28 Eylül 2015 Pazartesi
Bakınız ne yaptım...
22 Eylül 2015 Salı
Ookami Shoujo to kuro ouji - Wolf Girl & Black Prince
Resim:http://static.tumblr.com/4c5d3ea135d889e8a1cf91622936ab71/mn42umz/brsncl8y2/tumblr_static_aslt9sfti0w0w4go0wgs0scwk.jpg
16 Eylül 2015 Çarşamba
Stephen King - O
11 Eylül 2015 Cuma
Doktor March'ın Dört Oğlu- Brigitte Aubert
Not: Deep Tone arkadaşımın yorumuyla fark ettim, yazımda belirtmeyi unutmuşum, bu güzel kitabı da zevklerimizin ortak olduğu çok sevgili blogger arkadaşım Biblio'nun sayesinde okudum.
Resim: http://www.metiskitap.com/ExternalFiles/Domain/68.png
2 Eylül 2015 Çarşamba
Frambuazlı Hayat - Deep Tone
Sanat, kültür, müzik, sinema, edebiyat zaten Deep Tone’un birincil konuları, okurlarına kitabında pek çok filmden ve sanatçıdan bahsederek yeni keşifler yapma olanağı sunuyor. Yansımalar kısmında ise kurgusal kesitlerle pek çok farklı konuyu işlemiş. Zaten blogunun takipçileri onun bu yazım tarzına aşina. Denemeler kısmında da şiirsel bir dil kullanmış, çok sevdim:)
Bu yazılarda yazarın birikimini görebiliyoruz, birikim bir yana çok kendine has bir uslübu var, hayata herkesten farklı baktığı anlaşılıyor. Bir kere, bizim görüp geçtiğimiz ayrıntılar Deep Tone ilham kaynağı olabiliyor. Her zamanki gibi okuyup geçilecek değil üzerinde düşünülecek, hatta ilham alınacak, hatta hatta hayata bakşınızı değiştirebilecek şeyler yazmış Deep Tone. Çok sevdiğim iyi kalpli arkadaşım için her şeyin güzel olmasını diliyorum ve sıkı bir okuru olarak da en kısa zamanda yeni kitaplarını okumayı diliyorum:)
30 Ağustos 2015 Pazar
Fi - Azra Kohen
Baş kahranımız ülkenin en meşhur kişilerinden psikolog, öğretim görevlisi ve showman Can Manay, bir gün ev bakmak üzere gittiği bir yerde yan evdeki genç bale öğrencisi Duru'ya aşık olur. Ama Duru okuldaki hocalarından biri olan yakışıklı Deniz ile birlikte yaşamaktadır ve nişanlı gibidirler. Hikayenin (asıl hikayeyle kesişemeyen) diğer kahramanları Bilge Can'ın okuldan öğrencisi ve asistanı, otistik abisine bakmakla yükümlüdür, Özge Can Manay ile yaptığı bir röportaj nedeniyle işinden olur, Ada Deniz'in okuldaki ona aşık öğrenicisidir, Göksel Ada'ya aşık bir dans öğrencisidir. Ana tema Can'ın Duru'ya kafayı takmış olması ve ne pahasına olursa olsun onu elde etmek istemesidir.
Resimde Azra Kohen'i görüyoruz.
Yukarıda bahsettiğim yorumları yapanlarla farklı şeyler okuduk sanırım. Evet Can Manay'ın psikolog olmasından dolayı "Kendinizi seçin. Ne pahasına olursa olsun kendinizi seçin!", "...çatlama cesareti gösteren tohumların...." gibi gibi bir sürü cümle var kitapta ama... bilmiyorum, belki de benim okumayı umduğum bu değildi. Grinin Elli Tonu'nu okumadım ama onun yerli versiyonu gibi geldi bana. Dediğim gibi karakterlerin hikayeleri kopuk kopuk, karakterler şablonla çizilmiş "kafayı sıyırmış takıntılı psikolog", "bilge şöfor", "silik ama çok zeki ve keşfedilmeyi bekleyen güçlü kız", "aşırı güzel ama aseksüel kadın" vs vs... Ayrıca yazım hataları, "yapacağım" yerine "yapıcam", "değil mi?" yerine "di mi?" hatta hatta "de mi?"!!!! Gerçekten okurken beni rahatsız etti. Bunlara "karakterin konuşma tarzını yansıtmak için" gibi bir bahane gösterilemez çünkü istisnasız bütün karakterlerin konuşmaları bu şekilde yazılmıştı. Aslında yazar kitap yerine bunu dizi senaryosuna çevirse daha iyi olurmuş, görsel olarak zengin bir kitap çünkü, gerçekten ilginç bir dizi olabilirdi. Zaten kitap hiç bir yere bağlanmadan pat diye bitiyor, seri Çi ve Pi olarak devem etmiş. İşte böyle, keyifli okumalar:)
24 Ağustos 2015 Pazartesi
Dört Anlaşma - Don Miquel Ruiz
Yazarımız bu dünyadaki yaşamımızı cennete çevirmek için kendimizle dört anlaşma yapmamızı söylüyor. Çünkü yaşamımız bilinçsizce yaptığımız anlaşmalardan oluşuyor, bu anlaşmalar da çoğunlukla ağzımızdan çıkan sözlerle oluyor. Bilinçaltımız ağzımızdan çıkan sözleri emir kabul ettiğinden söylediklerimiz kaderimiz oluyor. İşte ilk anlaşma da bununla ilgili, Kullandığınız Sözcükleri Özenle Seçin, böylece hem güzel ve olumlu anlaşmalar yaparsınız hem de diğer insanlarla olumlu ilişkiler kurarsınız.
İkinci anlaşma Kişisel Algılamayın. Bana göre en önemli anlaşma bu, çünkü biz her şeyi kişisel algılama eğilimindeyiz, başkalarının bize verdikleri tepkiler aslında kendileriyle ilgili. Yazar bunları çok güzel açıklamış, örneklerle çok iyi anlaşılıyor.
Üçüncü anlaşma Varsayımda Bulunma. Aslında üstteki anlaşma ile çok bağlantılı diye düşünüyorum, çünkü kişisel algılamak aslında aynı zamanda varsayımda bulunmak oluyor. Daha önce Byron Katie'nin Olanı Sevmek isimli kitabından bahsetmiştim, orada yazarın geliştirdiği "gerçekliği sorgulama" yöntemi de bu temele dayanıyor, "bu doğru mu?", "doğru olduğunu gerçekten bilebilir misin?" soruları ile aslında bize hiç bir şeyin (size öyle olduğu söylenmiş olsa bile) doğru olup olmadığını bilemeyeceğimizi göstermek istiyor. Gerçeklik sadece bizim zihnimizde.
Dördüncü anlaşma Yapabildiğinin En İyisini Yap. Bu zaten son derece açık, diğer bir deyişle Anı Yaşa, Şimdide Ol. Biz çoğunlukla ye geçmişte ya da gelecekte yaşıyoruz, ama tek gerçeklik şimdi. Şimdiyi yaşarsan mutlu olursun, bunun en iyi yolu da yaptığın herşeyden zevk alıp kendini vermek, yapabileceğinin en iyisini yapmak. Bu aynı zamanda kendine saygını göstermenin de bir yolu.
Bu dört anlaşmayı yapan kişinin mutlu olacağı apaçık. Bunun dışında kişinin korkularından kurtulması, ruhunu özgürleştirmesi için de yöntemler anlatılmış. Çok beğendiğim, faydasını gördüğüm bir kitap oldu. 122 sayfalık tam bir özet kitap, mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




