26 Ekim 2020 Pazartesi

Tozlu Rüyalar Kitapçısı - Cynthia Swanson

 


 

Bu kitabı kapağı ve adı için almıştım. Martı Yayınları’ndan Ekim 2016’da çıkan 432 sayfalık romanımızı Esra Yüksel çevirmiş. Bu süper kapak tasarımı Alla Özabat’a ait, gördüğünüz gibi o kadar başarılı ki kitabı bana aldırdı (yalnız roman 1963 yılında geçiyor ama resim 80-90’lara ait sanki:). Kitabın orijinal adı The Bookseller...

 

Kahramanımız Kitty, Colorado’da yaşayan 38 yaşında bekar bir kadındır, en yakın arkadaşı Frieda ile bir kitapçı işletmektedirler. Aradığı aşkı bir türlü bulamamış olan Kitty garip rüyalar görmeye başlar; rüyalarında Lars isimli çok yakışıklı bir erkekle evli, üçüzleri olan hali vakti yerinde hoş bir kadındır. Kitty bunu önce bilinçaltındaki özlemlere yorar ama rüyaların ardı geldikçe çözmesi gereken gizemler ortaya çıkacaktır...

 

Tahmin edilmesi kolay ama yine de keyifle okunan ortalama bir kitaptı, 2-3 günde okudum. Eski zamanda geçmesi ayrı bir hoşluk katmış. Dediğim gibi ortalama bir kitap ama kapağı o kadar güzel ki kitaplığımda saklamaya değer bence... Keyifli okumalar:)

 

 



19 Ekim 2020 Pazartesi

Kendiniz Olma Alışkanlığını Kırmak - Joe Dispenza

Joe Dispenza, "Ne Biliyoruz Ki?" belgeselinin yazarlarından biri. Ayrıca Dr. Joe kayropraktik doktoru diplomasını Life Üniversitesinden yaşam boyu onur derecesiyle almış bir doktordur. ... Lisansüstü eğitimi nöroloji, nörobilim, beyin işlevleri ve kimyası, hücresel biyoloji, hafıza oluşumu, yaşlanma ve uzun yaşam konularını kapsamıştır.

 Kitabımız Butik Yayıncılık'tan 2020'de çıkmış, 398 sayfa, çevirisini Merve Duygun yapmış. Üç kısımdan oluşuyor; ilk kısım siz bilinci; kuantum ve siz; çevre, beden ve zamanı aşmak, ikinci kısım beyniniz ve meditasyon; üçüncü kısım yeni kaderinize doğru adım adım ilerlemek...

Bu kitap aslında geçen hafta bahsettiğim Seyir kitabını çok iyi tamamladı. Özet olarak eski olduğunuz kişi olarak yeni bir hayat bekleyemezsiniz; yeni bir kader istiyorsanız yeni bir insan olmalısınız. Zararlı özelliklerinizden birer birer kurtulup yerlerine yeni sizin özelliklerini yerleştirmelisiniz. Bunun için meditasyondan faydalnıyorsunuz. Yazar 4 haftalık bir programla size adım adım uygulayacaklarınızı anlatıyor. Meditasyonlar da yazılı olarak verilmiş.

Yazar kendi yaşamından da etkileyici örnekler vermiş. Kuantum yasalarının nasıl da bizim yaşamımızda da etkili olduğunu çok güzel açıklamış. Ben kitabı hakkıyla anlatamadım ama benim düşüncelerimi, bakış açımı çok etkiledi bu kitap. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim, keyifli okumalar... 



12 Ekim 2020 Pazartesi

Seyir - Piraye

Seyir eden misin, seyreden mi bu alemde?

Yeni keşfettiğim Burcu'nun blogunda karşılaştım Seyir ile... Burcu kitabı şöyle anlatmış... Onun anlatımından çok etkilenince hemen aldım ben de kitabı...

Mona Kitap'tan 2019'da çıkan roman 348 sayfa. Piraye Erdoğan 1966 doğumlu, aslen işletme mezunu ve daha çok reklam sektöründe çalışmış. Ancak insan zihni, düşünce sistemleri gibi pek çok eğitime katılıp, bilgilerini nefes çalışmalarıyla birleştirip kendi dönüşümünü yaşamış. Sonrasında da oluşturduğu "özgür zihin, özgür nefes" programıyla eğitimler vermeye başlamış.

Kahramanımız Mina 35 yaşında, iyi bir işi olan, gayet donanımlı bir kadındır ama ciddi güvensizlikleri onu yanlış ilişkilere sürükler. Sonunda kaçınılmaz olarak dibe vurur ve şans onu, dönüşümünü başlatacak olan Ma ile karşılaştırır.

Kitabı henüz bitirmedim aslında, daha 150 sayfam var ama fikirler beni çok heyecanlandırdı. Hani hep duyuyoruz anda kalmak, farkındalık vs... Çoğu kişi bu farkındalık (mindfullness) konusunun şişirilmiş olduğunu düşünüyor aslında, hatta geçenlerde depresyonlu hastalarda yapılan bir araştırma, mindfullness egzersizlerinin hastaların çok çok az bir kısmında iyi hissetme sağlayabildiğini okumuştum... Doğrusu anda olmanın biraz abartıldığını da düşünmedim değil, tamam zihnin sürekli konuşmasını, endişe yaratmasını, ya geçmişte ya gelecekte takılıp kalmasını engelliyor... Ama neden?

Dünyayı ilk tanımaya başladığımızda acıdan kaçınmak için deneyimleri etiketliyoruz ve sonunda bu yalan yanlış kısıtlı etiketlemeler prangalarımız haline geliyor, bunlar harici birşey yaşayamamaya başlıyoruz; olasılıklar sınırsızken biz kendi yarattığımız bir hikayeye sıkışıp kalıyoruz. Zihin bize hep aynı şeyleri, aynı düşünceleri, aynı yaşantııları dayatıp duruyor. Bu ilüzyondan çıkmayalım diye hep kendi kalıplarını sunuyor önümüze. Oysa anda kalabilirsek, yani aktif olursak, seçimi biz yapabiliriz; sonsuz olasılıklar içinden ne olacağını biz seçebiliriz; sadece seyircisi olduğumuz filmden çıkıp gerçekten yaşayabiliriz...

İşte kitabın özü bu bana göre... Bunun üzerinden daha farklı fikirler de geliştirilebilir. Gördüğünüz gibi ben kitabı çok beğendim ve çok etkilendim. Hep okuduğumuz ama gerçek hayatla örtüştüremediğimiz fikileri çok güzel açıklamış yazar. Kesinlikle tavsiye ederim, Burcu'ya da bu kitapla tanıştırdığı için tekrar teşekkür ederim..:)


6 Ekim 2020 Salı

Atmaca - Hikmet Hükümenoğlu

Blogumun takipçileri bilir, Hikmet Hükümenoğlu sürekli takip ettiğim ve en sevdiğim yazarlardan birisi. En son 2016'da Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri kitabını okumuştuk. O günden beri de yeni romanını bekliyorduk. Eylül sonu yüzümüz güldü ve 400 sayfalık Atmaca, Can Yayınları'ndan uçtu geldi.

Hikayemiz 1995'te başlıyor, 2001, 2015 ve 2019 yıllarında da ilerliyor. Ömer 17 yaşında liseli bir genç olarak çıkıyor önce karşımıza. En büyük hayali Ay'a gitmek, annesi ölmüş; ablası, kardeşi ve huysuz babasıyla birlikte yaşıyor. İlk defa o yıllarda içinde uyanmak isteyen bir şeyleri fark ediyor. Zaman geçtikçe, farklı olaylar Ömer'in içindeki o meşum yaratığı dürtüp durur. Ve tabi Ömer'in hayatı da buna göre şekillenir.

Atmaca'yı çok sevdim.Öncelikle Ömer çok gerçek bir karakter, hatta öfke konusu dışında bir tanıdığıma çok benzettim. Karakter gerçek olunca da hikaye çok daha enteresan geliyor, zaten olay örgüsü de son derece ilginç. Romanımız aslen karakterin yaşadığı sürece odaklanıyor; genç bir delikanlıdan orta yaşlı bir erkeğe doğru seyir alıyoruz.

Bu arada yazarımız sürekli okurlarına da güzel sürprizler yapmış, Körburun'daki Onur Öğretmen burada da Ömer'in edebiyat öğretmeni olarak karşımıza çıkıyor. Ve adeta yazarımızın bir imzası olan, her eserinde yer verdiği o gizemli mekan; daracık geçitlerden geçerek ulaşılan o meydan ve ortasında yer alan o garip dükkan burda da var tabi...

Atmaca'yı çok sevdim, yazarın benzersiz tarzı yine okuru adeta esir alıyor. Kitabı 2 günde bitirdim. Size de şiddetle tavsiye ederim, keyifli okumalar dilerim...


28 Eylül 2020 Pazartesi

Beşinci Çocuk - Doris Lessing

Doris Lessing oldukça bilinen bir yazar aslında, 1919 doğumlu ve 2007 Nobel Edebiyat ödüllü. Bu benim yazarla ilk tanışmam oldu, çünkü kitabın konusu bana çok ilginç geldi. Çeviriyi Niran Elçi yapmış. 2019 yılında Tudem Yayın Grubu’nun alt markası Delidolu Yayınları’ndan çıkmış. Yazar ise sanıyorum 1988’de yazmış kitabı.

140 sayfalık kitabı bir günde okudum. Konu şöyle; 1960larda Harriet 24, David 30 yaşındayken tutucu yapılı çiftimiz tanışırlar, farklı şekillerde büyümüş olsalar da ikisinin hayali de aynıdır; büyük bir evde en az 6 çocukla mutlu bir hayat sürmek... İlk iş banliyöde 3 katlı bir ev alırlar ve evi alır almaz çocuk yapmaya başlarlar. Önceleri her şey mükemmeldir, Harriet’in annesi Dorothy onlarla kalmaya başlar, 1,2,3 çocuk sırayla gelir, tüm aile toplanıp mutlu kutlamalar yaparlar, dördüncü çocuk plansız gelir ama o da sorun olmaz. Beşinci çocukta ise her şey değişir...

Kitabı merakla okudum, olaylar hızlı gelişiyor, yazarın anlatımı, duygusal çözümlemeleri çok başarılı tabi ki... Yalnız eleştirim baskıya, şöyle ki hiç paragraf boşluğu yok, farklı bir bölüme geçiliyor ama hiç ara verilmemiş, bu biraz yorucu oluyor okur için...

Kitabı tavsiye ederim, sürükleyici ve oldukça heyecanlı. Keyifli okumalar...


21 Eylül 2020 Pazartesi

Lamia; Kan Bağı - Orkide Ünsür

Kayıp Rıhtım sitesini severek takip ediyorum, geçenlerde edebiyatımızda Vampir romanları konulu bir yazı vardı. Lamia da o listede bulunuyordu. Kitap hakkındaki yorumlara baktığımda "tarihi dokunuşu çok güzel" şeklinde bir yorum görünce okumak istedim. Yazarımız televizyon dünyasından, senaristlik, yönetmenlik gibi pek çok görevde bulunmuş. Kitabımız Altınpost Yayınevi'nden 2015 Mart 'ta çıkmış, 320 sayfa. Olaylar 1895'te Paris'te başlıyor, Büyük Ada ve Heybeli Ada'da geçiyor daha çok. Lamia 18 yaşında, Paris'te resim eğitimi alan modern ve çok güzel bir gençkızdir. Paris'te bir baloda tanıştığı yakışıklı Andrew (veya Faik) ile yolu Istanbul'da kesişir. Lamia bu sefer ondan, babasını bulmak için yardım ister ve macera başlar... Fazla bir ipucu veremedim ama kitap hoş tarihi dokunuşları ile klasik, biraz tahmin edilebilir ama keyifli bir vampir hikayesi. Türün sevenleri için başarılı bir kitap diyebilirim...

14 Eylül 2020 Pazartesi

Yalnızız - Peyami Safa

Çok severek takip ettiğim arakolpa, Nisan 2019’da şu yazısında paylaşmış bu kitabı, ancak şimdi okuma fırsatı bulabildim. Yazarın daha önce Fatih-Harbiye romanını okumuştum, beğenmiştim ama aynı yazardan böyle bir roman beklemiyordum doğrusu. 1951 yılında yazılmış bu eser yazarın son romanıymış. Ben kitabı Ötüken Yayınları’nın 42. Baskısı’ndan (ki 1974’teki ilk baskısı yayın evinin ilk bastığı esermiş) okudum, özellikle bu baskıyı tercih etme sebebimse kapağı çok beğendim (tasarım Zafer Yılmaz’a aitmiş). Kitabın bu baskısında Nevzat Kösoğlu’nun yazar ve eserleri ilgili faydalı bir önsöz bulunuyor. 414 sayfalık kitabımız, Yeşilköy’deki bir köşkte başlıyor, üç yetişkin kardeş Mefaret, Besim ve Samim birlikte yaşamaktadır. Yetişkin kızı ve oğlu olan Mefaret tam bir gamlı baykuştur, hep bir dert peşinde koşma ihtiycındadır. Besim sanki hayata dünyevi zevkler peşinde koşmaya, gülmeye gelmiştir. Samim ise filozoftur, her gizemin, sorunun düşünerek, tahlil ederek çözüleceğine inanır, bunu uygular da. Ütopik bir diyar olan ve 150 yıl sonrasında mevcut olan, kendi kurgusu Simeranya üzerine yazılar yazar. Baş karakterimiz Samim’dir... Samim’in duygu ve düşünceleri, yaşadıkları karşısındaki muhteşem çözümleme ve akıl yürütmeleri hayran bırakıyor gerçekten... Sürprizbozan olacak belki ama, kitabın sonunda Samim kadar doğrucu, -tutucu değil ama- ahlaki değerlere sahip bir adamın yaşadıklarına şaşırdım... Yalnızız, bu sözler yanılmıyorsam Meral’e aitti, kitaptaki karakterlerin esasen kendi dünyalarında yalnız olduklarını mı ifade ediyor? Peyami Safa romanında bugün için bile yeni sayılabilecek, ruhsal dünya ile ilgili ilginç fikirlere yer vermiş, bu açıdan özellikle romanı çok ilginç buldum. Samim’in kendi düşüncelerinin “oldukça” derinine daldığı bölümlerde biraz sıkıldığımı itiraf edeyim, zaten önsözde okuduğum kadarıyla yanlış hatırlamıyorsam kendi fikirlerini baş karakterine söyletme durumu yazarın “zaafı” olarak nitelendiriliyormuş. Kitabı çok beğendim, gidişat son derece merak uyandırıcı ve sürükleyiciydi, Samim’in bazı anlatımları hariç. Kütüphanemde tutmak isteyeceğim ve size önereceğim bir kitap oldu Yalnızız. Keyifli okumalar dilerim...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...