Yaprak Öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaprak Öz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Mart 2020 Pazartesi
Villa Şakayık - Yaprak Öz
Oğlak Yayınları’nın Maceraperest Kitaplar serisinden çıkan 341 sayfalık kitabımız yine bir Yıldız Alatan macerası; yazarın
bir önceki kitabı Farahnaz’ın Çiçeği gibi. Yaprak Öz’ün bütün romanlarını ve bir de şiir kitabını okudum, hepsi de mükemmeldi.
Yıldız Alatan maceralarının yeri ise ayrı diyebilirim, Farahnaz’ın Çiçeği 79 yılında, Villa Şakayık ise 84’te geçiyor; müzikleri,
giyimleri, adetleri, konuşmaları ile apayrı bir nostalji yaşatıyor okura...
Kahramanımız Yıldız Alatan artık 55 yaşında, yeni yeni menopoz sıkıntılarıyla mücadele etmeye başlayan ama hala çok
hoş bir kadındır. 79’da çözdüğü Kılıç cinayetiyle çevresinde sükse yapmış ve ayrıca dedektifliğin de tadını almıştır.
84 yılında eşi ve torunu ile birlikte Karasu’da bir villa kiralamaya karar verirler. Ancak ev sahipleri Yıldız Hanım’a pek tuhaf görünür. Acaba burada da Yıldız
Hanım’ın çözmesi için bir gizem mi saklıdır?
Yine soluksuz okunan şahane bir romandı, gözünüze, kulağınıza ve ruhunuza hitap eden harika bir eser. Sık sık youtube’dan ismi geçen
şarkılara baktım, Holiday klibindeki Madonna’nın kıyafetine..:)) Sanırım youtube’da birde şarkı listesi var.:) Kısacası bu romana bayıldım, size
de tavsiye ederim, keyifli okumalar:)
13 Mayıs 2019 Pazartesi
Farahnaz’ın Çiçeği - Yaprak Öz
Yaprak Öz keşfettiğimden beri sürekli takip ettiğim, çok sevdiğim bir yazar oldu. Romanlarının hepsini okudum. Biliyorsunuz kendisinin şiir
kitapları da var ve onlar da oldukça başarılı. Gizem, gerilim yazan yazarımız bu sefer memleketi Zonguldak’ta 70’lerin sonlarında geçen harika bir polisiye yazmış.
Üstelik roman hem geçtiği yer hem de geçtiği döneme ait bolca da ayrıntı içeriyor.
Yayınevi’miz bu sefer polisiyeleriyle meşhur Oğlak Yayınevi, Maceraperest Kitaplar serisi. 2019 yılında çıkan kitabımız 263 sayfa.
Öncelikle kitabı görsel olarak çok beğendim, her bölümün başlığı o bölümde geçen bir giysi tarifinden oluşuyor, kapakta da böyle (muhtemelen
bölümlerden birinde tarif edilmiş olan) bir kumaş var, kenarlarıysa zannımda Zonguldak köpürünün isiyle kirlenmiş:) Kapağın iç tarafı ise son bölümde
kahramanımızın diktiği giysinin kumaşından oluşuyor, bu ayrıntıya bayıldım:)
Gelelelim konumuza, Yıldız Alatan bir mühendis eşi olarak Zonguldak’ta şık bir lojman sitesinde oturan 50 yaşında hoş bir kadındır,
hobi olarak başladığı terziliği çok ilerletmiş olup sık sık çevresindekilere birşeyler diker, ayrıca Komiser Kolombo’yu çok sever ve dedektifliğe
meraklıdır. Kendisi gibi mühendis eşlerinden oluşan komşularıyla çok samimidir ve boş vakitlerini bu genç hanımlarla geçirir, onların Yıldız
Abla’sıdır. Bir gün bu sakin yerden beklenmeyen kötü bir olay yaşanır. Bu olayı çözmek ise Yıldız Hanım’a kalır.
Romanı çok sevdim, karakterlerin döneme uygun konuşma tarzları, adetleri, şirin ve şık Kılıç mahallesindeki yaşayış,
terziliğe ait detaylar çok hoştu. Kara Hacer’le ve Kevser’le olan diyaloglar çok komikti. Benim beğenimi etkileyen konudan ziyade yazarın işleyişi oluyor, yine sıcacık
bir roman yazmış yazar. Kapaktaki “Bir Yıldız Alatan Romanı” ibaresi, giriş kısmında da Yıldız Hanım’ın torunu Berrak’ın söylediği
“anneannemin yazmış olduğu bir bavul dolusu roman” sözü ve son bölümde Berrak’ın Suat Bey ile ilgili çok ilginç şeyler öğrendiğini
söylemesi bize bu serinin devam edeceğini anlatıyor... Ben tabi ki merak ve heyecanla bekliyorum:) Keyifli okumalar:)
24 Eylül 2018 Pazartesi
Sobe Siyah Orkide- Yaprak Öz
Blogumu takip edenler Yaprak Öz’ün severek takip ettiğim bir yazar olduğunu bilirler. Sobe Siyah Orkide de yazarın son romanı. Yitik Ülke Yayınları’ndan
Nisan 2018’de çıkmış. Nasıl atlamışım ben kaç aydır dedim şimdi:) 165 sayfalık kitap yazarın diğer kitapları gibi gerilim türünde.
Berlinli Apartmanı, hatta Tilki, Baykuş, Bakire romanlarında olduğu gibi kadın kahramanımız yeni bir eve taşınıyor. Jülide 25 yaşında genç bir kadın,
sevgilisi Hakan’dan travmatik bir şekilde ayrılıyor, bunu atlatabilmek için de yeni bir daireye taşınıyor. Altıyol’daki Işıl Apartmanı’nın sahibi
yaşlı İspanyol Paloma Hanım da Jülide’nin komşularından biri. Jülide ve Paloma arasında kısa sürede büyük bir dostluk gelişiyor. Ama bu dostluk göründüğü
kadar masum mu acaba?
Yine çok heyecanlı, son sayfaya kadar yüksek tansiyonlu bir roman. Ama açıkçası önceki romanları kadar etkilemedi beni. 2017’de Tilki, Baykuş,
Bakire yayınlanmıştı ve kısa bir süre sonra da bu kitap geldi. Konu gerçekten yaratıcı ama bilemiyorum birşeyler eksikti sanki. Bir de hemen birinci ağızdan Jülide
anlatıyor olayları, hem de onun günlüğünden okuyoruz, bu da az da olsa tekrara sebep oluyor. Günlüğe gerek yoktu sanki diye düşündüm. Sobe Siyah Orkide tabi
ki benden geçer not alıyor ama yazarı ilk defa okuyacaksanız başka bir romanından başlamanızı öneririm. Keyifli okumalar...
2 Ocak 2018 Salı
Tilki, baykuş, bakire - Yaprak Öz
Yaprak Öz’ün en son romanı, 2017 Nisan’da
yine Yitik Ülke Yayınlar’ndan çıkmış, 201 sayfa. Daha önce yazarın Berlinli
Apartmanı, Şeytan Disko isimli romanları ile Şiirli Müzik Kutusu isimli şiir
kitabını okumuştum. Hem şiirlerini hem romanlarını çok etkileyici bulmuştum. Bu
romanı da çok etkileyici. Kahramanımız Begüm eşinden ayrılmış orta yaşlarının
sonuna yaklaşmakta olan bir kadındır, kızı Ada’nın liseye başlamasıyla ikisi
yeni bir eve taşınıp yeni bir hayata yelken açarlar. Begüm hem ek bir gelir
olması için hem de kızına yakın olabilmek için okul kütüphanesinden çalışmaya
başlar. Bir velinin okula bağışladığı kitapları gözden geçirirken bir tanesinin
içine saklanmış mektupları bulur, 50-60 yıl önce yazılmış bu mektuplar gizemli
bir aile sırrına işaret etmektedir. Begüm bir şekilde bu mektupların peşine
düşünce macera başlar.
Yine iki günde okuyup bitirdiğim süper
sürükleyici bir romandı. Özellikle yazarın kitaplara, filmlere ve müziklere yaptığı
göndermeler çok hoşuma gidiyor. Bu romanda özellikle Stanislav Lem’in Solaris
romanı baş roldeydi diyebilirim. Kitaptan yapılan alıntılar o kadar ilginç ve
güzeldi ki, okurken sıkıcı bulduğum Solaris’i bu gözle yeniden okumak istedim.
Yazar kitabın başında annesi, babası ve kardeşine de teşekkür etmiş, yalnız
babası için yazdığı ‘avladığı tilki ve baykuşların öykülerini anlatan babama”
kısmı inşallah gerçek değildir...
Kısacası romana bayıldım, yazarın bir
sonraki romanını merakla bekliyorum, sürükleyici bir şey okumak isteyenlere
şiddetle tavsiye ediyorum, keyifli okumalar.
18 Aralık 2017 Pazartesi
Karanlık Köy- Gürgen Öz
Daha önce Yaprak Öz’ün romanlarını okuyup çok
sevmiştim, kendisinin Gürgen Öz’ün ablası olduğunu, üstelik onun da bir öykü
kitabının ve bir de romanının olduğunu öğrenince şaşırmıştım. Gürgen Öz’ün ilk
kitabı, Nevrotik psikolojik öykülerden oluşuyormuş. İkinci kitabı ise bir
korku-gerilim romanı. Kitabın başında yer alan yazar hakkında bilgi kısmında,
Gürgen Öz’ün ayrıca çarpık kentleşme üstüne Neden Böyle? isimli bir de belgesel
çektiği yazıyor. (Belgeseli izlemek isterseniz tıklayınız.) Kendisi Tiyatro bölümünü bitirdikten sonra yüksek lisansında
Davranış Psikolojisi ve Farkındalık Teknikleri üzerine çalışmış. Zaten yazar bu
birikimlerine romanında yer veriyor.
Karanlık Köy, Yaprak Öz’ün kitapları gibi
Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkmış, yayın tarihi 2016 Ekim. 264 sayfalık roman
başta da dediğim gibi korku-gerilim türünde. Yaprak Öz’ün romanları daha hafif
bir gerilimken, Gürgen Öz’ün romanı insanı oldukça geren türde. İki kardeşin
çocukken beraber bol bol korku ve gerilim filmleri izlediğini düşündüm doğrusu.
Zaten Yaprak Öz bir söyleşisinde çok korku filmi izlediğinden bahsediyordu.
Gelelim romanımızın konusuna, kahramanımız
Murat televizyon dünyasının idealist bir üyesiyken gezi olayları sırasında
kanalıyla düşünce ayrılığı yaşadığı için işini terk eder. Bundan sonra biraz bunalımlı
bir dönem geçirir ve bir arkadaşının kanalı için belgesel çekmeye başlar. Ama
kalbi televizyon dünyasının aksiyon dolu tarafındadır. Yine de işsiz kalmaktan
iyidir düşüncesiyle işini yapmaktadır. Bir gün Sümela Manastırı hakkında bir
belgesel için Trabzon’a gider ve orada rahberinin Karanlık Köy’den bahsetmesi
ilgisini çeker. Dağların tepesinde gizli bir köşede bulunan bu köyde yaşayan
Müslümanlar ve Rumlar bir gece ne olduysa birbirini katleder, kimse hayatta
kalmaz, terk edilen bu köy yine de yıkılmaz. Murat haberci yönüyle buraya gidip
köy hakkında bir belgesel çekmek ister. Ama rehberini bir türlü ikna edemez,
çünkü rehberi gençliğinde burada hiç hoş olmayan bir tecrübe yaşamıştır ve
kesinlikle buraya tekrar gitmek istememektedir. Murat bir şekilde rehberi
Serhat’ı kendisi ve kameramanı Kerem’i köye bırakmaya ikna eder. Peki köyde
onları neler beklemektedir...?
Arka kapak yazısında; ”... Sizce korktuğumuz
gerçeklerden kaçtığımızda, onlar daha korkunç batıllara mı dönüşür? En
önemlisi; korktuğumuz şeylere inanmaya başladığımızda, onları gerçek yapar
mıyız?
Yüzleşemediklerimiz, sakladıklarımız,
batıllarımız ve toplum olarak geçmişte sıkışıp kaldığımız şeyler üzerine
heyecanlı bir psikolojik gerilim...”
Kitabı çok beğendim, yani herhalde hiç kitap
okurken bu kadar gerilmemiştim. Ayrıca yazar satır aralarında toplumsal
eleştirilere, gezi olayı gibi güncel konulara da yer vermiş, ve tabi Murat,
Kerem gibi kahramanları vesilesiyle kişisel psikoloji konularına da değinmiş.
Kısacası korku-gerilim üst yapısına sahip roman arka planda bir psikoloji
romanı aslında. Zonguldak doğumlu yazar herhalde o bölge söylentilerine de
yabancı değildir diye düşünüyorum, böylece yazarın alt yapısıyla birleşip
sonuçta böyle bir roman çıkmış ortaya.
Kısacası sürükleyici ve korkunç bir roman okumak isterseniz mutlaka
tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
Resim 2: http://tr.web.img2.acsta.net/c_215_290/medias/nmedia/18/85/49/93/19791982.jpg
21 Kasım 2017 Salı
Şiirli Müzik Kutusu - Yaprak Öz
Yitik Ülke Yayınları’ndan 2009’da çıkan kitap 56 sayfa ve içinde 25 tane şiir var. Aşksız Dikiş Kutusu ve Taş Plaktan Şarkılar, Ayçöreği Perisi ve Beyaz Bulutlar, Eskimo Kadın Şair, Bir Maskeli Baloda Rastladım Sana şiirlerini sevdim. özellikle en sevdiğim Eskimo Kadın Şair 9 kısımdan oluşuyor (kitapta enteresan bir şekilde, Roma rakamıyla IX şeklinde yazılması gereken dokuz VIIII şeklinde yazılmış :))) ;
VI
Bu yüzden yaşıyorum ben,
Seyyar gece için,
Döner durur da dünyayı,
Gelir kaplar göğü burada.
Kara kısrak diyorum ben ona.
Gemsiz ve dizginsiz gece,
Bağlılık yemini ettim sana.
Sensin bana hediye eden
Tüm şiirlerimi ve hayallerimi,
Oyalanırım bunlarla.
Bazen yün eğiririm sadece,
Bazen erkenden uyku ağırlığı çöker üstüme ama
Hep sözcükler vardır aklımda.
Hep yazmaktayımdır,
Çünkü ruh pek ince bir kumaştır.
Ayrıca şair Hatıra Defteri isimli şiirinde doğumundan şiiri yazdığı yıla kadar her yılın kendisi için anlamını tek cümlede toplamış, mesela “yetmişsekiz: yeşertti dallarını gürgen ağacı” dizesi herhalde kardeşi Gürgen Öz’ün doğumunu anlatıyor :) Sylvia şiirinde de şair Sylvia Plath’ı anlatıyor, onun hayata veda edişi üzerine...
Kısacası, kitabı çok beğendim, sanki şairin gerçekten şiirlerinde tasvir ettiği gibi fantezilerle, hayallerle dolu bir hayatı varmış gibi bir izlenime kapıldım. Şiir okumayı seviyorsanız, tavsiye ederim, keyifli okumalar.
5 Kasım 2017 Pazar
Şeytan Disko - Yaprak Öz
Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan kitap 220 sayfa. Kahramanınız Deniz, evli, eşiyle arasında bazı sorunlar olan ama bunun dışında ‘tuzu kuru’ diye tabir edebileceğimiz rahat bir yaşam süren, 30’lu yaşlarda bir kadındır. Bu arada gördüğü bir takım çok canlı rüya ve görüntülerde 60’lı yıllara benzeyen bir zamanda genç bir kadının başına gelen muhtemelen kötü bir olayı görmektedir. Çevresi bunun kadının depresyonuna bağlar ve önem vermez ama Deniz’in kimselere anlatmadığı, kalbinin derinliklerine gömdüğü sırrı da aynı sıralarda genç kadına kendini hatırlatır.
Bu kitabı da çok beğendim, yine iki günde okudum, elinize alınca bırakamıyorsunuz, son derece merak uyandırcı, ilgi çekici yazılmış. Aynı zamanda kahramanımız Deniz’in 80’lerde geçen ergenliği sayesinde onun hatıralarında müzik dolu, keyifli bir yolculuk yapıyorsunuz, kesinlikle mutlaka tavsiye edeceğim bir roman yine. Keyifli okumalar dilerim.
30 Eylül 2017 Cumartesi
Berlinli Apartmanı - Yaprak Öz
Berlinli Apartmanı 239 sayfa. Kahramanımız 30 yaşında bir çevirmen olan Oya. Bahariye’de çok uygun fiyata aldığı apartman dairesine büyük umutlarla taşınmıştır, gerçekten başlarda her şey harikadır, şirin komşular, keyifli bir ev... Ama sonra garip olaylar olmaya başlar. Olayları çözmek ise gerilimli çeviriler yapan Oya’ya düşer...
Kitabı tam bir günde bitirdim. Hem dili çok hoştu hem de olaylar son derece merak uyandırıcıydı. Yazarın diğer kitaplarına da göz atacağım mutlaka. Değişik ve sürükleyici bir şeyler okumak isterseniz kaçırmayın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






