Marisha Pessl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marisha Pessl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2015 Cumartesi

Gizli Tarih – Donna Tartt

Yazarın ilk kitabı olan Gizli Tarih 1992 yılında yazılmış olup, benim okuduğum baskısı Remzi Kitabevi’nden 1997 yılında çıkmış olanı. 598 sayfalık kitap adeta kült mertebesinde bir eser. Önce biraz yazardan bahsedeyim, 1963 doğumlu Donna Tartt Mississipi Üniversitesi'ne gitmiş, orada kısa hikaye yazma kursuna devam ettiği Barry Hannah tarafından “gerçek bir deha” olarak tanımlanmış, ertesi sene Bennington College'e transfer olup burada Bret Easton Ellis gibi şimdinin meşhur yazarlarıyla birlikte klasikler üzerine eğitim almış. Bu kitabıyla çok sayıda hayran kazanmış, okurları yıllarca onun ikinci kitabını beklemiş ve 2002 yılında tam 10 yıl sonra yazar ikinci kitabı olan “My Little Friend” yayınlamış, yine bir 11 yıl sonra üçüncü kitabı olan “The Goldfinch” gelmiş, bu kitabı sinemaya da uyarlanacakmış, bizde de kitap şu an Türk okurlarla buluşmak üzere çeviri sürecinde bulunuyor.


Evet gelelim Gizli Tarih’in konusuna, bir kere kitabın ismi bence yanlış çevrilmiş, kitap karakterlerinin ortaya çıkmamış olan geçmişini anlattığı için kitabın ismi “Gizli Geçmiş” olmalıydı. Kitabı bize anlatan kişi Richard, son derece zayıf bağlarla bağlı olduğu ailesinin karşı çıkmasına rağmen üniversiteye başvuran, önce tıpa başvurup burada yapamayacağını anladıktan sonra dil alanına yönelen ve sonunda kararsızlıkların Yunan Edebiyatı’na sürüklediği kahramanımız.

Yazar öncelikle mantıklı bir insan olarak kabul ettiğimiz Richard’ın içinde bulunduğu durumu gösteriyor bize; ailesi tarafından dışlanmış, paralı bir üniversiteye burs bulma umuduyla gelen,hiç arkadaşı olmayan, aile baskısı ve tıbbı bıraktığı için başarısızlık hisleriyle dolu bir genç. Bir gün kütüphanede, bütün okulun “garip bir grup” olarak gördüğü Eski Yunan Edebiyatı öğrencileriyle karşılaşır, her ne kadar oldukça sıradışı görünseler de bir çekicilikleri vardır bu 5 kişinin. Richard kulak misafiri olduğu bir Yunanca problemine çözüm getirince, ona hocaları Julian ile konuşup kendi bölümlerine geçebileceğini söylerler. Julian bütün okulda adı çıkmış bir hocadır, sadece kendisinden oluşan Eski Yunan Edebiyatı bölümünde tüm dersleri kendisi verir ve zaten 5 kişiden oluşan öğrencilerinin başka ders almasına da izin vermez. Richard anlaşılmaz bir duyguyla, son derece seçici olan Julian’a kendisini zorla kabul ettirir. Böylece bu 5 kişilik arkadaş grubuna da otomatikman girmiş olur. Henry, Francis, Bunny, ikizler Charles ve Camilla’dan oluşan bu grubun özelliği hepsinin çok zengin olmaları veya en azından zenginmiş imajına sahip olmalardır.

Bir Bacchus Şenliği; Ressam William-Adolphe Bouguereau'ya ait 1884 yılından bir çalışma; Bacchus'un Gençliği (The Youth of Bacchus), Bacchus Yunan mitolojisindeki şarap tanrısı Dionysos'un diğer adı

Grubun en büyük özelliği Eski Yunan Edebiyatı’nı bir ders olmanın ötesinde benimsemiş olmalarıdır. Öyle ki, bir gün Henry, Francis ve ikizler çok eski edebi metinlerde bahsedilen Bacchus şenliği denilen bir şey yapmaya karar verirler, bu katılanların adeta bir uyuşturucu etkisindeymiş gibi kendilerini bıraktıkları, içlerinden gelen her şeyi hiç bir kısıtlama olmadan yaptıkları ve öncesinde pek çok seromoni ile hazırlanan sıradışı bir şeydir. Bunny de başlarda buna davetli olmuş olsa ve katılmayı düşünse de örneğin şenlik öncesi oruç tutma gibi şeyleri yapmadığı ve olayı ciddiye almadığı için son anda bundan haberdar edilmez, Richard ise zaten o zamanlar grup tarafından yeterince benimsenmemiştir.

Bu şenliğin sonu hiç de iyi bitmez,grup üyeleri ayin sonrası kendilerine geldiklerinde bir cinayet işlemiş olduklarını fark ederler, cesedi olduğu gibi bırakıp hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına geri dönerler ama cinayet gazete ve televizyonlara yansır ve büyük olay yaratır. Bunny ise ayin dönüşü üstü başı kanlı arkadaşı Henry’i görünce manzarayı cinayetle ilişkilendirmekte gecikmez. Son derece sivri dilli ve ağzı kalabalık bir yapısı olan Bunny sürekli olarak arkadaşlarını taciz etmeye başlar. Bu durumda bir yandaşa ihtiyaç duyan grup üyeleri olan biteni Richard’a anlatırlar, böylece o da grup tarafından iyice benimsenmiş olur.

Bütün bu olaylar sırsında, asil bir nezaketi benimsemiş olan ancak grup üyeleri arasındaki dominantlığı ile herkesi yönlendiren Henry’nin kişiliği dikkat çekicidir, kendisi aynı zamanda adanmış bir çalışkanlığın eseri olan kusursuz Yunanca’sı ve kültürel bilgisi ile de sadece Julian’ın en iyi öğrencisi değil aynı zamanda da onun dostudur. Henry yaşanan olaydan kısa bir sure sonra Bunny’nin herkes için bir tehdit olduğu ve ortadan kaldırılması gerektiğine karar verir.

Kitapta polisiye bir olayın takibinin yanısıra karakterlerin birbirleriyle ilişkileri ve motivasyonları da okur için merak unsuru teşkil eder.

Kitabın özellikle lise ve üniversite öğrencileri arasında bu kadar popüler olmasının sebebi kampüs hayatını ve arkadaşlık ilişkilerini oldukça detaylı ele alması.

Benim kitaba notum ise 10 üzerinden 6,5 ; konu olarak ilginç olsa da yer yer sıkıldım, bazı kısımları (özellikle Bunny’nin evinde geçen kısımlar) gereksiz uzundu ve bahsedilen kampüs hayatı benim için tanıdık ve hoş değildi. Marisha Pessl da Gündelik Felaket Teorileri kitabını Gizli Tarih’ten etkilenerek yazdığını söylemişti, ben doğrusu onun kitabını daha çok beğendim, özellikle karakterleri daha doğaldı.

Yine de yazarın büyük yankı yapan romanı The Gold Finch’I çok merak ediyorum,keyifli okumalar.

Resim 1: http://kitap.radikal.com.tr/Posts/2013/02/14/00donna-tartt-2E89-1C06-2882.jpg
Resim 3:http://www.wikiart.org/en/william-adolphe-bouguereau/the-youth-of-bacchus-1884

27 Şubat 2014 Perşembe

Gündelik Felaket Teorileri – Marisha Pessl

Asıl adı “Special Topics in Calamity Physics” olan kitap 2006 yılında, yazar 29 yaşındayken yazılmış. Kitap – sonunda yer alan kitap hakkındaki Bitirme Sınavı da dahil- 574 sayfadan oluşuyor. Yazar Marisha Pessl, bu kitabı yazarken Donna Tartt’ın Gizli Tarih kitabından ilham aldığını söylemiş yanılmıyorsam. Kitap gerçekten ilginç, her bir bölümüne bölümün konusunu çağrıştıran bir edebiyat klasiğinin ismi verilmiş. Ben uzun romanları seviyorum, bir kere kitabın dünyasına girdikten sonra oraya alışıp orda zaman geçirmek hoşuma gidiyor. Bu kitap da uzun bir kitap ama aslında yazarımızın abartılı betimlemeleri ve örneklemeleri olmasa herhalde dörtte bir oranında kısalırdı. Öncelikle yazarın bu gereksiz laf kalabalığına alışmakta zorlandım, biraz da zorlama bulmadım desem yalan olur, yazar engin genel kültürü ve edebiyat bilgisini “fazla bilgi göz çıkartmaz” misali açığa vurmadan edememiş, çoğu zaman gereksiz buldum bunu, mesela “Charles şaşırdı,” diyeceğine “Charles, Jane Goodall’ın orangutanların termitleri topraktan çıkarırken kendi yaptıkları aletleri kullandıklarını gördüğündeki gibi şaşırdı,” gibi cümleler kurmuş, bu arada Charles’ın şaşırdığı şeyin ne orangutanlarla, ne termitlerle ne de alet kullanımıyla ilgisi var. Ama bir süre sonra bu laf kalabalığına alışıyorsunuz, konu da sürükleyici olunca hoş bir kitap çıkyor ortaya.

Kitaptaki çizimlerden biri; bir lise fotoğrafında Blue, gözlüklü kızımız.

Konuya gelecek olursak, Blue annesini kaybettikten sonra üniversitede öğretim görevlisi olan babasıyla eyalet eyalet gezmeye başlar, lise son sınıfı ise Kuzey Carolina’nın Stockton kentinde geçirmeye karar verirler. Genellikle içe dönük bir kız olan Blue van Meer burada okulda Mavi Kanlılar olarak bilinen ve hayranlık duyulan bir grup gençle takılmaya başlar; Jade, Leulah, Charles, Nigel ve Milton’dan oluşan bu grup her pazar okulun Sinemaya Giriş dersi hocası genç, güzel ve gizemli Hannah Schneider’ın evinde buluşup yemek yer, Blue da bu gruba katılır ve bir süre sonra kendisini arkadaşları ve Hannah Schneider’in gizemini çözmeye çalışırken bulur.

İşte 1977 doğumlu yazarımız Marisha Pessl !

Kitabın son 150-200 sayfası özellikle Blue’nun bu gizemi araştırması üzerine ve açıkçası beni biraz sıktı. Kitabın son bölümünü ise – söylememin sakıncası yok; Blue’nun mezuniyet töreni- çok beğendim, beni heyecanlandıran çok hoş bir bölümdü. Kitabın en sonunda ise yazar kitapta açıklığa kavuşmamış noktaları bitirme sınavında okurlarına doğru/yanlış ve çoktan seçmeli sorularla bize soruyor. Sonuç olarak sonlara doğru yer yer sıkılsam da özellikle son bölümü ve finaliyle beğendiğim bir kitap oldu, tavsiye ederim, keyifli okumalar.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...