14 Aralık 2017 Perşembe

Kumdan Kale - Iris Murdoch

Iris Murdoch okumalarım devam ediyor, Kumdan Kale'den sonra okumadığım Melekler Zamanı, Nadir Kitap'tan aldığım Flight From Enchanter kaldı romanlardan. Bir de üç adet felsefe makalesinden oluşan İyinin Egemenliği var. 

Kumdan Kale yazarın 1957'de yazdığı üçüncü romanı; ilki 1954'te yazdığı Ağ, ikincisi Flight from Enchanter (dilimize çevrilmemiş). Arkasından 1958'de Çan'ı yazmış, ben de kitabı okurken hem tarz olarak hem de format olarak Çan'a çok benzetmiştim. Bu arada yazarın dilimize çevrilmemiş pek çok romanı var, inşallah onlar da çevrilir.

1994 yılında Ekin Yayınları'ndan çıkan kitap 300 sayfa. Yalnız çevirisini pek beğenmedim, dizgi hataları da az değildi. İlk sayfalar Mor ve karısı Nan arasındaki konuşmalarla açılıyor. Ben bu alışılmadık isimleri görünce kitabın önce distopya falan tarzında olduğunu düşünmüştüm, değilmiş. Mor nispeten köklü bir okulda öğretmendir, eşi Nan ve babalarının öğretmenlik yaptığı okulda öğrenci olan oğlu Donald ve kızı Felicty ile birlikte, aynen diğer öğretmenler gibi okula yakın bir evde oturmaktadır. Yaşadıkları çevre hemen hemen okul öğretmenleriyle sınırlı dar bir  çevredir. Okulun eski müdürü Demoyte de okula yakın bir evde oturmaktadır, Mor için oldukça önemli ve değerli biridir bu yaşlı adam ve sık sık görüşmeye devam ederler. Bir gün Demoyte'nin okul için bir yağlı boya tablosunun yaptırılması gündeme gelir. Bunun için ünlü bir ressamın nispeten ünlü kızı Rain Carter davet edilir, ancak Demoyte'nin kişiliğiyle birlikte aynen resme aktarılabilmesi önemlidir, yani Rain bir süre Demoyte ile kalıp onu tanımalıdır. Bu arada gayet tutarlı ve ciddi bir adam olan Mor, eşinin baskıcı tutumu nedeniyle sıkıntı çekmektedir. Bütün bunlar nelere sebep olacaktır...??

Kitap konusunda kararsızım, yine ustaca yazılmış bir roman olduğu tabi ki su götürmez ancak örneğin ilk 100 sayfa maalesef sıkıcıydı. Yazar yine karakterler arasında felsefi tartışmalar yaptırmış, özellikle sanat konusunda konuşmalar bol. Bunlara yazarın imzası gözüyle bakabiliriz. Ayrıca yazarın romana gizem katmak üzere eklediği Felicty ile ilgili durum, Donald ile ilgili konular havada kalmış bana göre ve biraz zorlama. Çünkü romanın geri kalan kısımlarıyla bağlantıları yok veya çok az. Bunun dışında o umutsuz aşk havası çok hoşuma gitti tabi ki..:) Kısacası Iris Murdoch'u tanımak için iyi bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Ama benim gibi bütün kitaplarını okumak niyetindeyseniz buyurun..:)) Keyifli okumalar dilerim..:)


7 Aralık 2017 Perşembe

Sırça Fanus - Sylvia Plath

Sırça Fanus'u aldığımda sene 2011'di :) O zaman kitabı okumaya önsözünden başlamış, sonra da herhalde araya daha çok merak ettiğim bir kitabın girmesiyle yarım bırakmıştım. Kısmet bugüneymiş diyelim.

Özellikle 2003 yapımı, başrolünde Gwyneth Paltrow'un olduğu Sylvia isimli filmi izledikten sonra merakım artmıştı. Kitabı bitirdikten sonra okuduğum önsözde (içinde Sylvia Plath'ın çizimleri de var), Sırça Fanus oldukça otobiyografik bir roman.

Can Yayınları'ndan 2011'de çıkan kitap, ilk 1987'de Türkçe olarak yayınlanmış. Yazar ise romanını 1963'te, hayatına son vermeden kısa bir süre önce yayınlatabilmiş. Kendisi aslen şiirleriyle tanınıyor.

Sırça Fanus'un kahramanı Ester yazı konusunda okuldaki başarılarından dolayı 1 aylığına New York'ta ünlü bir derginin misafir editörü oluyor. Ancak son derece heyecanlı geçen bu bir aydan sonra annesiyle yaşadığı evine dönünde, üstelik kabul edilmeyi umduğu ünlü bir yazarın yazarlık dersinden red cevabı aldığını görünce bir bunalıma girer. Bunalım annesinin onu sosyalleştirme çabalarına rağmen hızlı yoğunlaşır ve genç kız kendini akıl hastanesinde bulur...

Roman ilgi çekiciydi, sonundaki umutlu gelişmelere rağmen yazarın gerçek sonu son derece üzücü. Yazarın Amerikalı olmasına rağmen, eşiyle beraber İngiltere'ye yerleşiyor ve romanı orada basılıyor. Ancak yazarın annesi, romanın otobiyografik olmasından dolayı romanın Amerika'da basılmasını engellemeye çalışıyor. Önsözde verilen bu bilgi de bana çok ilginç geldi. Sylvia filmini de izlemenizi tavsiye ederim. Keyifli okumalar...






1 Aralık 2017 Cuma

Merhaba !

Merhabalar ! Uzun zamandır yoktum, size daha önce bahsettiğim gibi evle ilgili sorumluluklarım artmıştı ve henüz bir düzen kuramadım tam olarak. İşte şimdi az da olsa bir fırsat bulunca hemen bloguma koştum. Yorumlarınızı geç yayınlayıp geç cevapladığım için kusura bakmayın, ben burada yokken de ziyarete geldiğiniz, yorum yaptığınız için çok teşekkür ederim, yoğun günlerimde beni yalnız bırakmamanız beni çok mutlu etti :) Bu arada yeni kitaplar okudum, yazılarını yazım ama aksi gibi şu an yazılarım yanımda değil..:)) Yine de gelip bir merhaba demek istedim. Resim de Daily Mail'den, çok beğendim ben, hayalimdeki kitaplık işte bu :)) Yeni yazılarla en kısa zamanda görüşmek üzere, sevgiler:)

resim: http://i.dailymail.co.uk/i/pix/2013/04/06/article-0-191E7865000005DC-872_964x425.jpg

21 Kasım 2017 Salı

Şiirli Müzik Kutusu - Yaprak Öz

Yaprak Öz’ün daha önce Berlinli Apartmanı ve Şeytan Disko kitaplarını okumuş, çok beğenmiştim. Kendisi aslında şiir alanında daha faal diyebiliriz, şiirleri 1997 yılından beri çeşitli dergilerde yayımlanmaktaymış. İlk şiir kitabı Fırtına Günlüğü 2006 yılında çıkmış, ödül almış. Bu ikinci şiir kitabı.

Yitik Ülke Yayınları’ndan 2009’da çıkan kitap 56 sayfa ve içinde 25 tane şiir var. Aşksız Dikiş Kutusu ve Taş Plaktan Şarkılar, Ayçöreği Perisi ve Beyaz Bulutlar, Eskimo Kadın Şair, Bir Maskeli Baloda Rastladım Sana şiirlerini sevdim. özellikle en sevdiğim Eskimo Kadın Şair 9 kısımdan oluşuyor (kitapta enteresan bir şekilde, Roma rakamıyla IX şeklinde yazılması gereken dokuz VIIII şeklinde yazılmış :))) ;








VI



Bu yüzden yaşıyorum ben,
Seyyar gece için,
Döner durur da dünyayı,
Gelir kaplar göğü burada.
Kara kısrak diyorum ben ona.
Gemsiz ve dizginsiz gece,
Bağlılık yemini ettim sana.
Sensin bana hediye eden
Tüm şiirlerimi ve hayallerimi,
Oyalanırım bunlarla.
Bazen yün eğiririm sadece,
Bazen erkenden uyku ağırlığı çöker üstüme ama
Hep sözcükler vardır aklımda.
Hep yazmaktayımdır,
Çünkü ruh pek ince bir kumaştır.

Ayrıca şair Hatıra Defteri isimli şiirinde doğumundan şiiri yazdığı yıla kadar her yılın kendisi için anlamını tek cümlede toplamış, mesela “yetmişsekiz: yeşertti dallarını gürgen ağacı” dizesi herhalde kardeşi Gürgen Öz’ün doğumunu anlatıyor :) Sylvia şiirinde de şair Sylvia Plath’ı anlatıyor, onun hayata veda edişi üzerine...

Kısacası, kitabı çok beğendim, sanki şairin gerçekten şiirlerinde tasvir ettiği gibi fantezilerle, hayallerle dolu bir hayatı varmış gibi bir izlenime kapıldım. Şiir okumayı seviyorsanız, tavsiye ederim, keyifli okumalar.

16 Kasım 2017 Perşembe

Çan - Iris Murdoch

Iris Murdoch’un dilimize çevrilmiş bütün eserlerini okumak istiyorum, Çan da kalan bir kaç kitabımdan biriydi. Çan’ı İmge Kitabevi’nin 1992 baskısından okudum, çeviriyi de Hande Özdemir yapmış. Kolaj şeklinde hazırlanmış kitap kapağını da çok beğendiğimi ekleyeyim. Kitap 282 sayfadan oluşuyor.



Konusu şöyle, henüz 20’li yaşlarında olan genç ve deneyimsiz Dora, o zaman kendisinden çok etkilendiği, sanat okulundaki derslerden birinde öğretmeni olan olgun, varlıklı ve soylu Paul Greenfield ile evlidir. Ancak kısa sürede bu evlilik onu boğmaya başlar, eşi ile aralarında arkadaşlık yoktur, sürekli eleştirilmektedir ve gençliğini yaşayamamıştır. Bütün bunlar nedeniyle Dora eşini terk eder ve daha önce flört ettiği gazeteci Noel ile sevgili olur. Paul bunu bilmektedir ama karısına da aşıktır. Dolayısıyla Dora ona dönmek isteyince çok sevinir ve onu o sırada el yazmalarını incelemek üzere bulunduğu, taşrada bir yerde dini bir cemaatin yaşamakta olduğu Imber’e çağırır. Burada cemaatin yaşadığı malikane, bir manastır ve göl bulunmaktadır. Cemmatin lideri Michael, arkadaşı Peter, rahibe olmaya hazırlanan Catherine, onun tuhaf ikiz kardeşi Nick, garip bir çift olan Bay ve Bayan Mark, kanlı canlı James ve gruba misafir gelen genç ve toy Toby romanın başlıca kişileridir. Hepsinin ilginç bir hikayesi veya gizemli bir geçmişi vardır. Ve tabi manastırın eski çanı Gabriel hakkındaki efsane...



Kitap müthişti. Kısa süre önce Deniz, deniz’i okumuştum ve sanatın bu kadar zirvesinde bir kitaptan sonra yazardan okuyacağım diğer kitapların benim için çok da etkileyici olamayacağını düşünüyordum ama Çan gerçekten muhteşemdi. Deniz, deniz gibi bir başyapıt değil belki ama müthiş etkileyiciydi. Özellikle çanla ilgili olup bitenler beni inanılmaz etkiledi, yer yer tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Yazar atmosfer yaratmakta çok başarılıydı. Nispeten kısa bir roman olmasına, buna rağmen birden çok karaktere eğilmesine rağmen, çoğu karakter için bir kaç sayfada etkileyici bir geçmiş ve iç dünya meydana getirmiş. Hayran olmamak elde değil. Kısacası Çan yazarın en beğendiğim romanlarından biri oldu. Belki de "Deniz, deniz" den sonra en beğendiğim diyebilirim. Merak ediyorsanız Rüya Sakinler, Tekboynuzlu At, İtalyan Kızı, Kara Prens beni en çok etkileyen diğer Irıs Murdoch romanları. Bu arada Çan romanındaki kısa bir bölümü yazar eşine yazdırmış, bu da ilginç bir bilgi:) Keyifli okumalar dilerim.

12 Kasım 2017 Pazar

Ta-da!!

Yine yeni bir proje ile karşınızdayım. Seneler önce aşağıdaki resme pinterest'te rastlamış ve çok beğenmiştim, o zamandan beri aklımda vardı bu resmi kumaşa boncuklarla işlemek. Sonra yeni bir artjournal'e başlayınca hadi kapağını böyle yapayım dedim. Öncelikle kumaşa resmi basıp bir arka plan oluşturmalıydım. Hepsiburada.com'dan A4 boyutunda ütü ile transfer kağıdı aldım. Bana A5 boyutu yeterliydi, geri kalanına da çocuklar için 1-2 kedi ve araba resmi basıp beyaz atletlerinin üstüne ütüyle transfer yaptım. Transfer işlemi çok kolay, önce renkli yazıcı ile transfer kağıdının üstüne deseninizin çıktısını alıyorsunuz, sonra ütüyle kumaşa transfer ediyorsunuz, zevkli ve kolay bir işlem.

Sonrasında boncukçunun yolunu tuttum, bir sürü boncuk, taş arasında başım döndü, öyle güzel şeyler vardı ki, neyse ben desenime en uygunlarını seçmeye çalıştım, tabi ki bir ziyaret yetmedi, bir kaç defa gidip en uygun malzemeleri seçmeye çalıştım.

Valla baya yorucu bir iş olduğunu itiraf edeyim. Şu sırmaları dikmek özellikle yorucu oldu. Bazı yerleri söküp söküp tekrar yapmak zorunda kaldım.

O kadar uğraştım ki "bitirme projem" diyorum:)) Bir sürü boncuğum da arttı aslında ama bir daha bu işe girişeceğimi sanmıyorum:)) Umarım beğenmişsinizdir, sevgiler..:)

Kaynak: https://i.pinimg.com/564x/92/a4/91/92a49187630729e49e62d1265a73c957.jpg


5 Kasım 2017 Pazar

Şeytan Disko - Yaprak Öz

Geçenlerde Yaprak Öz’ün ilk romanı olan Berlinli Apartmanı’nı okumuş ve çok beğenmiştim.Gerilim türünde yazan yazarın diğer iki romanını da okumaya karar verdim ve 2015 yılında çıkmış olan ( yazarın ikinci romanı) Şeytan Disko ile devam ettim.

Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan kitap 220 sayfa. Kahramanınız Deniz, evli, eşiyle arasında bazı sorunlar olan ama bunun dışında ‘tuzu kuru’ diye tabir edebileceğimiz rahat bir yaşam süren, 30’lu yaşlarda bir kadındır. Bu arada gördüğü bir takım çok canlı rüya ve görüntülerde 60’lı yıllara benzeyen bir zamanda genç bir kadının başına gelen muhtemelen kötü bir olayı görmektedir. Çevresi bunun kadının depresyonuna bağlar ve önem vermez ama Deniz’in kimselere anlatmadığı, kalbinin derinliklerine gömdüğü sırrı da aynı sıralarda genç kadına kendini hatırlatır.

Bu kitabı da çok beğendim, yine iki günde okudum, elinize alınca bırakamıyorsunuz, son derece merak uyandırcı, ilgi çekici yazılmış. Aynı zamanda kahramanımız Deniz’in 80’lerde geçen ergenliği sayesinde onun hatıralarında müzik dolu, keyifli bir yolculuk yapıyorsunuz, kesinlikle mutlaka tavsiye edeceğim bir roman yine. Keyifli okumalar dilerim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...