12 Şubat 2019 Salı

Zamanı Durdurmanın Yolları - Matt Haig


Geçenlerde kitapyurdu'ndan alışveriş yaparken gördüm bu kitabı, oldukça iddialıydı, kapağı da bana aşk romanı olduğunu düşündürdüğü için aldım. Domingo Yayınları'ndan Ekim 2018'de çıkmış.Orijinal ismi "How To Stop Time", 318 sayfalık kitabın çevirisi Kıvanç Güney'e ait.

Kitabımızın kahramanı Tom Hazard ve kendisi 400 küsur yaşında, çünkü bir sebepten dolayı normal insanlardan çok çok çok daha yavaş yaşlanıyor. Bu nedenle sürekli yer değiştirmek zorunda tabi... Bir gün kendisi gibi insanların bir araya geldiği Albatros Kulübü ile tanışıyor. Kulübün kurucusu Hendrich dünyadaki bütün "Alba"ları bulup kulübe dahil etmeye çalışıyor, bunun için üyelerini kullanıyor ve karşılığında onlara yaşamak istedikleri hayatları sunuyor. Bu hayata tahammül edebilmek için aşık olmamak gerekiyor...

O kadar sıkıldım ki kitaptan daha fazla anlatamayacağım. Öncelikle Forever dizisini hatırlattı ciddi şekilde. Yazar bir şekilde kitabı ilginç hale getirmeye çalışmış ama basmakalıp olmaktan kurtulamamış. Olayların birbiriyle olan bağlantıları zorlama geldi mesela. Örneğin bir insan 400 yıl yaşadı diye tarihteki ünlü kişilerle tanışmış olmak zorunda değil, 1000 yıl yaşayıp yine de ünlü birini tanımamış olabilirsiniz. Tom Hazard'sa Shakespear'le, F. Scott Fitzgerald'la tanışmış (nedense geçmişe giden biri mutlaka Fitzgerald'la tanışıyor). Alba'ların neden bir araya gelmek zorunda olduğu, kulübe katılmayanların neden öldürüldüğü anlaşılmıyor, çok saçma. 400 yıl yaşayan bir insan nasıl sadece 1 kere aşık oluyor onu da anlayamadım. Adamın ikinci aşkı ile ilki arasında 400 yıl var. Kısacası ben kitapta aradığım derinliği ve sürükleyiciliği bulamadım. Nasıl 37 dile çevrilmiş anlamak mümkün değil... Yine de şansınızı deneyin belki siz seversiniz:)





3 Şubat 2019 Pazar

Kar - Orhan Pamuk


 


 

Orhan Pamuk en sevdiğim yazarlardan birisi, sanıyorum bununla birlikte yazarın tüm kitaplarını okumuş oldum. Daha önce hep siyasi roman diye düşündüğümden bu romanı okumaya hiç yeltenmemiştim. Yazarın Nisan 1999 - Aralık 2001 yılları arasında yazdığı roman Ocak 2002’de İletişim Yayınları’ndan çıkmış, 428 sayfa.

 

Nişantası’nda yetişmiş, iyi eğitimli (az tanınmış) şair Ka, bir arkadaşının ricasıyla, şehirdeki intihar eden “türbancı” kızları araştırmak üzere siyasi sürgün olarak uzun yıllardır yaşamakta olduğu Frankfurt’tan Kars’a gelir. Buraya gelirken aklında üniversiteden arkadaşları Muhtar ve onun güzel eski karısı İpek’i görmek de vardır. İpek’in babasına ait olan Karpalas oteline yerleşir. Şehirdeki herkes başka türlü değerlendirmektedir onun gelişini. Şehirdeki aşırı İslamcı kesim, laiklik taraftarları, MİTçiler, askerler, İslamcı terörist Lacivert (ve aşkları), bastıran kar ile şehirde mahsur kalan Sunay Zaim ve kumpanyası, kendince yeni bir saf oluşturan N. Demirkol, İmam Hatipli erkek öğrenciler, türbancı kızlar, Turgut Bey ve güzel kızları İpek ile Kadife ve tabi Ka’nın yaşadıkları, hissettikleriyle anlamlanan şiirleri Kars’ın hüzünlü, karlı atmosferiyle birlikte kitabın ögelerini oluşturuyor...

 

Bu arada kitabın sonunda Ka’nın Kars’ta yaptıklarını araştırmak üzere oraya giden Orhan Pamuk, Masumiyet müzesinde olduğu gibi Ka’nın arkadaşı ünlü romancı olarak kitapta yerini alıyor. Son sayfada Kadife’nin Orhan Pamuk’un kızı Rüya’ya selam söylemesi çok hoşuma gitti... Hatta Orhan Pamuk üzerinde çalışmaya başladığı Masumiyet Müzesi’nden de bahsediyor...

 

Kitabı çok beğendim, bu kadar beğeneceğimi düşünmüyordum Karakterlerin çapraşık aşk acıları beni etkiledi, en başta da tabi Ka’nın derin hüznü ve acısı... Romanın kurgusu çok güzeldi, karakterlerin motivasyonlarının ilk bakışta anlaşılmayacak derinliği... Zaman zaman biraz sıkıldığımı itiraf edeyim, özellikle Sunay Zaim’li kısımlarda... Ama siyaset kesinlikle romanın edebiliğinin önüne geçmiyor, kesinlikle tavsiye edeceğim bir roman Kar... Kitap kapağını da çok beğendiğimi ekleyeyim. Keyifli okumalar dilerim:)

 

27 Ocak 2019 Pazar

Duygusal Temizlik - Donald Altman






Kuraldışı Yayınları’ndan çıkan kitap şlk çıktığı 2016 Haziranından beri okuma listemde sanırım. Kasım 2017’sw ikinci baskısını yapmış. 214 sayfalık kitabı Seda Toksoy çevirmiş. Yazar oldukça ilginç biri; psikolog aynı zamandav da eski bir budist rahip.m Emmy ödüllü bir çocuk programı yapmış.

 

Kitap dört bölümden oluşuyor,m eski duygusal dağınıklığı görmek ve ortadan kaldırmak, geçmiş kuşaklardan aktarılan birikintileri iyileştirmek; gündelik temizlik ile yeni duygusal yığıntı oluşumunu önlemek ve son bölüm de huzur, niyet ve bütünlük ile dönüşüm ve kendini gerçekleştirme.

 

Açıkçası özellikle ilk iki bölümde diğer kitaplardan iyi bildiğiniz konular işlenmişti, burada kabullenme, olumluya odaklanma, gevşeme, dopru iletişim vs. gibi konular yer alıyordu. Doğrusıu “bu kitabı okumama çok da gerek yokmuş” diye düşünmüştüm. Ama üçüncü ve özelelikle son bölüm beni etkiledi. Yine bildiğimiz konulardı belki ama etkileyici bir şekilde yazılmıştı diyeyim. Özellikle frarkındalık konusu üzerinde çok durulmuş, bu da mutluluğun kaybağı zaten. Farkındalık ve anda kalabilmek, ve tabi niyet, anda olmak ve her hareketi niyet ile yapmak da bununla ilişkili. Yine şükran duygusu geliyor bunu takiben. Başkalarına yardım da diğer bir tamamlayıcı. İşte bütün bu bildiğiniz basit şeyler kişisel huzur ve mutluluğun kaynağını oluşturuyor, kitabın özü bu. İlginç bir başka fikir de "paradoksal armağanlar", sahip olduğunuz güzel şeyler için şükran duyuyorsunuz, ama aslında olumlu yönleri de olan negatif görünümlü olaylar için de şükran duyuyor musunuz? Mesela trafiğe takıldığınız için sıkıcı bir toplantıyı kaçırmanız veya grip olduğunuz için sonunda evde kalıp dinlenebilmeniz gibi...  Kitabı sevdim, kesinlikle tavsiye ederim, hem okumanuzu hem de içindeki fikirleri uygulamanızı tabi...:)

 

21 Ocak 2019 Pazartesi

Kar Yağacak - Levi Henriksen


Sevgili blogger arkadaşım Gül Hanım şu yazısında bu kitaptan övgüyle bahsedince, mevsim de tam zamanı olunca hemen okudum Kar Yağacak'ı :) Kitap 2012'de Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmış, 268 sayfa. Kitabın çevirisi Banu Gürsaler Syvertsen tarafından yapılmış. Kitabın başında "Bu kitap NORLA'nın (finansal) çeviri desteği ile yayınlanmıştır." ibaresi var. Yani bu kuruluş Norveç edebiyatının tanıtılabilmesi için destek yapıyor. 

Dan Kaspersen annesi ve babasını çok uzun yıllar önce kaybetmiştir, 30lu yaşlardadır. Biraz pisipisine bir sebepten hapse düşmüştür, çıktığında kardeşinin intihar ettiğini görür. Skogli isimli küçük kasabasına döndüğünde onu buraya bağlayan birşey olmadığını görür, niyeti evini satıp kasabayı terk etmektir. Ama başta tesadüfen tanıştığı güzel Mona ve sonrasında bazı talihsiz olaylar buna engel olur...

Güzel bir romandı, Gül Hanım'ın da yazısında dediği gibi, okurken Norveç'in buz gibi karlı atmosferini hissedebileceğiniz, kahramanların yaptığı gibi bol bol kahveyle içinizi ısıtmak isteyeceğiniz bir roman. Sayfaları merakla çevirmiyorsunuz belki ama değişik ve hoş bir roman. Keyifli okumalar dilerim:)

14 Ocak 2019 Pazartesi

Aşkın Ötesinde - Deniz Erbulak


Sevgili Kitap Eylemi' nin tavsiyesi ile okudum bu kitabı. Yazardan okuduğum ilk kitap ama devamı da gelecek bence çünkü kitabı çok beğendim. İthaki Yayınları'ndan 2011'de çıkan kitap 349 sayfa. Yazarımız 1971 Manisa doğumlu, aslen Jeoloji Mühendisi, 5-7 yaş için yazıp resimlediği kitaplar var, gençlik romanları ve diğer romanları da var. 

Romanımızın kahramanı Ferit Yavuz 37 yaşında, zengin ve geleneksel bir ailenin oğludur, şehrin ünlü mütahitlerindendir ayrıca. Renan Rüyet ise 44 yaşında, son derece seçkin ve eğitimli, babasıyla yürüttüğü peysaj mimari işini İstanbul'dan bu iç ege şehrine taşımıştır. Renan ve Ferit birbirinin tam zıddı iki insan gibi görünmektedir. Ancak kader ağlarını örer ve tahmin edebileceğiniz gibi bir şekilde bu iki insan birbirine aşık olur.

Dram kısmı ağır basan hoş bir kitaptı. Ama dramı bana biraz fazla geldi, şartlar daha doğal olabilirdi sanki. Ancak yazarın anlatımını çok beğendim, diğer kitaplarını da okumak isterim, size de tavsiye ederim, keyifli okumalar:)



7 Ocak 2019 Pazartesi

Eski Günler... Nostalji :)


Geçenlerde aklıma geldi bu konu, eşim artık niye film yazısı yazmadığımı sordu, ben de son zamanlarda beni etkileyen bir film izlemediğimi söyledim. Sonra da düşündüm, bir filmi sinemada izlediğimde beni daha çok etkiliyor, ama çok uzun zamandır sinemada film izlemedim, hem gidecek vaktim yok artık hem de biletler çok pahalı artık. Ama sinemadan da eski tadı alamadığımı fark ettim. Eskiden sinemaya gitmek büyük bir heyecandı, İstiklal Caddesi'nde Emek veya Fitaş'a giderdik, hele yazın sinemanın o loş serinliğine girmek ne büyük bir keyifti. 

Önce İstiklal Caddesi'nde dolaşılırdı, bilmiyorum ben mi genç olduğum için herşey eğlenceli ve heyecan verici görünürdü yoksa gerçekten herşey eğlenceli ve heyecan verici miydi?:)) O zaman İstiklal Caddesi böyle dökme beton görünmüyordu, ağaçlar vardı, etraf güzel bir dekor gibi görünüyordu. Vakko'nun varlığı bile kalite katıyordu caddeye.

Sinemadan bahsediyordum, Alaska Frigo'yu atlamamalıyız tabi ki:) Sinema çıkışı da İnci'de profiterol yiyerek günümüzü taçlandırırdık. Şimdi bunların hepsi geçmişti kaldı, benim İstiklal Caddesi'nde yapmaktan hoşlandığım pek birşey kalmadı (çok nadiren sergi gezmek dışında), zaten geçmişe ait neredeyse hiç birşey de kalmadı... Bu beni üzüyor işte...:)

resim: www.turizmguncel.com

2 Ocak 2019 Çarşamba

Aşkın İstilası “Dem” - Metin Hara




Metin Hara ismini duymayan yoktur herhalde. Onun adını önce ilk kitabı Yol ile duymuştuk, ardından da Adriana Lima ile olan aşkıyla. Dem kitabı aslında Ekim 2016’da çıktı ama ben şimdi okuma fırsatı buldum. Destek Yayınları’ndan çıkan kitap 487 sayfa. Yol kitabında Çıraklık eğitimi vardı, bu kitapta ise Kalfalık düzeyine çıkıyoruz. Biraz daha yoğun bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yazar yine bol bol kendi hayatından örnekler veriyor. Yine bol bol egzersizler var. Beni okurken hep çok pozitif hissettiren bir kitap oldu. Fazla irdelenecek bir kitap değil zaten, konuya ilgisi olanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...