Somerset Maugham etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Somerset Maugham etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Aralık 2016 Cumartesi
Büyülenmiş Adam - Sommerset Maugham
Renkli Peçe yazımda kısaca yazar hakkında vermiş olduğum bilgiyi buraya da almak isterim;
"Somerset Maugham 1874-1965 yılları arasında yaşamış, oldukça üretken bir İngiliz yazarıdır. Çağdaşlarının aksine süslü değil sade bir yazım tarzını benimsemiş olduğundan belki de çok okunan bir yazardır. Daha çok insanların hikayelerinden etkilenmiş ve eserlerinde de farklı hayat hikayelerine yer vermiştir, eserleri pek çok kez sinemaya uyarlanmıştır. Renkli Peçe de kendisinin bilinen ve sevilen bir eseridir."
Büyülenmiş Adam'ın başında çevirmeni İhsan Cemal Karaburçak'ın (kitabı Bedii Karaburçak ile birlikte çevirmiş) çok güzel bir önsözü bulunuyor, kitabın anlaşılmasına katkıda bulunan bir yazı. Kitap başka bir isim altında ünlü Fransız ressam Gauguin'in hayatını anlatıyor, tabi gerçek nerede bitiyor kurgu nerede başlıyor, ressamın gerçek biyografisini okumadığım için bilemiyorum. Yazar Strickland isminde İngiliz bir adamın iki çocuğunu, güzel karısını, mesleğini, sosyal statüsünü bir kenara atarak herkese boş bir hayal olarak görünen ressam olma sevdasının peşine düşüşünü anlatıyor, yazarın romana verdiği orijinal "ay ve altı para" da bunu anlatıyor aslında, bir tarafta aya benzetilen ulaşılmaz hayaller diğer tarafta süfliliği vurgulayan altı para. Anlatıcımız ise onun hayatını kaleme almak isteyen bir yazar. Strickland önce beş parasız Fransa'ya gidiyor. Bu arada yazar çoğunlukla yan karakterler üzerinde de durarak onların hayatlarını da anlatmış. Örneğin Madam Strickland, başlarda yazar ve Madam Strickland'ın aşk yaşayacağını düşünmüştüm mesela, veya ressam Stroeve... Strickland bir çok insanın hayatını darmadağın ediyor, çok tuhaf karakterli bir adam. Üstelik onun tüm sanat aşkına rağmen kimse onun resimlerine değer vermiyor, hatta çirkin buluyor. Ama o yılmıyor, sanat aşkıyla bu sefer Tahiti'ye , orada yaşadıkları da çok ilginç. Ama sonuçta sanatı, sağlığında hiç takdir görmüyor, öldüğünden sonra anlaşılıyor kıymeti, ve çok zor koşullarda yaşıyor.
Kitabı beğendim diyebilirim, açıkçası beni çok etkilemedi, nedense kitabı net bulmadım, kabaca gerçek bir sanat aşığı olan adamın yaşadığı zorlu hayat ve başkalarına bu uğurda yaşattıkları gibi, diyebilirim. Ama yan karakterlerden ziyade sanatçının yaşadığı ilginç şeylere odaklanmayı tercih ederdim. Her ne kadar bu kişiler romandaki yazarın Strickland'ın hayatını yazacağı kitap için ressamla ilgili hatıralarını anlatıyor da olsalar bana romanın derinliğini azalttıkları izlenimi verdi, Strickland'a yakınlaşamadım yani. Yine de ilginç bir kitaptı. Keyifli okumalar dilerim.
19 Mart 2012 Pazartesi
Renkli Peçe - Somerset Maugham

Somerset Maugham 1874-1965 yılları arasında yaşamış, oldukça üretken bir İngiliz yazarıdır. Çağdaşlarının aksine süslü değil sade bir yazım tarzını benimsemiş olduğundan belki de çok okunan bir yazardır. Daha çok insanların hikayelerinden etkilenmiş ve eserlerinde de farklı hayat hikayelerine yer vermiştir, eserleri pek çok kez sinemaya uyarlanmıştır. Renkli Peçe de kendisinin bilinen ve sevilen bir eseridir.
Ben kitabı okumadan önce filmini seyretmiştim, Edward Norton ve Naomi Watts'ın baş rollerini oynadığı 2006 yapımı bu filmi izlemediyseniz mutlaka izleyin, hem görüntüleri hem konusuyla dram-romantik türünün çok güzel bir örneği.
Konusuna gelecek olursak, 1920'li yıllarda İngiltere'de yaşayan Kitty annesi tarafından güzelliğini doğru kullanıp zengin bir koca bulmak üzere yetiştirilmiştir. Son derece yüzeysel olan bu genç kadın, gençliğin yavaş yavaş elden gittiğini, kızkardeşinin bir Baron'la nişanlanıp kendisini gölgede bıraktığını görünce, üstüne üstlük ailesinin artık onu bir yük olarak gördüğünü hissedince doktor bakteriyolog Walter'ın evlenme teklifini kabul eder. Walter hiç de yakışıklı olmayan, son derece içe dönük, sessiz bir adamdır, üstelik hükümet adına Çin'de çalışmaktadır ve bir kaç hafta sonra izni bitince oraya geri dönecektir. Bütün bunlar herkesten kaçmak isteyen Kitty'e iyi gelir. Evlenirler ve Çin'e giderler. Ancak daha en başından herşey öyle zordur ki, Walter ve Kitty'nin karakterleri birbirine çok zıttır. Kitty gün geçtikçe bunalmaktadır, ta ki yakışıklı ve karizmatik Charles Townsend ile tanışana kadar.
Kitty hem kendisi hem de Charles evli olmasına rağmen kendisini ona kapılmaktan alıkoyamaz. Yasak ilişki gün geçtikçe körüklenir ve umarsızca yaşanır, gündüzleri Kitty'nin evine buluşmaya kadar vardırırlar işi. Bir gün Walter onları yakalar, Kitty'e karşı olan aşırı sevgisine rağmen gururu baskın çıkar ve Kitty'e korkunç bir teklifte bulunur, ya kendisiyle kolera salgını olan bölgeye gelecektir ya da kendisinden boşanıp Charles Towsend ile evlenecektir, önce Kitty bu teklifi çok beğenir çünkü Charles'ın kendisiyle evleneceğinden emindir ancak işler onun beklediği gibi gelişmez. Böylece Kitty sevmediği kocasıyla ölüm riskini göze alıp kolera bölgesine gitmeye mecbur kalır. İşte burada Kitty sonunda gerçek sevgiyi ve kendini bulacağı bir yolculuğa da çıkmış olur.
Açıkçası roman ve film bazı noktalarda ayrılıyor. İtiraf etmeliyim ki filmi daha çok beğendim, çünkü romanda Kitty Walter'ı sevmeyi hiç bir zaman başaramaz, onun hep fiziksel görüntüsüne taıkılır, Walter'ın ne kendisine olan aşkı ne de iyi yürekliliği onun yüreğinde bir aşk esintisi oluşturamaz, oysa filmde Kitty sonunda Walter'ı gerçekten sever. Film, adeta dramatik bir zirveye ulaşarak son bulur oysa romanda romantizmden ziyade Kitty'nin kişiliğinin olgunluğa ulaşması daha ön planda. Yine de güzel bir roman, Çin'le ilgili kısımlar da güzel, beğeneceğinizi umuyorum, keyifli okumalar:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)