20 Nisan 2011 Çarşamba
Aşka İnanınca
Nicholas Sparks’ın “Aşka İnanınca” isimli kitabını okudum. Bu yazara ait okuduğum ilk kitap bu, ama yazarın romanlarından uyarlanmış pek çok film seyrettim; A Walk To Remember, Defter, Son Şarkı, Sevgi Fırtınası, Şişedeki Mesaj… Belki de o yüzden romandan da beklentim yüksekti. Kısaca konusundan bahsedelim; Jeremy daha önce başından bir evlilik geçmiş, yıldızı yeni yeni parlayan yakışıklı ve çapkın bir gazete yazarıdır, genellikle doğa üstü olduğu düşünülen olayların aslında bilimsel açıklamaları olduğunu kanıtlayan yazılar yazar. Bir gün küçük bir kasabadan bu tür bir olayla ilgili bir davet mektubu alır. Burada Lexie isminde genç bir kadınla tanışır, Lexie yaşadığı mutsuz deneyimlerden sonra kendini aşka kapatmış soğuk görünümlü ama oldukça çekici bir kadındır, kendisi kasaba kütüphanesinin sorumlusudur. Jeremy’nin kasabada geçirdiği birkaç günün sonunda bu ikisi birbirlerine aşık olurlar, ancak Lexie için bu ilişkinin bir sonu yoktur çünkü bu ilişkinin yürümesi için ya Jeremy yaşadığı New York’u bırakıp Lexie’nin yanına taşınmalıdır, yada tam tersi. Bu nedenle Lexie aşkını kalbine gömer ve Jeremy kasabadan ayrılırken ona bittiğini söyler. Genç adam kadına ne kadar aşık olursa olsun kadın ona seçme şansı bırakmamıştır, o da yıkılmış bir halde New York’a döner. Ama döndüğünün ertesi günü büyük bir sürpriz olur, Lexie’nin halası Jeremy’i ziyarete gelir ve Lexie’nin onu sevdiğini söyler ve neden böyle davrandığını açıklar. Bunun üzerine Jeremy kasabaya döner, Lexie her şeye rağmen kendisine koşup gelen bu adamın kendisini sevdiğine ve onun için değerli olduğuna ikna olur, böylece masal başlar. Açıkçası arka kapağı okuduğumda kitaptan daha çok şey bekliyordum, doğa üstü olaylarla süslü bir aşk hikayesi… Doğaüstü olay zaten çok sıradandı (mezarlıktaki ışıklar veya hayaletler) ve hiçbir gizem içermiyordu, kitapta da fazla bir yer işgal etmiyordu. Aşk ise bir iki gün içinde alevlenmişti ve açıkçası pek inandırıcı değildi. Hele sonu hiç inandırıcı değildi, özellikle de Jeremy’nin Lexie için Boone Creek kasabasına yerleşmesi… Bakalım Nicholas Sparks’ın aldığım diğer kitabı Başka Bir Aşkın Hikayesi daha sonra okunmak üzere sırada bekliyor.
18 Nisan 2011 Pazartesi
Türkan Dizisi Yayından Kaldırıldı!!
Geçen perşembe günü Türkan dizisi final bölümüyle ekrana geldi.Beklenmedik bir şeydi bu, zaten önceki hafta da yayınlanmamıştı.Ekranın en seviyeli ve bence en izlenebilir dizisi apar topar yayından kaldırıldı. Zaten ilk bölümden itibaren yayın saati 22:30'du ve sık sık yayın saati ve günü değiştiriliyordu.
Pınar Öğün de kendisiyle yapılan bir ropörtajda dizinin bir ara pazar günü 20:00'e alınmasıyla ilgili şunu söylemiş; "Türkan”, çok geç saatte yayınlanıyordu. Bir önceki dizinin uzaması, reklamlar derken 23.00’te başlıyordu dizi. Perşembe günleri o saatte başlayan bir diziyi kim izleyebilir ki? Ben bile izlerken uyuyakalıyordum bazen. Bu kadar kıymetli bir hikâyenin o kadar geç saatte yayınlanması kayıptı açıkçası. Beni yolda görenler de bu konunun özellikle altını çiziyordu. “Kaçırıyoruz, çok geç saatte yayınlanıyor, çocuklarımız da izlesin istiyoruz” diyenler oluyordu. O nedenle dizinin pazar gününe ve saat 20.00’ye alınması çok iyi oldu."
Tabi bu benim hatırladığım kadarıyla sadece bir kaç bölüm sürdü.
Kısacası izlenmemesi için herhalde ne gerekiyorsa yapılıyordu. Yine de benim gördüğüm kadarıyla oldukça fazla takipçisi ve seveni vardı dizinin. Yayından kaldırılma sebebi dizinin reying almamasıymış, gülelim mi ağlayalım mı?? Sadece Türkan Saylan'ın hayatı değildi verilen bir kişi isterse neler başarabileceği anlatılıyordu, dizi her izleyişimden sonra kendi hayatımla ilgili yapabileceklerim konusunda beni düşündüüryor, şevklendiriyordu. Üstelik sadece hikaye olarak bile olduça sürükleyiciydi, aşk da vardı umut da, 1960'ların havası, modası, adası da... Televizyonda izlediğim tek program da yayından kaldırışdı işte. Bu arada dizinin yayından kaldırılmasıyla ilgili de farklı iddialar var. Okumak isterseniz;
http://www.medyahayat.com/haber.php?haber_id=27046
Bence Türk halkı için bir kayıp oldu bu dizinin yayından kaldırılması.
4 Nisan 2011 Pazartesi
Patricia
Son olarak Grace Livingston Hill'in 1939 yılında yazdığı Patricia'yı okudum. Bu kitabı sadece 1,99 TL'ye Alkım'da sepetteki kitapların arasından bulup aldım. Kitap İngilizce ve karton kapaklı romantik cep kitaplarından, romantik seri falan diye geçmiyor gerçi ama. Bir kere eski zamanda geçen romanlar çok hoşuma gidiyor, insanların nezaketi, eski gelenekler gibi şeyleri okumak güzel, üstelik sinirinizi bozacak şeylerle karşılaşmayacağınız da garanti. Kitabın konusuna gelecek olursak, kısaca zengin kız fakir erkek diyebiliriz. Gerçi kitabın kahramanı Patricia ile fakir oğlan John roman boyunca pek az bir araya geliyorlar. Roman Amerika'da geçiyori Prentiss ailesi kasabanın zengin ailelerinden biri, Patricia'nın annesi Amanda kızının diğer zengin ailelerin kızları gibi özel bir okula gitmesini istiyor, bir de en yakın arkadaşının oğlu Thorny ile kızının yakın arkadaş olmaları konusunda ısrarlı. Diğer yandan her zaman sade ve alçak gönüllü bir kız olan Patricia tıpkı babasının da zamanında gittiği gibi devlet okuluna gitmek istiyor. Bu okul seçimi konusu kitap boyunca sık sık gündeme geliyor. Neyseki bu konuda baba George Prentiss ağırlığını koyuyor da Patricia devlet okuluna gidiyor. Burada Patricia kendisinden bir sınıf üstte olan John Worth'i görüyor ve her konuda başarılı ama yine de alçak gönüllü bu çocuktan hoşlanmaya başlıyor. Bu arada Patricia annesinin Thorny Bellingham'la arkadaşlık etmesi konusunda baskılarına katlanmak zorunda kalıyor. Annesine göre bu yakışıklı,kendisi gibi eğitim görmüş, zengin çocuk Patricia'nın gelecekteki ideal kocası. Ancak Thorny o kadar bencil ve zorba ki Patricia ondan nefret ediyor. Bu arada John Worth ile flört niteliği bile taşımayan bir kaç küçük görüşme içinde yeni duygular doğmasına sebep oluyor. Yıllar geçtikçe annesinin Thorny konusunda baskıları artıyor. Ancak tüm bu süre boyunca John Worth'ten hiç haber alınamıyor. Annesi kızı için, Thorny'nin evlenme teklifine düzgün bir cevap vermesi için bir parti düzenlemeye karar veriyor, kız oldukça çaresiz durumda ancak aynı gün John Worth kurtarıcı bir melek gibi birden kapıda beliriyor... Sonrasını tahmin etmek zor değil, mutlu son. Kolay okunan, hoş bir kitaptı.
Bu arada www.allreaders.com diye bir site keşfettim. Kitabın karakterleri ve içeriği hakkında kısaca bilgi vermesi açısından incelenmeye değer bence.
Patricia kitabı için genel bilgi: http://www.allreaders.com/topics/info_12965.asp
Etiketler:
"Patricia",
Favori siteler,
Grace Living Stone Hill
23 Mart 2011 Çarşamba
Yeni Kitap Siparişi
Sırada bekleyen kitaplarıma aldırmadan yeni kitap siparişi verdim! Bu sefer kitapyurdu'ndan yaptım alışverişimi, her zamanki gibi oldukça avantajlı fiyatlarla tabi ki. Stephen King'in uzun zamandır sabırsızlıkla beklediğim kitabı "Kubbenin Altında"sını oldukça iyi bir fiyata aldığımı söyleyebilirim. Bir de şu aralar romantik bir şeyler okumak istiyorum o yüzden Nicholas Sparks'ın iki tane cep kitabını de sepetime ekledim. İlk defa onun bir kiatbını okuyacağım, doğrusu merak ediyorum çünkü onun kitabından sinemaya uyarlanmış bir kaç film (Notebook, Last Song ve özellikle de A Walk To Remember)izlemiş ve oldukça beğenmiştim. Son olarak da Paulo Coelho'nun Elif'ini merak ediyordum. Oldukça iyi bir alışveriş yaptım doğrusu. Kitapyurdu'nda (www.kitapyurdu.com) alışverişlerinizden, siteyi arkadaşlarınıza tavsiye ederek veya kitaplar hakkında yorum yaparak puan kazanıyorsunuz ve bu kazandığınız puanlarla puan kataloğundan alışveriş yapabiliyorsunuz. Sitede bir de sahaf bölümü var, burada kitaplarınızı satabilir veya değiş-tokuş edebilirsiniz.
Bu arada D&R'ın İstiklal Caddesi şubesinde de 50TL'lik alışverişinize 20TL'lik alışveriş kuponu hediyesi var, kampanya 31 Mart'a kadar geçerli ve kuponunuzu sadece o şubede kullanabiliyorsunuz. Ben yeni kitaplarımın gelmesini beklerken, Alkım kitabevinden 2 TL'ye sepetten aldığım "Patricia" isimli bir kitap okuyorum, Grace Livingston Hill 1939 yılında yazmış, bakalım beğenecek miyim?
Resim:www.haberkultur.net/upload/04_Aralik_2009_18_35_28_1439020038.jpg
17 Mart 2011 Perşembe
Türkan...Tek ve Tek Başına
Ayşe Kulin'in kaleminden çok etkileyici bir Türkan Saylan hayat hikayesi... Önce Ayşe Kulin'in bu eserinden ilham alınarak senaryosu oluşturulmuş Türkan dizisini seyrediyordum, dizi gerçekten beni çok etkilemişti, hem Pınar Öğün, Özgürcan Çevik gibi dizi oyuncularının başarılı performansları, hem Türkan Saylan'ın güçlü karakterini yansıtan etkileyici olayların anlatımı sayesinde her hafta izler olmuştum. Sonunda uzun zamandır okumak isteyipte fırsat bulmadığım kitabın fotoğraflı özel baskısını görünce hemen aldım ve iki günde okuyup bitirdim. Kitabın ilk bölümlerinde Türkan Saylan'ın ailesini, yetiştirilişini, ilk gençliğini, ömür boyu mektuplaşmayı sürdürdüğü biricik arkadaşı Gökşin'i tanıyoruz. Kitapta Türkan'ın hayatını sık sık Gökşin'e yazdığı mektuplar yoluyla okuyoruz. Böylesine sevgi dolu bir kalp kendinden önce hep başkaları için çarpmış. Cüzam hastaları için yaptıkları inanılmaz. Açıkçası onun, bu hayata ne yapmak için geldiğinden bu kadar emin bir şekilde yolunda ilerlemesi müthiş bir şey ve bence çok az insanın sahip olduğu bir şans. Kendisi de dünyaya Türkiye'deki cüzam hastalığıyla savaşmak için gelmiş olduğunu düşündüğünü söylüyor. Sonra bir de kardelenler ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile okuttuğu çocuklar var. Ve yardım ettiği, hayatlarını değiştirdiği binlerce insan... Bu arada hayatı hiç de süt liman değilmiş, hem yaşadığı duygusal, ailevi olumsuzluklar hem de sonu gelmez hastalıklar onu çok yıpratmış, ama o hiç bir şeyin kendisini yolundan alıkoymasına izin vermemiş. Kitap beni inanılmaz etkiledi, biraz da kendi hayatım üzerine düşündürdü... Bu kitabı mutlaka okumalısınız, hem Türkan Saylan'ı daha yakından tanıyıp yaptıkları için minnet duyacaksınız, hem de bu müthiş azim hikayesi sizi şevke getirecek...
9 Mart 2011 Çarşamba
Yeni Feng Shui Kitaplarım

Aslında feng shui’yi ilk keşfim uzun yıllar önce olmuştu, ama bu yönlere dayalı feng shui’yi uygulamak zor geldiği için pek de fazla ilgilenememiştim. Birkaç ay önce ikinci el kitap satan bir dükkanda “Herkes İçin Basitleştirilmiş Uygulamalı Feng Shui” başlığını görünce dayanamayıp bu kitabı aldım. Kitabın yazarı William Spear. Gerçekten de bu kitapta feng shui’nin pek farklı ekolü olduğunu, bunlar arasında “biçim ekolü”, “yön ekolu” gibi ekoller arasında “ejderha kapısı ekolü”nün daha kolay uygulanan bir ekol olduğunu öğrendim. Bu kitapta evinizin planı üzerine 9 evi kapsayan feng shui şablonunu (bagua veya pakua haritası) oturtarak, hayatınızın ilgili alanını değiştirmek için o feng shui evini nasıl dekore etmeniz gerektiğiyle ilgili bilgiler buluyorsunuz. Tabi ki bu tip öğretilerin hepsinde olduğu gibi öncelikle inanmalısınız.
Bu yöntem oldukça basit ve zevkli. Her yeni eşik veya sınırları olan alan için bunu uygulamaya devam edebilirsiniz. Örneğin önce evin bütünü için, sonra her oda için ve hatta çalışma masanız için bile uygulayabilirsiniz.
Hatta bu şablonu yüzünüz için bile uygulayabilirsiniz, burada ağız yüzümüzdeki kapıyı temsil ettiği için 1. Ev kabul ediliyor ve üçüncü gözün olduğu yer de 9. Ev kabul ediliyor ve buna göre diğer evler de yerleştiriliyor, örneğin yüzünüzde herhangi bir evin olduğu yerde bir leke var, bu o evdeki sorunu temsil ediyor.
Her zaman bildiğimiz renklerin psikolojik etkisinden burada da bahsediliyor, enerjiye ve güvene ihtiyacınız varsa Çin’de uğurlu kabul edilen kırmızıdan giysilerinizde ve ev dekorasyonunda da faydalanmalısınız. Ayrıca şeftali renginin şanslı kabul edildiğini unutmayın. Tamamen beyaz giyim ve dekorasyondan kaçının, her zaman bir parça renk kullanmaya özen gösterin. Yin ve Yang dengesini ise her yerde korumaya çalışmalısınız, renklerde, şekillerde, bitkilerde, beslenmenizde (burada makrobiyotik konusu ilginizi çekebilir)…
Bu kitabın arasından benden önce okumuş olan kişinin (ismi Ebru) almış olduğu notlar da çıktı, bu da ilginçti. Belki şu an bu yazıyı o da okuyordur
Diğer Feng Shui kitabım da Selena Summers’dan “5 Dakikada Feng Shui”, bu kitabı 5TL’ye almıştım, gerçekten çok pratik bir kitap, soru- cevap şeklinde yazıldığı için de kafanızdaki soruların cevaplarını bulmak da çok kolay. Bu kitap da “ejderha kapısı feng shui” ekolü temel alınarak yazılmış. Bu kiatpta ev ruhlarından da bahsediliyor ayrıca, her evin 4 koruyucu ruhu var, kaplan, ejderha, anka kuşu, kara kaplumbağa. Bir evin arka kısmı önünden daha yüksek olmalı, böyle bir konumda kara kaplumbağanın koruyuculuğu sizinle olacak, ön kısımda ise geniş bir düzlük (cadde üstü değil yani), böylece anka kuşu evin önünde rahatça süzülebilir. Kitabın sonunda Çin burcunuza göre yin (gece) ve yang (gündüz) uğurlu feng shui sembollerinin listesi var, işte;
Çin Burcu _____Günışığı Yang _____Ayışığı Ying
Fare___________Piyano____________Arp
Öküz___________Çaydanlık_________Çan
Kaplan_________Makas_____________Ayakkabı
Tavşan_________Kedi______________Kayık
Ejderha________Anahtar__________İnci yüzük
Yılan__________Kaplumbağa________Kuş
At_____________Ördek_____________Şapka
Koyun__________Fener_____________Deniz yaratığı
Maymun_________Maskeler__________Ay
Horoz__________Para çantası______Şarap Şişesi
Köpek__________Mandolin__________Kelebek
Domuz__________Kuğu______________Su perisi
Resim:www.fengshui-tr.com
5 Mart 2011 Cumartesi
Bloguma Dokunma

Bloglara erişim engellenmiş... Bu kararı çok saçma buldum, bütün ülkenin bilgi alma kanallarından birinin yasaklanması yerine başka bir çözüm bulunabilirdi herhalde.
http://www.kusur.org/blogger-blogspota-girme-yollari.html adresinden bloglara nasıl ulaşabileceğinizi anlatan yöntemleri bulabilirsiniz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)