21 Haziran 2018 Perşembe

Gözyaşı Konağı - Şebnem İşigüzel

Bu roman sevgili blogger arkadaşım Gül Akça, blogunda yazdığından beridir, okuma listemde. Yine onun tavsiyesiyle Venüs'ü okumuş, sevmiştim. Gözyaşı Konağı da bir kadın romanı. İletişim Yayınları'ndan 2016 yılında çıkan kitabımız 250 sayfa.

Kahramanımız Emine, 1876 yılında, İstanbul'lu zengin bir ailenin üç kızından biridir. Üç kızkardeş sürekli beraber oldukları evin kalfası Bedriye ve anneleriyle keyifli zamanlar geçirmektedirler. Ancak bu tatlı yaşam kahramanımızın bir şekilde evlilik dışı hamile kalmasıyla bozulur. En önemli derdi kızlarının iyi evlilikler yapması olan anneleri, kızını çocuğunu doğurması için Bedriye ile Büyük Ada'daki köşke gönderir. Annesi ve kızkardeşleri hamile olduğunu öğrenince Emine'ye epeyi bir çile çektirirler, Ada'ya gelince biraz huzur bulacağına inanan Emine ise burada çok daha başka şeyler bulacaktır...

Bir çırpıda okunan, keyifli bir romandı gerçekten. Tavsiye ederim:)




15 Haziran 2018 Cuma

Defter - Nicholas Sparks

Nicholas Sparks'ı neredeyse hepsi birbirinden güzel filmlere dönüştürülmüş aşk romanlarıyla tanıyoruz. Defter de herhalde onun kitaplarından uyarlanmış en güzel filmlerden biri, başrollerinde Rachel McAdams ve Ryan Gosling'in oynadığı 2004 yılına ait filmin imdb puanı 7,9.

Ben kitabın, Remzi Kitabevi'nden çıkan 1996 baskısını okudum. Noah ve Allie ayrı dünyaların insanları olsalar da birbirlerine aşık olurlar. Aşkları ne kadar derin olsa da 17 yaşındaki iki genç  yaz bitince kopmak zorunda kalır. Kopmuş olsalar da aşklarını içlerinde yaşatmışlardır aslında. 10 yıl sonra Allie evlenmek üzereyken Noah'dan bir haber alır ve onu tekrar görmek zorunda olduğunu hisseder. Sonrasında olaylar gelişir...:)

Fena bir roman değildi aslında ama sanırım filmini daha çok beğenmiştim..:) Yine de romantizm sevenler buraya..:))


6 Haziran 2018 Çarşamba

Artık Ayrılsak Diyorum - Neslihan Acu


Neslihan Acu’yu yine sevgili arkadaşım Deep Tone tavsiye etmişti, ben de yine Nadirkitap’tan yaptığım bir alışverişte rastlayınca bu kitaba hemen aldım..:)

Neslihan Acu ilginç bir isim, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu, uzun süre mesleğini yaptıktan sonra bir dergide röportajcılık yapmış, o sırada ilk romanı Meltem K.’yi Kim Öldürdü’yü (2004) yazmış ve sonra devamı da gelmiş. 2008’den beri de Medyatava internet sitesinde yazılar yazıyormuş.

Bu romanı 2010’da Doğan Kitap’tan çıkmış, 298 sayfa. Roman, kahramanımız Esma’nın yakın geçmişinden başlayıp geriye doğru gidiyor. Son bölümde de bugünü anlatarak bitiriyor. Romanın isminden durumu tahmin etmek zor değil aslında. Esma, 40 yaşında, acılar çekmiş bir kadındır, eşi Fuat’la uzun yıllardır evli, genç bir kızı olan ancak mutsuz bir evliliğe hapsolmuştur. Fuat aslında kötü bir adam değildir ancak bir takım saplantıları onları bu noktaya sürüklemiştir. Tabi Esma’nın bu seçimi yapmasında, olayların bu şekilde gelişmesinde geçmişin büyük payı vardır.

Ben kitabı çok beğendim, yazar adeta kadın-erkek ilişkilerini, karı-koca ilişkilerini, düşünce tarzlarını çözmüş. Hikaye açıkçası oldukça gerçek ve dolayısıyla da oldukça üzüyor okurken, göz göre göre bir evliliğin çöküşü, hem de yok yere çöküşü aslında konu... Kısacası benim için ilgi çekici bir kitap oldu, kadın-erkek ilişkileri, evlilik üzerine okumayı seviyorsanız tavsiye ederim, keyifli okumalar.


31 Mayıs 2018 Perşembe

Slade Köşkü - David Mitchell



İngiliz yazar Mitchell özellikle Bulut Atlası isimli romanıyla adını duyurmuştu. Ben de kendisinin Jacob de Zoet’in Bin Sonbaharı isimli kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Mitchell’in romanları genellikle çok katmanlı oluyor. Slade köşkü için de öyle diyebiliriz.

Slade Köşkü bu yıl mart ayında Doğan Kitap’tan çıkmış, 207 sayfalık romanın çevirisi Sıla Okur’a ait ve bence oldukça başarılı. Kapak tasarımını da çok beğendiğimi ekleyeyim, hem kapak tasarımı hem de içteki ilüstrasyonlar Neal Murren’e ait.

Romanımız 1979’da başlıyor. Kitap da zaten 1979-1988-1997-2006 ve 2015 olarak, toplam beş bölümden oluşuyor. Romanı fazla ipucu vermeden anlatmak biraz zor. Slade Köşkü iki sokak arasındaki daracık bir geçitten geçilerek -sadece özel kişilerce, özel zamanlarda- ulaşılabilen gizemli bir yerdir. Ve bu köşkün arkasında son derece gizemli bir tarihçe vardır...

”... Dokuz yılda bir ekim ayının son cumartesi günü Slade Köşkü’ne bir ‘misafir’ getirtilir. Ama o misafiri kim, neden, ne amaçla seçmiştir? Cevapları, merdivenin başındaki uzun tavan arasında...”

Ben romanı çok sevdim ve 2 günde bitirdim, bir kere yazarın anlatımı müthiş, harika bir yazar gerçekten, en çok ilk bölümü sevmiş olabilirim. Konu oldukça ilgi çekici, gizemli bir öykü. Sonuna gelecek olursam, sonunu da sevdim. Neil Gaiman’ın Coraline’ına çok benziyor konu. Gizemli ve güzel birşey okumak isterseniz mutlaka tavsiye ederim, keyifli okumalar...


25 Mayıs 2018 Cuma

Dünyadan Aşağı - Gaye Boralıoğlu



Bu kitabı çok sevdiğim yazar Hikmet Hükümenoğlu’nun tavsiyesi ile almıştım. Gaye Boralıoğlu ile ilk tanışmam bu, halbuki kendisinin başka birçok romanı varmış, ayrıca gazetecilik, senaryo ve reklam yazarlığı da yapmış.


Dünyadan Aşağı bu yıl İletişim Yayınlatı’ndan çıkmış ve 275 sayfa. Bu arada kitabın kapak resmine bayıldım, Hakan Gürsoytrak’a ait eserin adı “AÖF Sınavı, 2006”; İstanbul Modern  koleksiyonundanmış.

Kitaba gelirsek; roman 40’lı yaşlarının başındaki Hilmi Aydın’ın başından vuruluşu ile yaşadığı ölüm sonrası deneyimi sonucu cehenneme gideceğini öğrenmesi ile başlar, sonradan mucize eseri hayata döndüğünden bu yazgıyı değiştirmek için uğraşacaktır. Bu arada onu bu noktaya getiren olayları da sırasıyla öğreniriz.

Öncelikle kitap su gibi akıyor, yazarın dili çok eğlenceli. Hilmi Aydın hayatta hiç bir ilkesi olmayan, dürtüleri doğrultusunda yaşayan, sıradan bir adamdır, özellikle onun ağzından anlatılan bölümler onun bu sığlığını yansıtmakta çok başarılı ve dolayısıyla da oldukça eğlendirici. Bu trajikomik bölümler bana Çoğunluk filmini hatırlattı. Gerçekten de Hilmi Aydın “çoğunluğu” temsil ediyor ve bu biraz da korkutucu aslında. Kitapta Hilmi’nin tembelliği, kolaycılığı, ilkesizliği düşündürüyor insanı. Çok beğendiğim tespitler oldu. Başta da dediğim gibi yazarın dili çok akıcı, konu da ilginç, anlatımın objektifliği etkileyici, iki günde bitirdim kitabı. Yazarın diğer kitaplarına da bakacağım mutlaka.  Dünyadan Aşağı’yı hararetle tavsiye ediyorum, keyifli okumalar.

Resim2: https://twitter.com/GayeBoralioglu



20 Mayıs 2018 Pazar

Vakıf - Isaac Asimov


Vakıf Serisi belki de yazarın başyapıtı olarak kabul ediliyor ve Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi ödülüne sahip.Vakıf Serisi'nin tüm zamanların en iyi serisi ödülü almış olması beni bayağı bir heyecanlandırmıştı.

Vakıf Serisi daha önce başka yayınevlerinden de çıkmış ama sanıyorum çeviri konusunda istenen sonuç alınamadığından İthaki Yayınevi, Kemal Baran Özbek çevirisi ile yeniden yayınlamış seriyi, daha doğrusu yayınlamaya devam ediyor. İlk kitap olan Vakıf 2017'de çıktı. 

Kitabı kısaca anlatamayacağım, bana oldukça karışık geldi ve açıkçası yarım bıraktım :( Arka kapakta şu şekilde özetlenmiş;

"Galaktik İmparatorluk'un altın çağıydı. Binlerce yıldır gezegenler bu kadim medeniyetçe yönetiliyordu. Ancak bir adam, imparatorluğun çökeceğini öngörme cüretini gösterdi: Psikotarih biliminin öncüsü Hari Seldon. Tahminlerine göre galaktik savaş kaçınılmazdı. Bu durumu olabildiğince ertelemek adına iki Vakıf kurdu; biri imparatorluğun sahip olduğu binlerce yıllık bilgiyi korumakla yükümlüydü, diğerinin ise ne yeri ne de amacı biliniyordu. İmparatorluk çökmeye başlayınca Galaktik Ansiklopedi üzerinde çalışan Birinci Vakıf sakinleri, Seldon'un onlara tahminlerinin de ötesinde bir rol biçtiğini anlayacaktı."

Vakıf'ı beğeneceğime emindim ama demek ki herkesin zevki bir değilmiş diyeyim:) Benim en sevdiğim bilimkurgu serisi Dune (Çöl Gezegeni), oradaki olaylar, duygular beni çok etkilemişti, kahramanın yaşadığı aşk, annesi ile ilgili olaylar, korku duası (hala ezberimdedir), "planlar içinde planlar içinde planlar". İşte böyle, Vakıf Serisini bir de siz deneyin çok iddialı bir seri, belki siz seversiniz, keyifli okumalar...:)

15 Mayıs 2018 Salı

Shylock Operasyonu - Philip Roth


Çok sevgili blogger arkadaşım Satır Arası blogunun sahibesi Gülşah Toptaş blogunda, şu yazısında paylaşmıştı bu kitabı, benim de yorumum üzerine sürpriz yapıp kitabı bana gönderdi, çok sevindim tabi ki, Gülşah'cım bir kere daha teşekkür ederim:) 


Yazarı çok merak ediyordum çünkü Philip Roth çok popüler bir yazar. 1933 Amerika doğumlu olup, wikipedia'ya göre "kitaplarında çoğunlukla Yahudi karakterler ve anti-Semitizm konularını işlemesiyle" tanınıyormuş. Shylock Operasyonu'nu 1993 yılında yazmış. 1997 yılında yazmış olduğu ve yakın zamanda filme çekilen Amerikan Pastoral yazarın en meşhur romanlarından biri. Yine filme de çekilmiş olan 1979 yılında yazmış olduğu Hayalet Yazar ve 2000 yılında yazmış olduğu İnsan Lekesi önemli eserlerinden bazıları. Ayrıca yazarın neredeyse sayısız ödülü bulunuyor. 

Kitap -çok sevdiğim- Ayrıntı Yayınları'ndan çıkmış, 402 sayfalık kitabı Aysun Babacan çevirmiş. Konuya gelecek olursak, yazar Philip Roth Amerika'da yaşayan ünlü bir yazardır. Bir gün "yazar Philip Roth'un" Kudüs'te bir Nazi savaş suçlusunun mahkemesinde olduğu haberini alır. Bunun üzerine tabi ki Kudüs'e gidip olayın üstüne düşer. Roman bunun üzerinden ilerliyor. Yapılan yorumlara göre bu yazarın Yahudilik, diaspora, İsrail konularını en çok işlediği romanmış. Her ne kadar kitabın sonunda romanın tamamen kurgu olduğunu özellikle belirtmiş olmasına rağmen yazar yaptığı bir röportajda yanlış anlamadıysam bu kitabı bir itiraf olarak yazdığını anlatmış. Zaten romanın alt başlığı da "bir itiraf."

Güzel bir kitaptı yalnız açık bir zihinle okunması gerektiğini ekleyeyim. Keyifli okumalar dilerim. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...