


11 Mart 2019 Pazartesi

Jamaika Hanı - Daphne Du Maurier

Daphne Du Maurier sevdiğim bir yazar, gerçekten değişik bir tarzı var, sıradan olaylar içinde bile gerilim yaratmayı çok iyi beceriyor bence. Geçenlerde Asalaklar romanını okumuştum. Sanırım yine bir Daphne Du Maurier yazımda, Bücürük ve Ben blogunun sahibesi Müjde Abla önermişti bu kitabı. Ben de hemen aldım tabi:)

Merkez Kitaplar'dan ocak 2008'de çıkan 288 sayfalık kitabı Püren Özgören çevirmiş. Romanımızın kahramanı Mary annesi ölünce istemeyerek de olsa uzaktaki teyzesinin yanına gitmek zorunda kalır. Mary oraya gittiğinde kötü bir sürprizle karşılaşır, teyzesi korkunç bir adamla evlidir, bu adam çevrede adı kötüye çıkmış, kimsenin uğramadığı Jamaika Han'ı işletmektedir ve Mary de orada yaşamak istiyorsa onlara yardım etmek zorundadır. Üstelik kısa süre içinde Mary bu handa kanun dışı işler döndüğünü görür...

Zaman zaman durağanlaşsa da özellikle ters köşe finaliyle sevdiğim bir kitap oldu. 1939'da Hitchcock tarafından filme de çekilmiş. Arka kapakta "modern gerilim türüyle gotik romanı harmanladığı" ve "Jane Eyre ve Uğultulu Tepeler" romanlarıyla karşılaştırıldığı yazıyor. O kadar gotik bulmadım ben romanı açıkçası ama dediğim gibi güzeldi... Keyifli okumalar dilerim:)



4 Mart 2019 Pazartesi

Kıyıdan Uzakta - Mehmet Eroğlu

Çok sevgili blogger arkadaşım Deep Tone Sade ve Derin blogunda bu kitaptan bahsedince merak ettim, hemen aldım. O yazısında bahsettiği diğer kitabı da aldım bu arada:)

Mehmet Eroğlu oldukça tanınan ve beğenilen bir yazarmış, 1948 doğumlu, ödüllü romanları, ödüllü senaryoları var. İletişim Yayınları tarafından yayınlanan bu 99 sayfalık bu romanı 2018'de çıkmış. Daha ilk satırıyla edebiyatın dibine vuruyor:) Yazarın cümleleri gerçekten oldukça etkileyici. Bolca mitolojik göndermeler kullanmış. 

Romanımızın konusuna gelirsek, kahramanımız Zühal orta yaşın sonlarında bir kadındır, roman da aslen kendisinden 30 yaş büyük eşi Selim'e yazdığı itiraflarla dolu bir mektuptur aslında.

Güzel bir romandı, sürprizli bir aşk hikayesi denebilir:) Keyifli okumalar dilerim:)


25 Şubat 2019 Pazartesi

Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli

Pek çok arkadaşımın okuyup çok beğendiği bir kitap Yalnız Seni Arıyorum, en son hatırladığım da sevgili Kitap Eylemi'nin şu yazısı. Kitap Yapı Kredi Yayınları'ndan şubat 2014'te çıkmış, benim okuduğum mart 2018 (4.baskı) baskısı. 165 sayfa kitap, Orhan Veli'nin 1947-1950 yılları arasında (14 Kasım 1950'de hayatını kaybedene kadar) sevgilisi Nahit Gelenbevi'ye yazdığı mektuplardan oluşuyor. 

Öncelikle, bu mektupları Nahit Hanım, vefat ettiği 2002 yılına kadar -tam 52 yıl- saklamış, sonrasında (nasıl olduğu açıklanmamış ancak) mektuplar yayınevinin Sanat Yayıncılık Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç'un koleksiyonuna geçmiş. Önsözdeki şu kısma yer vermek istiyorum;

"... Defineye varmak için açılması gereken zarif bir kapı vardı: Orhan Veli'nin kız kardeşi Sayın Füruzan Yolyapan'ın muvafakati. Füruzan Hanım, Nahit Hanım'ın bu mektupların yayımlanmaması ricasında bulunduğundan, kendisinin de ağabeyinin edebi kişiliğini zedeleyebileceği endişesi taşıdığından söz etti. Ne var ki, gönlümüz mektupların daha fazla gömülü kalmasına razı olamazdı - üstelik bu kadar yakınımızdayken."

Kısacası Nahit Hanım bu özel mektupların yayınlanmamasını rica ettiği halde ve mektuplarda herhangi edebi bir yön olmadığı (Hatta bir mektupta Nahit Hanım "bana ne mektuplar yazıldı" demiş Orhan Veli'yi sıradan mektuplar yazdığından dolayı eleştirmek için, o da ona aklımda kaldığı kadarıyla kabaca 'ben edebiyat yapmak için yazmıyorum, içimden geldiği gibi basitçe aşkımı anlatıyorum' diyor), tamamen iki kişi arasındaki özel durumlar üzerine olduğu halde bana kalırsa "tamamen duygusal" nedenlerle bunların yayınlanmasını hele de YKY'na hiç yakıştıramadım. Evet mektupları okumaktan keyif aldım, doğru, ama okumasam da olurdu. Burada tamamen Nahit Hanım'ın mirasçısı olmamasından yararlanılmış bence. Bana göre Nahit Hanım'ın mirasçısı olsaydı, onları rencide edebilecek bir durum var, bilmiyorum ben mi çok tutucuyum ama kim olursa olsun herhalde yaşadığı gizli bir aşka dair mektupların yayınlanmasını istemezdi, içinde müstehcen bir şey tabi ki yok bu mektupların ama kişisel sonuçta! 

Nahit Hanım çok etkileyici biri olmalı ki, Sabahattin Ali, Necip Fazıl, Turgut Uyar ve daha nice ünlü edebiyatçı kendisinin çekimine kapılıyor. Ama o eşinin öğrencisi olan, kendisinden 5 yaş küçük Orhan Veli'nin aşkına karşılık veriyor. Tam 12 yıl bu aşk (veya ızdırap demek belki daha doğru) sürüyor. Orhan Veli'nin iş için İstanbul'a gelmesiyle birlikte mektuplaşma başlıyor. Ama şairin hayatı çok çileli, o kadar ki bazen bir mektup postalayacak parası olmuyor, hatta "eğer bir ayakkabı ve pardösü alacak para bulabilirsem Ankara'ya seni görmeye gelebilirim" diyor; ki bu dönemde gazetelere röportaj verecek kadar ünlü biri... Ne kadar acı... Sonunda kendisi 10 Kasım 1950'de belediyenin açtığı çukura düşüp başını çarpıyor, 14 Kasım'da da hayatını kaybediyor. Ban kalırsa iki aşık parasızlıktan dolayı biraraya gelememiş... Nahit Hanım eşinden ne zaman ayrılmış bulamadım ama 1955'te ünlü şair (yanlış hesaplamadıysam kendisinden 16 yaş küçük) Arif Damar ile evlenmiş. 


18 Şubat 2019 Pazartesi

Babalar ve Oğullar - Turgenyev

Geçenlerde okuduğum Kar romanında geçiyordu Turgenyev, yanlış hatırlamıyorsam İlk Aşk romanı vardı, yazarın romantikliğinden bahsediliyordu. Ben de bu yüzden bir Turgenyev romanı okumak istedim ve kendisinin en ünlü eseri de Babalar ve Çocuklar (başka yayınevlerine göre Babalar ve Oğullar) kitabıydı.

Cem Yayınları'ndan 1989 yılında çıkan 311 sayfalık kitabı Hasan Ali Ediz ve Vasıf Onat çevirmiş, kitabın başında yazar ve eserleriyle ilgili oldukça uzun, detaylı bir de yazı var, 25 sayfalık bu kısmı da Hasan Ali Ediz yazmış. 

1818-1883 yılları arasında yaşamış Turgenyev. Önce şiir türünde eser vermiş ve romancılığa çok geç başlamış. Dönemin ünlü yazarlarının aksine kültürlü çiftlik sahiplerini anlatır. 

Romanımız üniversite öğrencisi Arkadi'nin, tıp öğrencisi arkadaşı Bazarov'u da alarak tatil için kırsalda yaşayan aslında soylu babasının yanına çiftliğe dönmesiyle başlar. Baba, kendisinden daha gösterişli olan eski asker ağabeyi Pavel ile yaşamaktadır. Ve tabi kendisinden 20 yaş kadar küçük olan Feniçka ile de bir ilişki yaşamaktadır, bir de oğlu vardır ondan. Pavel aristokrattır, Bazarov'sa onunla zıt görüşlerde olduğundan sık sık tartışırlar. Kadın-erkek ilişkileri hakkındaki görüşleriyle de Arkadi ile çelişirler. Roman aslında sık sık çelişen bu göürşler üzerinedir daha çok.

Kısaca söylemek gerekirse, kitabı sevmedim:) Klasiklerden olduğu için denemenizi öneririrm tabi ki, keyifli okumalar:)

Resim: http://www.leblebitozu.com/ivan-turgenyevin-5-eseri-ve-hayati/


12 Şubat 2019 Salı

Zamanı Durdurmanın Yolları - Matt Haig


Geçenlerde kitapyurdu'ndan alışveriş yaparken gördüm bu kitabı, oldukça iddialıydı, kapağı da bana aşk romanı olduğunu düşündürdüğü için aldım. Domingo Yayınları'ndan Ekim 2018'de çıkmış.Orijinal ismi "How To Stop Time", 318 sayfalık kitabın çevirisi Kıvanç Güney'e ait.

Kitabımızın kahramanı Tom Hazard ve kendisi 400 küsur yaşında, çünkü bir sebepten dolayı normal insanlardan çok çok çok daha yavaş yaşlanıyor. Bu nedenle sürekli yer değiştirmek zorunda tabi... Bir gün kendisi gibi insanların bir araya geldiği Albatros Kulübü ile tanışıyor. Kulübün kurucusu Hendrich dünyadaki bütün "Alba"ları bulup kulübe dahil etmeye çalışıyor, bunun için üyelerini kullanıyor ve karşılığında onlara yaşamak istedikleri hayatları sunuyor. Bu hayata tahammül edebilmek için aşık olmamak gerekiyor...

O kadar sıkıldım ki kitaptan daha fazla anlatamayacağım. Öncelikle Forever dizisini hatırlattı ciddi şekilde. Yazar bir şekilde kitabı ilginç hale getirmeye çalışmış ama basmakalıp olmaktan kurtulamamış. Olayların birbiriyle olan bağlantıları zorlama geldi mesela. Örneğin bir insan 400 yıl yaşadı diye tarihteki ünlü kişilerle tanışmış olmak zorunda değil, 1000 yıl yaşayıp yine de ünlü birini tanımamış olabilirsiniz. Tom Hazard'sa Shakespear'le, F. Scott Fitzgerald'la tanışmış (nedense geçmişe giden biri mutlaka Fitzgerald'la tanışıyor). Alba'ların neden bir araya gelmek zorunda olduğu, kulübe katılmayanların neden öldürüldüğü anlaşılmıyor, çok saçma. 400 yıl yaşayan bir insan nasıl sadece 1 kere aşık oluyor onu da anlayamadım. Adamın ikinci aşkı ile ilki arasında 400 yıl var. Kısacası ben kitapta aradığım derinliği ve sürükleyiciliği bulamadım. Nasıl 37 dile çevrilmiş anlamak mümkün değil... Yine de şansınızı deneyin belki siz seversiniz:)





3 Şubat 2019 Pazar

Kar - Orhan Pamuk


 


 

Orhan Pamuk en sevdiğim yazarlardan birisi, sanıyorum bununla birlikte yazarın tüm kitaplarını okumuş oldum. Daha önce hep siyasi roman diye düşündüğümden bu romanı okumaya hiç yeltenmemiştim. Yazarın Nisan 1999 - Aralık 2001 yılları arasında yazdığı roman Ocak 2002’de İletişim Yayınları’ndan çıkmış, 428 sayfa.

 

Nişantası’nda yetişmiş, iyi eğitimli (az tanınmış) şair Ka, bir arkadaşının ricasıyla, şehirdeki intihar eden “türbancı” kızları araştırmak üzere siyasi sürgün olarak uzun yıllardır yaşamakta olduğu Frankfurt’tan Kars’a gelir. Buraya gelirken aklında üniversiteden arkadaşları Muhtar ve onun güzel eski karısı İpek’i görmek de vardır. İpek’in babasına ait olan Karpalas oteline yerleşir. Şehirdeki herkes başka türlü değerlendirmektedir onun gelişini. Şehirdeki aşırı İslamcı kesim, laiklik taraftarları, MİTçiler, askerler, İslamcı terörist Lacivert (ve aşkları), bastıran kar ile şehirde mahsur kalan Sunay Zaim ve kumpanyası, kendince yeni bir saf oluşturan N. Demirkol, İmam Hatipli erkek öğrenciler, türbancı kızlar, Turgut Bey ve güzel kızları İpek ile Kadife ve tabi Ka’nın yaşadıkları, hissettikleriyle anlamlanan şiirleri Kars’ın hüzünlü, karlı atmosferiyle birlikte kitabın ögelerini oluşturuyor...

 

Bu arada kitabın sonunda Ka’nın Kars’ta yaptıklarını araştırmak üzere oraya giden Orhan Pamuk, Masumiyet müzesinde olduğu gibi Ka’nın arkadaşı ünlü romancı olarak kitapta yerini alıyor. Son sayfada Kadife’nin Orhan Pamuk’un kızı Rüya’ya selam söylemesi çok hoşuma gitti... Hatta Orhan Pamuk üzerinde çalışmaya başladığı Masumiyet Müzesi’nden de bahsediyor...

 

Kitabı çok beğendim, bu kadar beğeneceğimi düşünmüyordum Karakterlerin çapraşık aşk acıları beni etkiledi, en başta da tabi Ka’nın derin hüznü ve acısı... Romanın kurgusu çok güzeldi, karakterlerin motivasyonlarının ilk bakışta anlaşılmayacak derinliği... Zaman zaman biraz sıkıldığımı itiraf edeyim, özellikle Sunay Zaim’li kısımlarda... Ama siyaset kesinlikle romanın edebiliğinin önüne geçmiyor, kesinlikle tavsiye edeceğim bir roman Kar... Kitap kapağını da çok beğendiğimi ekleyeyim. Keyifli okumalar dilerim:)

 

27 Ocak 2019 Pazar

Duygusal Temizlik - Donald Altman






Kuraldışı Yayınları’ndan çıkan kitap şlk çıktığı 2016 Haziranından beri okuma listemde sanırım. Kasım 2017’sw ikinci baskısını yapmış. 214 sayfalık kitabı Seda Toksoy çevirmiş. Yazar oldukça ilginç biri; psikolog aynı zamandav da eski bir budist rahip.m Emmy ödüllü bir çocuk programı yapmış.

 

Kitap dört bölümden oluşuyor,m eski duygusal dağınıklığı görmek ve ortadan kaldırmak, geçmiş kuşaklardan aktarılan birikintileri iyileştirmek; gündelik temizlik ile yeni duygusal yığıntı oluşumunu önlemek ve son bölüm de huzur, niyet ve bütünlük ile dönüşüm ve kendini gerçekleştirme.

 

Açıkçası özellikle ilk iki bölümde diğer kitaplardan iyi bildiğiniz konular işlenmişti, burada kabullenme, olumluya odaklanma, gevşeme, dopru iletişim vs. gibi konular yer alıyordu. Doğrusıu “bu kitabı okumama çok da gerek yokmuş” diye düşünmüştüm. Ama üçüncü ve özelelikle son bölüm beni etkiledi. Yine bildiğimiz konulardı belki ama etkileyici bir şekilde yazılmıştı diyeyim. Özellikle frarkındalık konusu üzerinde çok durulmuş, bu da mutluluğun kaybağı zaten. Farkındalık ve anda kalabilmek, ve tabi niyet, anda olmak ve her hareketi niyet ile yapmak da bununla ilişkili. Yine şükran duygusu geliyor bunu takiben. Başkalarına yardım da diğer bir tamamlayıcı. İşte bütün bu bildiğiniz basit şeyler kişisel huzur ve mutluluğun kaynağını oluşturuyor, kitabın özü bu. İlginç bir başka fikir de "paradoksal armağanlar", sahip olduğunuz güzel şeyler için şükran duyuyorsunuz, ama aslında olumlu yönleri de olan negatif görünümlü olaylar için de şükran duyuyor musunuz? Mesela trafiğe takıldığınız için sıkıcı bir toplantıyı kaçırmanız veya grip olduğunuz için sonunda evde kalıp dinlenebilmeniz gibi...  Kitabı sevdim, kesinlikle tavsiye ederim, hem okumanuzu hem de içindeki fikirleri uygulamanızı tabi...:)

 

21 Ocak 2019 Pazartesi

Kar Yağacak - Levi Henriksen


Sevgili blogger arkadaşım Gül Hanım şu yazısında bu kitaptan övgüyle bahsedince, mevsim de tam zamanı olunca hemen okudum Kar Yağacak'ı :) Kitap 2012'de Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmış, 268 sayfa. Kitabın çevirisi Banu Gürsaler Syvertsen tarafından yapılmış. Kitabın başında "Bu kitap NORLA'nın (finansal) çeviri desteği ile yayınlanmıştır." ibaresi var. Yani bu kuruluş Norveç edebiyatının tanıtılabilmesi için destek yapıyor. 

Dan Kaspersen annesi ve babasını çok uzun yıllar önce kaybetmiştir, 30lu yaşlardadır. Biraz pisipisine bir sebepten hapse düşmüştür, çıktığında kardeşinin intihar ettiğini görür. Skogli isimli küçük kasabasına döndüğünde onu buraya bağlayan birşey olmadığını görür, niyeti evini satıp kasabayı terk etmektir. Ama başta tesadüfen tanıştığı güzel Mona ve sonrasında bazı talihsiz olaylar buna engel olur...

Güzel bir romandı, Gül Hanım'ın da yazısında dediği gibi, okurken Norveç'in buz gibi karlı atmosferini hissedebileceğiniz, kahramanların yaptığı gibi bol bol kahveyle içinizi ısıtmak isteyeceğiniz bir roman. Sayfaları merakla çevirmiyorsunuz belki ama değişik ve hoş bir roman. Keyifli okumalar dilerim:)

14 Ocak 2019 Pazartesi

Aşkın Ötesinde - Deniz Erbulak


Sevgili Kitap Eylemi' nin tavsiyesi ile okudum bu kitabı. Yazardan okuduğum ilk kitap ama devamı da gelecek bence çünkü kitabı çok beğendim. İthaki Yayınları'ndan 2011'de çıkan kitap 349 sayfa. Yazarımız 1971 Manisa doğumlu, aslen Jeoloji Mühendisi, 5-7 yaş için yazıp resimlediği kitaplar var, gençlik romanları ve diğer romanları da var. 

Romanımızın kahramanı Ferit Yavuz 37 yaşında, zengin ve geleneksel bir ailenin oğludur, şehrin ünlü mütahitlerindendir ayrıca. Renan Rüyet ise 44 yaşında, son derece seçkin ve eğitimli, babasıyla yürüttüğü peysaj mimari işini İstanbul'dan bu iç ege şehrine taşımıştır. Renan ve Ferit birbirinin tam zıddı iki insan gibi görünmektedir. Ancak kader ağlarını örer ve tahmin edebileceğiniz gibi bir şekilde bu iki insan birbirine aşık olur.

Dram kısmı ağır basan hoş bir kitaptı. Ama dramı bana biraz fazla geldi, şartlar daha doğal olabilirdi sanki. Ancak yazarın anlatımını çok beğendim, diğer kitaplarını da okumak isterim, size de tavsiye ederim, keyifli okumalar:)



7 Ocak 2019 Pazartesi

Eski Günler... Nostalji :)


Geçenlerde aklıma geldi bu konu, eşim artık niye film yazısı yazmadığımı sordu, ben de son zamanlarda beni etkileyen bir film izlemediğimi söyledim. Sonra da düşündüm, bir filmi sinemada izlediğimde beni daha çok etkiliyor, ama çok uzun zamandır sinemada film izlemedim, hem gidecek vaktim yok artık hem de biletler çok pahalı artık. Ama sinemadan da eski tadı alamadığımı fark ettim. Eskiden sinemaya gitmek büyük bir heyecandı, İstiklal Caddesi'nde Emek veya Fitaş'a giderdik, hele yazın sinemanın o loş serinliğine girmek ne büyük bir keyifti. 

Önce İstiklal Caddesi'nde dolaşılırdı, bilmiyorum ben mi genç olduğum için herşey eğlenceli ve heyecan verici görünürdü yoksa gerçekten herşey eğlenceli ve heyecan verici miydi?:)) O zaman İstiklal Caddesi böyle dökme beton görünmüyordu, ağaçlar vardı, etraf güzel bir dekor gibi görünüyordu. Vakko'nun varlığı bile kalite katıyordu caddeye.

Sinemadan bahsediyordum, Alaska Frigo'yu atlamamalıyız tabi ki:) Sinema çıkışı da İnci'de profiterol yiyerek günümüzü taçlandırırdık. Şimdi bunların hepsi geçmişti kaldı, benim İstiklal Caddesi'nde yapmaktan hoşlandığım pek birşey kalmadı (çok nadiren sergi gezmek dışında), zaten geçmişe ait neredeyse hiç birşey de kalmadı... Bu beni üzüyor işte...:)

resim: www.turizmguncel.com

2 Ocak 2019 Çarşamba

Aşkın İstilası “Dem” - Metin Hara




Metin Hara ismini duymayan yoktur herhalde. Onun adını önce ilk kitabı Yol ile duymuştuk, ardından da Adriana Lima ile olan aşkıyla. Dem kitabı aslında Ekim 2016’da çıktı ama ben şimdi okuma fırsatı buldum. Destek Yayınları’ndan çıkan kitap 487 sayfa. Yol kitabında Çıraklık eğitimi vardı, bu kitapta ise Kalfalık düzeyine çıkıyoruz. Biraz daha yoğun bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yazar yine bol bol kendi hayatından örnekler veriyor. Yine bol bol egzersizler var. Beni okurken hep çok pozitif hissettiren bir kitap oldu. Fazla irdelenecek bir kitap değil zaten, konuya ilgisi olanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...