17 Haziran 2011 Cuma

Felatun Bey ile Rakım Efendi


Yine Star Gazetesi'nin Büyük Türk Romanları serisinden bir kitap; Ahmet Mithat Efendi'nin 1875 yılında yazdığı "Felatun Bey ile Rakım Efendi" isimli romanı. Önce Ahmet Mithat Efendi'ye bakacak olursak Tanzimat dönemi yazarı ve Türk edebiyatının ilk popüler yazarıdır. Bu kitabı da 31 yaşında yazmış. Wikipedia'da okuduğum ilginç bir bilgi,
" 1880 yılında Beykoz bir çiftlik satın aldı. Ona ait araziden kaynayan suya “Sırmakeş” adını verdi ve şişeleyerek içme suyu satışı başlattı....Ölümüne dek ikiyüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, derlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi “kırk beygir gücünde yazı makinesi” olarak tanındı."

Kitabı gerçekten çok beğendim, çoğu yerde oldukça güldüm. Bundan bir örneğe aşağıda yer vermeden önce kısaca konuya bakalım; genel olarak Batı düşkünü özenti Felatun Bey ile geleneklerine göre yaşayan terbiyeli, efendi, çalışkan Rakım Bey'in karşılaştırılması diyebiliriz. Felatun Bey babasından kalan parayla gününü gün ederken Rakım Bey dişiyle tınağıyla kazandığı parayla yüzünün akıyla yaşamaktadır. Rakım Efendi ne kadar olgun ve alçak gönüllüyse Felatun o derece onun tersidir. Bu ikisinin ortak dostları İngiliz Ziklas ailesidir. Bu ailenin Can ve Margrit adında iki güzel kızları vardır. Rakım bunlara Türkçe dersleri verir. Bu arada bir kere yüzünü görüp sevdiği Canan isimli güzel bir cariyeyi alır. Bu kızı sözde dadısı Fedayi'ye can yoldaşı olsun diye almıştır ama tam olarak adlandıramadığı bir sevgi duyar ona. Diğer taraftan 40'lı yaşlarını süren Madam Yozefina da Canan'a piyano dersleri vermektedir. Can ve Margrit Rakım'a hayrandırlar, Canan saf bir sevgiyle sever, Yozefin'se hem dostu olarak görür hem de cinsel yakınlık duyar. Rakım'sa bunlar karşısında ne yapacağını bilemez. O, her fırsatı değerlendiren Felatun gibi değildir, bir melek de değildir bir insandır ama herkes için en doğrusunu yapmak ister. Felatun sıklıkla kitapta komedi unsurunu sağlar. Örneğin Ziklas ailesinin evinde verilen bir davette dans ederken şöyle bir olay olur;

".. oyun arasında kazaen Margrit'in ayağına basmakla beraber derhal kendisini toplamak için hareket etmesinin ardından arka tarafından bir ses duydu. Kötü düşünmeyiniz! Başka bir şey değildi. Gayet dar ve siyah olmasından dolayı çürük bulunan pantolonun kıçı boylu boyuna ayrılmıştı...... Bereket versin ki, o akşam ayağında iç donu vardı. Zira Felatun Bey, pantalonun düzlüğünü bozmamak için böyle zengin yere geldiği zaman pantolonunu donsuz giymeye alışık olduğundan eğer yine bu adete uymuş olsaydı, işin içindeki en büyük sakatlık o zaman meydana çıkardı."

Bu paragraf beni çok güldürdü. Rakım Efendi her durumda iyi niyetini ve nezaketini korur. Sonunda bu karmaşık sevgi ilişkilerinden sıyrılarak içindeki aşkı bulur. Kitap konusu bilinerek de son derece zevkle okunacak bir kitap olduğundan söylemekte mazhur görmüyorum, Rakım'ın bu aşkı cariyesi Canan'dır.

Eski romanlarda garibime giden bir şey, en kibar konuşan kişilerin bile çok rahat "herif" kelimesini kullanmalarıydı. Etimoloji sözlüğünden öğrendim ki eskiden becerikli, elinden her iş gelen kişi manasında kullanılıyormuş.
Diğer garibime giden nokta Cariyelik oldu. Daha önce okuduğum kitaplarda daha üstü kapalı anlatımlarla karşılaşmış olduğum için yanlış anladığımı düşünürdüm ama gerçekten de varmış böyle bir şey. "Nerde o eski İstanbul beyefendileri" derken o eski İstanbul beyefendilerinin cariyeleri olabileceği aklıma gelmemişti!!
O zamanlarda bir erkek parayla satın aldığı esiri ile istediğini yapabiliyormuş.

Wikipedia'da cariye başlığı altında şu bilgiye rastlıyoruz;

"Cariye ya da halayık, yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın...İslam Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu'nda 19. yüzyıl ortalarına kadar var olan bir sistemdi...Köleliğin insani ve ahlaki bir kurum olmadığı aydınlanma çağında ilk olarak seslendirilmeye başlanmıştır. İlk kanunlar İngiltere'de ve ABD'de 19. yüzyılın ilk çeyreğinde, 1807 yılında çıkarılmış, daha sonra diğer Avrupa devletleri onları izlemişti. Avrupa'da İngiltere'den sonra köleliği ilk kaldıran Osmanlı İmparatorluğu'dur.Osmanlı'da kölelik, Sultan Abdülmecid döneminde 1847'de bir fermanla yasaklanmıştır."

Kitabın sonunda Rakım, Canan'a olan aşkından emin olduktan sonra onunla dini nikah yapmaya karar verir. Bir süre sonra ondan çocuğu olur; bu haberin verilişini de çok şairane bulduğumdan alıntılamak isterim :);
"... Canan'ın can evinde bir ciğarparenin canlanıp oynamakta bulunduğunu haber verdi."

Yalnız can sıkıcı olan kısım Yozefino'nun da bir süre sonra Rakım'ın kucağına bir bebek vermesi ve bu durumun Rakım'ın mutluluğunu ikiye katlaması. Rakım Canan'ı seviyor evlenecek onunla derken Rakım kendi haremini kurmayı mı istiyor anlamadık.
Yine de bu durum kitabın verdiği keyife engel olmuyor. Tavsiye ederim...

Resim:http://www.yildizsesli.com/wp-content/uploads/cariyee.jpg

2 yorum:

  1. Türk klasiklerini ve dünya klasiklerini sırayla okumak istiyorum ama bir türlü başlayamıyorum.Bu kitabı okunacak kitaplar listele ekledim, paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için, bu kitap sizi hayal kırıklığına uğratmayacak, keyifli okumalar, sevgiler:)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...