19 Ağustos 2019 Pazartesi

Canavarın Çağrısı - Patrick Ness


DeliDolu Yayınları'ndan 2016'da çıkan kitabımız 219 sayfa, çevirisi Arif Cem Ünver'e ait. Yazar Patrick Ness kitabın fikrini hayatını kaybeden yazar Siobhan Dowd'dan almış. Ayrıca kitap 2016'da filme uyarlanmış, Felicity Jones ve Sigourney Weaver oynuyor, imdb puanı 7,5. Ben de filmini izleyip çok beğenince kitabını da okumak istedim. Kitap da güzeldi ama filmi daha çok hoşuma gitti açıkçası...:)

Kahramanımız Conor 13 yaşında bir çocuktur, annesi ve babasının ayrılmış olmasının yanı sıra annesi kanser tedavisi görmektedir ve işler hiç de iyi gitmiyordur... Conor her gece korkunç bir kabusla uyanmaktadır. Bütün bunların üstüne penceresinin baktığı mezarlık bahçesindeki dev porsuk ağacı canlanır ve Conor'la konuşur, ona anlatmak istediği birşey vardır ve bunu hikayeleri ile yapar...

Tahmin edebileceğiniz gibi hüzünlü bir kitaptı, ama kesinlikle güzeldi, çocuk kitabı formatında ama yetişkinler de zevkle okuyabilir, tavsiye ederim, keyifli okumalar:)

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Yabancı – Stephen King



“Stephen King ne yazsa okurum,” diyenlerdenim. Gerçi, Kim Bulduysa Onundur serisinden, Son Nöbet ve Bay Mersedes’i okumadım, Uyuyan Güzelleri’i ise aldım ama okuma fırsatım olmadı. Yabancı, Altın Kitaplar’dan Nisan 2019’da çıkmış, 541 sayfa, çevirisi Esat Ören’e ait.

Flint City’de bir cinayet işlenir, 11 yaşındaki Frank Peterson korkunç bir şekilde öldürülmüştür. Görgü tanıkları ve tüm deliller şüphe bırakmayacak şekilde beyzbol koçu Terry Maitland’ı işaret etmektedir. Tabi çocuklarla bu kadar içli dışlı olan, sevilen birinin böyle bir suç işlemesi şehirde infiale sebep olur (Burada yaşananlar bana Av filmini hatırlattı bu arada). Ama işin ilginci Terry Maitland’ın da suçun işlendiği sırada başka yerde olduğuna dair kanıtları ve hatta tanıkları vardır. Terry’nin eşi ve onu olmadık şekilde tutuklayarak başına gelenlerden kendini sorumlu tutan dedektif Ralph Anderson bu işin peşini bırakmak istemezler, bir şekilde haksızlığa uğrayan Terry’nin adına sürülen lekeyi temizlemek için araştırmaya devam ederler.

Araştırmaların derinleştiği noktada, Terry’nin avukatının yardımcısı Alec’in aklına, daha önce beraber çalıştığı Finders Keepers dedektiflik bürosundan Bill gelir, tabi Bill ölmüştür ama Holly hala oradadır. Dedektiflik konusunda oldukça kendini geliştirmiş olan Holly de (Kim Bulduysa Onundur üçlemesinde yer alan) bu araştırmaya dahil olur. Stephen King’in bu romanları arasında geçişler yapan karakterlerine bayılıyorum. Konu sadece polisiye değil, O kitabında olduğu gibi bir takım doğaüstü durumlarda söz konusu bu arada...

Bu arada sürprizbozan olacak ama; Ralph ve Holly arasındaki etkilenme de kitabın sonuna hoş bir baharat katmış bence.
Yorumuma gelirsek; kitabın ilk 350-400 sayfasını günde 120-130 sayfa okuyarak 3 günde bitirdim, çok sürükleyiciydi gerçekten. Ama işte her zaman olduğu gibi aksiyon kısımlarına gelince biraz sıkıldım, adam da ne yapsın işte olay bir şekilde çözülecek, o da aksiyonsuz olmuyor işteJ) Ortanın üstünde bir kitap kesinlikle, hayranları zaten okuyacaktır…J


5 Ağustos 2019 Pazartesi

Zor Olsa da Hayat Devam Ediyor - Rövşen Abdullahoğlu



Merhaba, bugün yeni çıkan bir kitapla karşınızdayım; "Zor Olsa da Hayat Devam Ediyor". Yazarımız Rövşen Abdullahoğlu’nın dilimizdeki ikinci kitabıymış bu. Rövşen Abdullahoğlu kitapyurdu’nda şu şekilde tanıtılmış;


“Yazar Rövşen Abdullaoğlu filozof, Doğu bilimci ve psikologdur. Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesini bitirdikten sonra çeşitli eğitim kurumlarında Arap ve Fars dillerinde teoloji, Arap edebiyatı, Doğu ve Batı felsefesi alanlarında eğitim aldı. Moskova’da Pozitif Teknolojiler ve Konsalting Enstitüsünün Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunudur. Yazarın bugüne dek motivasyon psikolojisi, irfan, felsefe, teoloji ve roman türünde 26 kitabı yayımlandı.”

Abdullahoğlu, Azerbaycan’da çok popüler bir yazarmış, doğrusu bu kitabından sonra ülkemizde de popüler bir yazar olacağına eminim…

Destek Yayınları’ndan çıkan kitabımız 271 sayfa ve kısa kısa birbirini takip eden bölümlerden oluşuyor, özellikle kısa kısa bölümler olması, yazarın sohbet havasında ve hayattan örneklerle konulara değinmesi kitabın çok kolay okunmasını sağlıyor. Bu arada kitapta hiç yazım hatası görmedim, görsel olarak da yuvarlatılmış köşeleri, kapağı olsun içeriği dışında da her bakımdan başarılı bir kitap olmuş, bunu da eklemek isterim...

Konu olarak başlıktan da anladığınız üzere ana temamız hayatın zorluklarına rağmen olumsuzluklara kapılıp pes etmemek… Özellikle yazarımız bu konulara kutsal kitaplar çerçevesinden de bakarak dikkatimizi bunların dini kökenlerine  çekiyor. Ama bu kısıtlayıcı değil zenginleştirici bir unsur. Ayrıca benim en çok hoşuma giden kısım ünlü insanların zorlukları nasıl yendiklerini anlattığı bölümler oldu, Edison Miranda’nın hayatı özellikle çok ilginçti. Bu kitap klasik bir kişisel gelişim kitabının ötesinde hayata manevi bir bakış açısıyla bakmamızı sağlamayı amaçlıyor, çünkü hayat sadece bizim gördüklerimizden ibaret değil, olayların bizim algılayamadığımız başka sebepleri olabilir.

Kitabı çok beğendim, bana yeni bir şeyler kattı ve bakış açımı değiştirdi diyebilirim. Ayrıca yazarın samimiyetini hissettim, yani yazarın okura faydalı olmak için yazdığını, o pozitif hislerini okura yansıtmış. Yazarımıza başarılar dilerim, inşallah daha nice kitaplarını okuruz. Keyifli okumalar dilerim…😊


29 Temmuz 2019 Pazartesi

13’üncü Warren ve Her Şeyi Gören Göz - Tania Del Rio, Will Staehle






Redhouse Kids Yayınları’ndan (Sev Yayıncılık) haziran 2017’de çıkmış kitabımız (nasıl daha önce rastlamadım bilmiyorum), 217 sayfa ve çevirisini Oğuzhan Aydın yapmış.


İşte hayalimdeki çocuk kitabı; son derece ilginç bir konu, şaşırtıcı ve gizemli bir hikaye, harika ilüstrasyonlar ve her okuyuşunuzda yeni bir tanesini keşfedebileceğiniz bir sürü ince detay ve kaliteli baskı tabi ki...



Hikaye aslında çizerimize ait (Will Staehle), belki bu yüzden çizimler bu kadar detaylı ve güzel, iç kapaktaki yazıya göre bazı resim detayları Shutterstock’tan alınmış, bu da ilginç bir detay. Metin Tania Del Rio’ya ait (ki kendisi de aynı zamanda bir ilüstratörmüş). Kitabın arka kapağında bile bir sürpriz var. Dediğim gibi, kitap küçük detaylarla dolu, hepsine bayıldım. Her sayfanın başında o sayfadaki resimle ilgili bir başlık var, cadıların geçtiği bölümlerin sayfaları siyah ve sayfa başlığı tersten yazılmış.



Konumuza gelirsek; annesi ve babasını kaybetmiş olan küçük Warren (13.Warren), varisi olduğu döküntü Warren Oteli’nde komilik (ve başka bir sürü iş) yapmaktadır, dayısı ise çılgınlar gibi aşık olduğu Annaconda’sından başka bir şeyi görmez. Annaconda ise sadece sahibine büyük güç kazandıracak Her Şeyi Gören Göz’ün peşindedir ve bu değerli hazine otelde gizlidir. Acaba onu ilk kim bulacak?



Kitaba bayıldım, kitaplığımı bunun gibi kitaplarla doldurmak istityorum, çocukken okumuş olsaydım herhalde gece yatarken kitabı yastığımın altına koyup uyurdum:)) Sizin bunun gibi kitap önerileriniz var mı?:)


22 Temmuz 2019 Pazartesi

Çılgın Gibi - Suat Derviş



 

Geçenlerde “Türk edebiyatında en iyi 100” gibi bir listeye rastladım, Çılgın Gibi de o listede “hak ettiği ilgiyi görememiş” bir eser olarak yer alıyordu. 2015 İthaki Yayınları baskısından okuduğum kitabın önsözünü de Ercan Kesal yazmış. Yazar hakkında da bilgi verilmiş tabi, 1903-1972 yılları arasında yaşamış, yurtdışında piyano, edebiyat, felsefe dersleri almış, gazetecilik yapmış, 1932’de Türkiye’ye dönmüş ve eserleri yayınlanmaya başlamış. Çok fırtınalı bir hayatı olmuş, tam 4 kez evlenmiş, hapse girmiş, kominist olduğu gerekçesiyle eserleri unutturulmaya çalışılmış. Çılgın Gibi’yi 1945’te yazmış, otobiyografik öğeleri içerdiği söyleniyor (muhetemelen Celile’nin Çerkes kökeni ve ilk mutsuz evliliği düşünülerek).
 
Romanımıza gelirsek, Celile annesini kendi doğumunda kaybetmiş, babası tarafından anneannesine terk edilmiştir, Çerkes ve güngörmüş anneannesi tarafından yalıda büyütülür, onu da 18 yaşında kaybedince amcasının ailesiyle yaşamaya başlar. Bir kaç yıl içinde de Ahmet isminde terbiyeli, yakışıklı bir gençle evlenir. Ahmet karısına tapmaktadır, Celile de kocasıyla mutlu gibi görünür, iyi ve düzenli bir hayatları vardır. Ama Ahmet’in gözü yükseklerdedir, zengin olmayı, en çok da taptığı karısına lüks bir hayat vermeyi istemektedir. Bu sebeple ünlü iş adamı Muhsin Bey’le dostluk kurar. Ama işler umulmadık şekilde gelişir ve Muhsin ile Celile birbirine aşık olur...
 

Öncelikle kitabı beğendim, yalnız bazı yerlerde gereksiz uzatmalar ve tekrarlar zaman zaman sıkıcı oldu. Özellikle Muhsin ve Celile’nin duygularını anlatırken çok tekrara düşmüş yazar. Ama oldukça etkileyiciydi. Gerçi Celile’yi de Muhsin’i de antipatik buldum, duygudaşlık hissedemedim. Celile kendisiyle ilgili olduğunda aşırı duygusal, aşırı hassas ama örneğin Ahmet’in duygularına en ufak değer vermiyor. Belki yetiştirilişinden kaynaklanıyor ama hayatını sadece Muhsin’in aşkı ile geçireceğini düşünüyor. Sürprizbozan olacak ama sonda bileziği Muhsin’in kafasına fırlatmak yerine, ona ceza olarak denize atıyor, kendisine ait omayan birşey aslında o bilezik... Bir de ben önsözü en son okudum, okumadan önce kitabın son sayfalarının eksik olduğunu düşünmüştüm... Yine sürprizbozan olacak ama, Ercan Kesal Celile’nin intihar yerine yaşamayı seçişi olarak yorumlamış, oysa Celile o sözleri söyleyip yine intihar edebilir... Ne yapacağını çok merak ettim. Ne pahasına olursa olsun Muhsin’le kalmamalı, ama artık ne Ahmet’e, ne amcasının yanına gidebilir. Keşke yazar devamını da yazsaymış, yani “bu kadar her taraf tıkalı görünse de bir çıkış var” deseymiş okura. Ercan Kesal bu romanı başta Madam Bovary’e benzettiğini (bu arada psikolojide Bovarizm diye bir tanım varmış; romantizm isteği, aşk için herşeyi feda etme isteğiymiş), ama buradaki aşkın oradakinden bambaşka çıktığını söylüyor. Ha bir de bu romanda karakterlerin hissettiğinin sadece tensel bir aşk olduğu ortaya çıkıyor. Son olarak; Muhsin’in sinirlerinizi zıplatmasını göze alın okurken:)) Keyifli okumalar:)
 



15 Temmuz 2019 Pazartesi

Ruhun Ateşi (Ateş Dizisi 2) - Rita Hunter


 
 

 
Historical Romance (tarihsel romantizm) türü kitapları seviyorum, özellikle Judith McNaught bu türün en sevdiğim yazarı. Sanıyorum onun tüm kitaplarını okumuştum, sanıyorum bu seriyi sevgili blogger arkadaşım Gül Akça tavsiye etmişti. Ben de Nadirkitap’tan serinin üç kitabını da alıvermiştim. Rita Hunter aslında Zeynep Avcı Ataş’ın takma ismi, kendisi 8 Ağustos 1980 doğumluymuş. İstanbul Üniversitesi, İşletme Bölümü mezunuymuş. Bu seri dışında başka kitapları da varmış.
 

Ateş Dizisinin ilk kitabı Aşkın Ateşi’ni hevesle okumaya başlamıştım ama nedense ilk 150 sayfasını kendimi zorlayarak okumuş ama bitirememiştim. Sonra kitapları satmaya karar verince ikinci kitaba yeniden bir şans vereyim dedim ve pişman olmadım. Kitabı bir türün piri kabul edilen bir Judith McNaught kitabından ayırt etmek mümkün değil.
 

Epsilon Yayınları’ndan 2013’de çıkmış olan kitap 495 sayfa. Bu arada kitap kapağı çok uygun seçilmiş, zaman zaman kapağın kitapla alakası bile olmaz ama kitapta bir sahnede aynen kapaktaki fotoğraf tarif ediliyordu ve bu ayrıntı çok hoşuma gitti.
 

Gelelim konumuza; Lilian Sophie’nin yaşıtı kuzenidir, küçük yaşta ailesini kaybedince amcasının ailesiyle beraber yaşamaya başlar, ama iki kız asla dost olamazlar. Lilian çok güzel, dişi ama yüzeysel ve kötü kalplidir, Sophie ise doğal ve iyi yüreklidir. Lilian amcasının kızı Sophie’nin sahip olduklarını kıskanmaktadır. Zengin biriyle evlenmeyi kafasına koyan Lilian’ın aradığı talip tam olarak son derece zengin, güçlü, yakışıklı, erkeksi olan Leighton Kontu Brendan’dır. Brendan’da Lilian’ı beğenir ama kader onun Sophie ile evlenmesine sebep olur. İsteksizce başlayan bu evlilik onlara neler yaşatacaktır merak ediyorsanız okuyun:)
 

Kitap türün meraklıları için son derece tahmin edilebilir bir senaryoda ilerliyor ama bu okuma zevkinizden birşey götürmüyor tabi. Son derece cüretkar sahneler olduğunu ekleyeyim. Bu arada kitapta ilk kitabın kahramanları Adrian ve eşi Isabel de var. Hepsi zengin ve yakışıklı üç kont olan Adrian, Brendan ve Stephan sırasıyla bu dizinin kitaplarının ana kahramanlarını oluşturuyorlar. Bakalım üçüncü kitap Kalbin Ateşi’nde Stephan nasıl bir çözülme yaşayacak. Çünkü Ruhun Ateşi isimli bu kitapta dışarıdan kibri ve kayıtsızlığı ile ruhsuz bir adam olarak görünen Brendan bize ruhu olduğunu fazlasıyla gösteriyor. Kısacası kitabı oldukça profesyonel ve başarılı buldum. Keyifli okumalar dilerim:)

 

8 Temmuz 2019 Pazartesi

Ters Yüz Şatosu – David Henry Wilson


Yabancı Yayınları’ndan Nisan 2018’de çıkan 176 sayfalık kitabımızın çevirisi Burcu Karatepe’ye ait, başarılı bir çeviri, illüstrasyonları Chris Riddle’a ait. Öncelikle kitabı görsel olarak çok beğendim.

Konumuza gelirsek; Alice Harikalar Diyarı’nın bir başka versiyonu gibi. Lorina okul ödevi için Şato’yu bulmak ister, siyah tavşan onu Şato’nun dışında yaşayan “dışarıdakiler”e karşı uyarmıştır, ama Lorina onların yeşil adamlar olduğunu üstelik çok kibar ve zor durumda olduklarını görünce şaşırır. Onlara Şato’dan yardım getireceğine söz verir. Ama Şato çok ilginç biraz da içindeki saçma düzenden dolayı korkutucudur. Burayı hayvanlar yönetmektedir. Daha fazla anlatıp keyfini kaçırmayayım ama güzel bir kitaptı, biraz George Orwell’in Hayvan Çiftliği’ni hatırlatıyordu. Çocuk kitabı formatında olsa da büyüklerin de keyifle okuyabileceği bir kitap…


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...