11 Ocak 2021 Pazartesi

Evelyn Hardcastle'ın Yedi Ölümü

 

Bu kitabı İthaki Yayınları’nın İnstagram paylaşımında görmüştüm, 2018 Costa Kitap ödülleri “En İyi İlk Roman” ödülü almış olmasının yanı sıra çok iddialı övgülerle bahsediliyordu kitaptan.

Yazarın özgeçmişi son derece ilginç, edebiyat ve felsefe eğitimi almış, sonra bir  yıl Şangay’da öğretmenlik yapmış, sonra Londra’ya dönüp teknoloji gazeteciliği yapmış, sonra gezi gazeteciliği için Dubai’ye taşınmış, orda 3 yıl kalıp Londra’ya geri dönüp bu romanı yazmış.

Öncelikle kitabın kapağına bayıldım, Guiseppe Quattrochi yapmış. İthaki Yayınları’ndan Temmuz 2020’de çıkan 453 sayfalık kitabımızı Özge Onan çevirmiş.

Kitap Stuart Bell’in bir sabah hiç bir şey hatırlamaz bir halde ormanın ortasında uyanmasıyla başlar, bir anda kendini garip bir olayın ortasında bulur, bir kadın kovalanmaktadır ama kadını kurtaramaz. Biraz yürüyüp malikaneye varır ama kimseyi tanıyamaz….

Kitaptan 1-2 bölüm okuyup bırakmıştım aslında ama sonra severek takip ettiğim blogger arkadaşlarım Gül Hanım ve Gece Kütüphanesi'nden Biblio‘nun övgüye bahsettiklerini okuyunca kitaba geri döndüm.

Kısaca konumuz kahramanımızın bir günlük bir döngüye sıkışması üzerine; her gün farklı bedenlerde uyanarak olay hakkında mümkün olduğunca ip ucu toplayarak günün sonunda Evelyn Hardcastle’ı kimin öldürdüğü sorusuna cevap verebilirse bu döngüden kurtulacak…,

Kitap neredeyse üç katmanlı; bir tarafta Hardcastle’ların gizemi, bir tarafta kahramanımızın kimliği ve geçmişi, bir tarafta da bu düzeneğin kendisi var. Bir kere kitabı mutlaka salim kafayla, açık bir zihinle okumalısınız, takip etmesi kolay değil. Yazar ciddi emek harcamış gerçekten. Olaylar sanıyorum 1900’lerin başında geçiyor, motorlu taşıtlar yeni yeni kullanılmaya başlamış… Ortam çok güzel, eski bir malikane, şömineli odalar, eski eşyalarla dolu köhne tavanaraları…. Ayrıca eylemler üstünden ilerleyen bir roman olmasına rağmen karakterlerin duyguları belki bir cümle ile o kadar güzel verilmiş ki, yazarın ustalığına hayran oluyorsunuz…

Kitabı sevdim, konusu son derece orijinal, zaman zaman takip etmekte zorlandığımı da itiraf edeyim ama yazarın yeni kitaplarını takip etmek isterim. Keyifli okumalar dilerim…



4 Ocak 2021 Pazartesi

Son Şeyler Ülkesinde - Paul Auster

 


Severek takip ettiğim Arakolpa blogundaşu yazıda gördüm bu kitabı. Paul Auster uzun zamandır okumamıştım. Aslında şu günlerde distopyaya el atmak ne derece mantıklı bilmiyorum ama..:))

Can Yayınları'ndan 12. baskısı Eylül 2020'de çıkmış kitabımız, ilk baskısı 1992'de yapılmış, yazar ise sanırım 1987'de yazmış. 187 sayfalık kitabı Seçkin Selvi çevirmiş. Çeviriyi beğendim. Bazen kötü çeviri kadar, çevirmenlerin şiirsel dil veya zorlama bir öztürkçe kullanma inatları sizi kitaptan soğutabiliyor...

Kitabımız 19 yaşındaki Anna Blume'un gazeteci ağabeyi William'ı bulmak için rahat hayatını bırakıp "Son Şeyler Ülkesi"nde yaşadıklarını anlatıyor. Hemen hemen her şeyin gerçekten sonuna gelindiği, orman kanunlarının hakim olduğu, karın doyurmanın, hatta hayatta kalmanın gerçek bir mücadeleye dönüştüğü bir yer burası... Anna mücadelesi sırasında pek çok ilginç karakterle de karşılaşıyor, kader onu sürekli bir yerden başka bir yere sürüklüyor...

Başlarda okumam biraz zor oldu, hatta bitirebilecek miyim dedim ama kısa süre sonra çok hoşuma gitmeye başladı. Özellikle bütün o karamsarlığın arasında hayattan aldıkları küçük zevklerden hoşlandım. Küçük odalarının yelpaze şeklindeki camından gece kar yağışını izlemeleri, eski hayatlarından hatırladıkları yerlerin adlarını saymaları vs...

Kesinlikle sıra dışı bir kitap; bakış açınızı değiştirmek isterseniz tavsiye ederim. Keyifli okumalar... 


28 Aralık 2020 Pazartesi

Karanlık Yılbaşı Öyküleri – Derleyen: Orkide Ünsür

 

Daha önce Orkide Ünsür’ün Lamia; Kan Bağı isimli romanını okumuştum. Yazarı araştırırken bu kitaba rastladım. Konsept çok hoşuma gitti, böyle temalı öykü derlemeleri, hele de yılbaşı temalı korku öyküleri derlemesi şahane bir fikir gerçekten. Mesela cadılar bayramı için de yapılabilir.

Aralık 2017’de Bilgi Yayınevi’nden çıkan 276 sayfalık kitapta 13 genç yazardan 13 öykü var. Bu 13 öykü içinde ilgiyle okuduğum öykü sayısı 2, “fena değil aslında” dediğim de 2 tane var. Geriye kalanlar maalesef kötü. Bazıları resmen zorla yazılmış gibi. Bence Orkide Hanım öyküleri “derlememiş “13 öykü olursa daha etkileyici olur” diye düşünerek, bazı arkadaşlarına “ne olur sen de yaz” diye rica etmiş.

Aslında belirli bir temada öykü yarışması açılıp en iyi 10 öyküyü içeren bir kitap basılabilir… Şimdiden mutlu seneler diliyorum:) 



21 Aralık 2020 Pazartesi

İçimdeki Ses - Gaye Boralıoğlu

 


Günışığı Kitaplığı'nın gençlere hitap eden Köprü Kitaplar 
serisine ait bir kitap İçimdeki Ses. Editörlüğünü Semih Gümüş'ün yaptığı seride 
Fakir Baykurt, Azra Erhat,Ömer Seyfettin gibi klasik yazarların yanında, Karin 
Karakaşlı, Müge İplikçi gibi güncel yazarlar da var.

Gaye Boralıoğlu'nun Dünyadan Aşağı romanını okuyup çok sevmiştim. Gençlik 
romanı olsa da bu kitabını da okumak istedim. Zaten gençlik ve çocuk romanlarını 
da seviyorum. 

İlk basımı 2013'de yapılan kitap, 2019'da 5. baskısını yapmış. 199 sayfalık kitabımız
 15 yaşındaki Zeliş'in maceralarını anlatıyor; özel bir okulda okumanın, marka 
yarışlarının tedirginliği, ilk aşkın heyecanı, hayal kırıklıkları ve en çok da ebeveynle 
yaşanan çatışmalar var kitapta.

İki günde okunabilecek, hoş, hafif bir ilk gençlik kitabı, ilgilenenlere tavsiye ederim, 
keyifli okumalar:)



14 Aralık 2020 Pazartesi

Yeşilin Kızı Anne 2 - Lucy Maud Montogomery


Kısa bir süre önce Yeşilin Kızı Anne'i (Anne of Green Gables) okumuş ve çok beğenmiştim, bu da serinin ikinci kitabı (Anne of Avonlea). Ephesus Yayınları'ndan çıkan 386 sayfalık kitabı Çiğdem Köfüncü çevirmiş yine.

Anne bu bölümde Queens Academy'i bitirip öğretmen oluyor. Bir de Marilla'nın kuzeninin yetim kalan ikizleri Green Gables'a geliyor. İlk kitap kadar etkileyici gelmediyse de güzel bir kitaptı. Bu arada dün akşam da dizinin üçüncü sezonunun final bölümünü izledim, o da çok güzeldi:) Dizinin üçüncü sezonunu henüz izlememiş olanlar, mendillerinizi hazırlayın:)) İyi okumalar, keyifli seyirler:)



 


7 Aralık 2020 Pazartesi

Charlotte Bronte Cinayetleri - James Tully

 


Orta Okulda İngilizce dersinde Uğultulu Tepeler'i okumuştuk ve ben çok etkilenmiştim. O zaman internet yoktu, evde Ana Britanica ansiklopedisi vardı. Ben de Bronte'ler ile ilgili ansiklopedide ne varsa okumuştum. Tüm ailenin hikayesi romanlardan bile daha ilginçmiş. Bronte'ler hep ilgimi çekti. Bu kitabı önce roman zannederek almıştım. Sonra baktım kitabın üzerinde "deneme/eleştiri" yazıyor; roman değil yani?!!

Kitabın yazarı James Tully, ama kitaba başlayınca Charles Coutts isimli anlatıcıyla karşılaşıyoruz. Giriş bölümünde, Coutts, kitapta yer alan belgeleri, kuşaklardan beri kendilerine ait hukuk firması taşınırken tesadüfen bulduğunu anlatıyor. Belgeler ise uzun yıllar Bronte ailesinin hizmetçiliğini yapmış olan Martha Brown'ın gizli kalmış itiraflarından oluşuyor.

Kitap aslında kurgu!! Yazar görünen ve herkesçe bilinen olayların arasında kalan boşlukları hayal gücü ile doldurmuş. Toksikoloji ve kriminolojiye ilgi duyan yazar, daha önce sanıyorum aynı teknikle Karın Deşen Jack hakkında bir kitap yazmış.

Bronte'lerin hayatı gerçekten şok edici, kısa süre içinde tüm aile adeta mum gibi eriyip ebediyete intikal etmiş. Ama James Tully'nin yaptığı, bana göre hiçbir mantığa sığmıyor. Sürprizbozan olacak ama -kitabın ismi de gerçi öyle ama- yazar Charlotte'un ve özellikle babalarının yardımcısı olup sonradan kendisinin eşi olan Arthur Nicholls'un bu ölümlerden sorumlu olduğunu iddia ediyor. Herhalde ismi geçen kişilerin çoktan ölmüş olması nedeniyle -ve tabi ki "yazdıklarım kurgu" diyerek işin içinden çıkabilmenin rahatlığıyla- yazmış bu kitabı. Yine de insanların böylesine kolayca bu kadar tanınmış kişileri bu şekilde ağızlarına almaları, sözde "kurgu" dahilinde onlara "çirkin, evde kalmış, kız kurusu" diyebilmeler; onları saçma sapan, çirkin kurgularında hayale getirmeleri kabul edilemez. Bu bir araştırma olsaydı, kaynakçalarla kanıtlara dayansaydı belki saygı duyabilirdim ama bu kitapta hiç biri yok; dolayısıyla kitap korkunç bir saçmalık sadece..... Dediğim gibi Bronte'lerin hayatı gerçekten çok ilginç ama bunun esinlendirdiği şeyin sonucu bu olmamalıydı...

Doğan Kitap'a da eleştirim bu kitabı "deneme/eleştiri" kategorisinde yayınlaması. İlk 80 sayfada kitabın kurgu olduğunu anlamadan okudum, sonra internetten bakınca anladım. 2003 yılında çıkmış kitap 305 sayfa, çevirisini Meral Alakuş yapmış. 

Yazar hakkında bilgi bulamadım, 1936 doğumlu, bu kitabı 1999'da çıkmış, kendisi de 2001'de ölmüş. Yazarı böylesine eleştirdiğim için üzgünüm ama duygularım böyleydi işte...

Bu arada Charlotte Bronte'nin ilham verdiği bir kurgu kitap da daha önce yazmış olduğum Aşk Peşinde kitabı...



30 Kasım 2020 Pazartesi

Yeşilin Kızı Anne - Lucy Maud Montogomery

 

Yeşilin Kızı Anne veya Anne of Green Gables herhalde az çok hepimizin tanıdığı bir eser. Daha önce şu yazımda bahsetmiş olduğum 1979 yapımı şahane bir animesi var. Ben eseri çocukluğumda böyle tanımıştım ama kitabı olduğundan haberim yoktu veya ilgimi çekmemişti veya dilimize çevrilmemişti:)

Sanıyorum 2017'de Netflix'in kitabı diziye uyarlamasıyla birlikte kitap da ülkemizde ilgi çekince pek çok yayıncı eseri yayınladı. Benim tercihim muhteşem görselliği ile Ephesus Yayınları oldu. Yayın evi kitapların hem ciltli hem ince kapaklı versiyonlarını yayınlamış, üstelik ciltli versiyonlar hediyeli; ilk kitap hatıra defteri, ikincisi bez çanta vs. Üstelik fiyatlar gayet makul. Sanıyorum Ephesus serinin dört kitabını da yayınlayan tek kitabevi. Ben ilk kitabı ciltli, diğer üçünü ince kapak olarak D&R'dan çok iyi fiyata aldım.

407 sayfalık kitabı Çiğdem Köfüncü çevirmiş. Başta da dediğim gibi baskı kalitesi, sayfa düzeni şahane. Kitabı 3 günde bitirdim. 13 yaşındaki yetim ve öksüz Anne bir yanlış anlaşılma sonucu, erkek çocuk evlat edinmek isteyen yaşlı Cuthbert kardeşlere gönderilir. Ama Cuthbert'ler kızı tutmaya karar verir. İlk başlarda Anne ile özellikle sert karakteriyle tanınan Marilla arasında anlaşmazlıklar olsa da Anne eşsiz hayalgücü ve sıradışı tavırlarıyla herkesi etkiler.

Şahane bir kitap gerçekten; anlatılanlar çoğu zaman gündelik olaylar olsa da ve günümüz için yavaş kalsa da keyif ve merakla okunuyor. Kitaba çok sağdık kalmasa da dizisini de tavsiye ederim. Keyifli okumalar, iyi seyirler:)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...