Bir Gün Tek Başına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bir Gün Tek Başına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Ağustos 2018 Pazartesi
Bir Gün Tek Başına - Vedat Türkali
Bu kitabı geniş bir okuma yelpazesi olan çok sevgili blogger arkadaşım Deep Tone tavsiye etmişti, hatta yanlış hatırlamıyorsam etkileyici bir aşk
romanı olarak nitelemişti kitabı ve farklı zamanlarda da ne kadar beğendiğinden bahsetmişti. Sanıyorum bir kaç yıl önce yazıştı ilk, işte o zamandan
beri kitap listemde ama kalınlığı ve siyasi arka planı beni biraz korkutmuştu. Yine de merak ettim ve Deep sevip tavsiye ettiğine göre mutlaka güzeldir diyerek aldım kitabı:)
1960 yılında Cem Yayınları’ndan çıkan verisyonunu okudum, kitap 595 sayfa. Bu okuduğum ilk Vedat Türkali kitabı oldu. Yazarı tanıyacak olursak,Wikipedia'da yazar hakkında şu bilgiler verilmiş;
"Vedat Türkali (d. 13 Mayıs 1919, Samsun - ö. 29 Ağustos 2016, Yalova), Türk senarist, şair ve roman yazarı.
Asıl adı Abdulkadir Pirhasan'dır.Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlenmiştir.
Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır.
Gar Yayınları'nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960'ta Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965'te yönetmenliği denemiştir.
Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.
Mihri Belli'nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.
Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan'ın babası, Deniz Türkali'nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini'nin dedesidir. Türk edebiyatının usta isimlerinden olan Vedat Türkali, 29 Ağustos 2016 Pazartesi günü saat 06.00'da Yalova'da tedavi gördüğü hastanede hayata veda etti. Türkali, Cumhuriyet tarihinde birçok olaya şahitlik etmişti. Bir süredir Yalova'da tedavi gördüğü bir hastanede 97 yaşında yaşamını yitirmiştir."
Kahramanımız Kenan 40’lı yaşların başında hoş görünümlü evli çocuklu bir adamdır. Gençliğinde devrimci görüşlerinden
dolayı emniyette tatsız bir olay yaşamış ardından bu alandan çekilmiştir, yine de üzerinden çok uzun yıllar geçtiği halde bunlar ara ara aklına gelip
onu huzursuz etmektedir. Konya’da öğretmenliği bırakıp ailesiyle İstanbul’a gelmiş, arkadaşının yardımıyla bir kitapçı dükkanı açmıştır.
Ama içinde büyük bir tatminsizlik vardır, bunun büyük sebebpleriden birisi içindeki devrimci ruhuna uygun bir yaşantı sürdürememesi, o eski olayın korkusunu içinden
atamamasıdır. Bu nedenle sık sık o görüşten kişilerle görüşme ihtiyacı duyar, böyle ortamlardan birinde henüz 23 yaşındaki Günsel’le
tanışır, Günsel’in ağabeyi uzun yıllar görüşlerinden dolayı hapis yatmıştır. Güzelliği ve gözü karalığından dolayı
Kenan ondan çok etkilenir ve olaylar gelişir...:)
Kitabın siyasi arka planı oldukça yoğun aslında, dönemin olayları tüm ayrıntısıyla anlataılmış. Ama Kenan’ın içdünyası,
hissiaytı, aynı şekilde Günsel’inki de etkileyici bir biçimde okura verilmiş. Özellikle “bilinç akışı” tekniğini kullanmış yazar ve
bu da romanı daha da enteresan ve sürükleyici yapmış. Zaman zaman siyasi olaylar biraz yoğunlaşsa da keyifle okudum, Özellikle sonu çok etkileyiciydi. Bana biraz da Bulantı
romanını hatırlattı. Gerçekten Kenan’ın o “bunaltısı” okura aynen geçiyor... Edebiyatımızda klasik bir roman diyebilirim, keyifli okumalar dilerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
