İpek Çalışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İpek Çalışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Eylül 2016 Çarşamba
Latife Hanım- İpek Çalışlar
Öncelikle yazar İpek Çalışlar'ı tanıyalım. 1947 doğumlu, Siyasal Bilgiler fakültesini bitirmiş. Gazeteci, TRT'de, Nokta Dergisi'nde (haber müdürü) çalışmış, Söz Gazetesi, Sokak Dergisi kurucularından. Cumhuriyet Dergi'yi çıkartmış. Latife Hanım kitabı ile Duygu Asena Ödülü'nü almış. Gazeteci Oral Çalışlar ile evli.
Latife Hanım kitabı, Atatürk ile bir süre evli kalan Latife Uşşaki'nin hayatını anlatıyor. 23 yaşındayken büyük bir hayranlık beslediği Atatürk'ün İzmir'deyken kendi köşklerinde misafir olmaları, çok kültürlü bir insan olan Latife Hanım'ın hem evin düzeni konusunda hem de Atatürk'ün resmi işlerinde kendisine yardımcılık etmesi, ikisinin birbirlerini yakından tanımasına ve etkilenmelerine vesile oluyor. Atatürk, Latife Hanım'a evlenme teklif ediyor, Latife Hanım da eskiden beri kolyesinde resmini taşıdığı Atatürk'e evet diyor. Çok kısa süre içinde evleniyorlar. Ancak bu kadar göz önünde olan bir evlilikle ilgili konuşulanlar çok. Latife Hanım'ın başına buyruk ve inatçı kişiliği evliliği zora sokuyor. Atatürk'ün sağlığını düşünerek yapmaya çalıştığı kısıtlamalar Atatürk'ü rahatsız ediyor ve derken evlilik bitiyor. Latife Hanım da Atatürk de üzülüyor ancak böyle olması gerektiğine inanıyorlar. Latife Hanım hayatının çoğunu Teşvikiye'de Atatürk'ün heykelini gören bir evde geçiriyor ve 1975 yılında vefat ediyor.
Latife Hanım'ın hayatını kısaca özetliyor kitap, kadın hakları için yaptığı uğraşlar dikkate değer gerçekten. Ama açıkçası ben kitabı sevmedim, bir şeyler eksikti, gerçi eminim kitabın uzun versiyonu çok daha etkileyicidir ama beni rahatsız eden bazı şeyler vardı kitapta. Bunlardan en önemlisi, zaten yazarın da konuyla ilgili dava edildiği Topal Osman hadisesi. Sözde Atatürk, Topal Osman çetesi evlerini kuşatınca Latife Hanım'ı kendisi zannedilsin diye evde bırakıp, kendisi de kadın kılığına girip Latife Hanım'ın kız kardeşi ile evden çıkmış.
Öncelikle kitaptaki olay sadece tek bir kişinin ifadesine, Latife Hanım'ın olay sırasında 17 yaşında olan kız kardeşi Vecihe İlmen'in anlattıklarına dayanıyor, ancak kitapta bu olay mutlak gerçekmiş gibi, anlatının başında bu ifadeye yer verilmeden anlatılmış. Bir kere bu tarzı yanlış buluyorum. Bu gerçeği kitabın sonunda Vecihe İlmen'in torunun yazara gönderdiği mektuptan öğreniyoruz. Bu kadar hassas bir konuda bu tür bilgiler mutlaka belirtilmelidir. İkinci olarak bu olaya ihtimal veremiyorum, hiç bir tarafından tutar göremiyorum böyle bir olayda, Atatürk gibi cesur bir insanın kaçması, en değer verdiği insanlardan birini bu şekilde tehlikeye atması pek de mümkün görünmüyor. Üçüncü olarak, böyle bir olay olmuş olsa bile bu kitapta yer almamalıydı, saygısızca buluyorum bunu.
Wikipedia'da şöyle yer almış;
Mustafa Kemal Atatürk'le iki buçuk yıl evli kalan Latife Hanım'ın hayatını araştırıp yazdığı Latife Hanım 2006'da yayımlandı. Kitapta, Latife Hanım'ın kız kardeşi Vecihe İlmen'in hatıralarına dayanarak, 1 Nisan 1923 gecesi, Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'i öldüren Topal Osman'ın Çankaya Köşkü’ne düzenlediği silahlı baskın sırasında, Atatürk’ün Latife Hanım’ın çarşafını giyerek köşkten kaçtığını ifade etmesi, Savcılık tarafından suç olarak görüldü; İpek Çalışlar ve onunla röportaj yapan Hürriyet Gazetesi Sorumlu Müdürü Necdet Tatlıcan hakkında 4,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Bunun yanı sıra kitapta yine Atatürk'le bağdaştıramadığım bir takım ufak tefek şeyler de var, bunlar resmi bir kanıtı olmayan, kişilerin kendi ifadeleriyle aktarılmış anlatımlar, dolayısıyla kişilerin kendi özelliklerini yansıtan şeyler haline geliyorlar. Bunlar üzerinden kitap yazılması bana çok da doğru gelmiyor. Bir takım muğlak ifadeler kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Anlamsız vurgular yapılmış, mesela Latife Hanım'ın ölüm ilanında Mustafa Kemal'den "hiç söz edilmemiş", burada ne demek istenmiş anlamadım... İşte bunun gibi şeyler beni rahatsız etti... Başka bir bölümde Ordu Kumandanı Ali Sait Paşa'nın evinde yemektelerken, Atatürk paşanın eşi Naciye Hanım'a iltifat eder, ama yazar "Atatürk, Naciye Hanım'a kur yaptı," olarak yazmayı tercih etmiş, burada yorum farklı ortaya çıkıyor, iltifat etmek, bir centilmen gibi ev sahibesine nezaket göstermek ayrı bir şey evli bir kadına eşinin yanında kur yapmak ayrı bir şey, doğrusu yazarı ayıpladım. Yazarın bunları art niyetle yazdığını düşünmüyorum ama bir gazeteci mantığı ile üzerinde fazla düşünmeden, ilgi çekeceğini düşündüğü şekilde yazmış belki de...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)