17 Eylül 2018 Pazartesi

Mutluluk Uygulamaları - Ruth A. Baer

Bu kitabı alırken gündelik mutluluk uygulamaları tarzında, basit içerikli olduğunu zannetmiştim; mesela "güne güzel bir kahveyle başlamak sizi mutlu eder" gibi öneriler olmasını bekliyordum. Ancak farklı çıktı ve kitabı çok beğendiğimi de peşinen söyleyeyim:)

Olimpos Yayınları'ndan Ocak 2017'de çıkan kitap Kıvılcım Ertaş tarafından çevrilmiş, 379 sayfa. Kitabın arkasında dizin de mevcut, bildiğiniz gibi dizinli kitaplar (belli başlı kelimelerin veya konuların geçtiği sayfaları içeren liste) çok kullanışlı oluyor.

Kitap 4 bölümden oluşuyor, ilk bölümde kitaptan nasıl faydalanabileceğimiz ve zihnimizle ilgili bazı özellikler anlatılmış. İkinci bölüm, psikolojik tuzaklar. Psikolojide sıkça bahsi geçen "bilişsel çarpıtmalar"a değinilmiş kısmen, bunlardan bir kısmı ruminasyon (olumsuz düşünceye saplanma), özellikle ruminasyon üzerinde çok durulmuş. Bazen gerçekten de saçma olduğunu bildiğiniz halde olumsuz bir düşünce kafanızda döner durur. İşte bu bölümde ondan nasıl kaçınabileceğimizi de anlatmış yazar. Aslında sadece ruminasyonun da değil neredeyse herşeyin çaresi, mutluluğun anahtarı farkındalık; başka bir deyişle anı yaşamak.


Çok ilginç bir araştırma sonucundan bahsetmek istiyorum, beni çok şaşırttı; hani bulaşık yıkarken, yerleri süpürürken veya yürürken kendimizi düşüncelerimize kaptırırız, kafamızda geçmişle veya gelecekle meşgul oluruz, kendimizi bir anlamda otomatik pilota bağlarız. İşte, yapılan araştırmalar kendilerini daha az otomatik pilota bağlayan kişilerin daha mutlu olduğunu göstermiş. Yani ne kadar "anda" kalırsanız o kadar mutlu oluyorsunuz.

Peki, "anda kalmak" ne demek? Bütün duyularımızda o anda ve orada olmak, havadaki kokuları, tenimizde esintiyi, renkleri, geçen insanları fark etmek... İşte o zaman, yavaş yavaş yaşamın güzelliğini de fark etmiş oluyoruz, anlar geçiyor ve bir daha hiç biri geri gelmeyecek, hepsi çok özel...

Diğer psikolojik tuzaklar kaçınma, duygu odaklı davranış (mantığı devre dışı bırakma) ve özeleştiri. Bütün bunların en iyi ilacı ise "özşefkat". Çoğu zaman disiplinli olabilmek ve kendimizi bırakmamak için özeleştiriye sarılırız, oysa yapılan araştırmalar "özsevgi" ve "özşefkat" ile davranmanın, yani kendisine sevgi ve şefkat dolu davrananların çeşitli konularda çok daha iyi performans gösterdiğini ortaya çıkartmış.

Üçüncü bölüm farkındalık becerileri kazanmak üzerinde duruyor, bilinçli gözlem, kabullenme ve isteklilik gibi alt başlıklar var, yine çok önemli bilgiler verilmiş. Dördüncü ve son bölümde de verilen tüm bilgiler bir araya getirilerek çeşitli egzersizlerle farkındalık becerilerinin arttırılması hedeflenmiş. Ayrıca her bölümün sonunda özetler var ve konular çok çeşitli örneklerle pekiştirilmiş.

Ben kitabı çok sevdim, çok faydalı buldum. Özet bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Hatta tekrar okumak istiyorum. Mutlu olmak herkesin hedefi olduğuna göre, ben de bu kitabı herkese öneririm:)

resim 2: http://thethoughtgardener.com/seize-every-moment-to-seize-the-day-with-eft-tapping/


11 Eylül 2018 Salı

Sis - Stephen King

Merhaba sevgili arkadaşlar, öncelikle sevgili blogger arkadaşlarım sizi istediğim kadar sık ziyaret edip yorum yapamıyorum, maalesef son dönemde hayatın koşturmacasına iyice kapılmış durumdayım, ne olur kusura bakmayın, buna rağmen bloguma gelip bana yorumlar yaptığınız için çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız ve sizi çok seviyorum :)

Biliyorsunuz büyük bir Stephen King hayranıyım. Altın Kitaplar yazarın eski eserlerini tekrar basıyor, hatta bu kitapta olduğu gibi bazen karma olarak hikayelerini de yeniden yayınlıyor. Bu kitap Ağustos 2017'de çıkmış. Not kısmında belirtildiğine göre farklı kaynaklardan hikayeler de Sis'in önceki baskılarında yer alan hikayelere eklenmiş. 

                           ( Bu kitabın kapağına bayılıyorum....)

Yanlış hatırlamıyorsam daha önce Hayaletin Garip Huyları isimli kitapta -ki bence yazarın en iyi hikayelerini içeriyordu- yer alan bazı hikayelere de rastladım. 

638 sayfalık kitapta Sis (kısa roman demek daha doğru olur buna), Nona, Raft, Yaşama Hırsı, Maymun gibi başlıca hikayelerin yanı sıra Kum Dünyası, Burada Kaplan Var, Azrail'in Görüntüsü, Sabah Dağıtımı ve daha başkaları ile toplamda 22 hikaye var. Ve sonda tabi ki yazarın hikayelerle ilgili notları bulunuyor.

Nedense bu hikaye derlemesini pek sevmedim, öykülerin bir kısmı zaten birer klasik (Sis, Raft, Nona gibi..) diğer kısmıysa ikinci kere okumayı arzulamayacağınız kadar sıradan. Eğer Stephen King'in yayınlanmış bütün eserlerini toplama niyetindeyseniz buyrun...:)


5 Eylül 2018 Çarşamba

İlk Son Öpücük - Ali Harris



Yine sevgili blogger arkadaşım Deep Tone’un tavsiyesiyle okuduğum bir kitap. Biliyorsunuz aşk romanları seviyorum (akşa inananlar ve aşka inanmayanlar için olanları da:))), ama aradığımı bulmakta zorlanıyorum. İşte İlk Son Öpücük gerçeketn hoş ve doğal bir kitaptı.
Martı Yayınları’ndan 2013’de çıkan kitap 576 sayfa, çevirisini Zeynep Yeşiltuna yapmış. Ali Harris de aslen gazeteciymiş ve pek çok kadın dergisinde editörlük dahil pek çok görevde yer almış.
İngiltere’de Leigh on Sea isimli küçük kasabada yaşan Molly tek arkadaşı hafif çatlak Casey olan, içe dönük, kendi halinde bir genç kızdır, günlerden bir gün tüm kasabanın ölüp bittiği sporcu, zeki Ryan onunla ilgilendiğinde buna bir türlü inanamaz. Ama kader bu ikiliyi bir araya getirmeye kararlıdır. 14 yaşında olmayan bu iş, yıllar sonra Molly, Londra’da bir dergide çalışan genç bir kadın olduğunda ne noktaya varacaktır acaba?
Dolu dizgin bir aşk hikayesi bir noktada drama dönüşüyor ve biz olayları bir geçmişten bir gelecekten okuyoruz, merakımız da sürekli artıyor tabi. Arada da Molly’nin blogu için hazırladığı öpücük yazılarını okuyoruz.
Ben kitabı çok sevdim, kolay okunuyor ve çoğu aşk romanı gibi zorlama değil, keşke sonu dram olmasaydı ama o da işte bir efsane aşk havası veriyor. Aşk romanı arayışında olanlara tavsiye edebilirim, keyifli okuamalar:)

26 Ağustos 2018 Pazar

Caz Çağı Öyküleri - F. Scott Fitzgerald


F. Scott Fitzgerald, özellikle Muhteşem Gatsby romanı ile tanıdığımız bir yazar. Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi de onu aitmiş. Ben yazarın bir de Şefkatliydi Gece isimli romanını okumuştum. Caz Çağı Öykülerini de merak ediyordum. Bilge Kültür Sanat Yayınlar'ndan bu yıl çıkan kitabı Filiz Ofluoğlu çevirmiş, 222 sayfalık kitabın başında (herhalde çevirmen tarafından yazılmış) yazar hakkında yazılmış bir yazı var, kitabın sonunda da hikayelerde geçen yabancı sözcükler için bir sözlük eklenmiş. Bu arada kapağın da çok hoşuma gittiğini ekleyeyim...

Kitapta sekiz öykü yer alıyor, sanırım en uzunu 40 sayfalık "Zengin Çocuk" öyküsü, geri kalan öyküler de aşağı yukarı 20-30 sayfa civarında. Açıkçası çoğu öykü bende bir duygu uyandırmadı, önbilgide yer aldığına göre Fitzgerald'ın caz çağını başlatmış olduğu bile öne sürülüyor, buradaki öykülerde de caz çağını yansıtan aşırı eğlence düşkünlüğü, para saçma, aşırılık, zenginlik arzusu gibi öğeler bolca var, dolayısıyla kitabın belki bu açıdan bir önemi olabilir diye düşünüyorum. Bunun dışında beni etkilemedi. Sadece "Kış Düşleri" isimli öykü hafiften Muhteşem Gatsby'i hatırlattı diyebilirim. Kısacası beklentisizce okunabilir:)


20 Ağustos 2018 Pazartesi

Bir Gün Tek Başına - Vedat Türkali


Bu kitabı geniş bir okuma yelpazesi olan çok sevgili blogger arkadaşım Deep Tone tavsiye etmişti, hatta yanlış hatırlamıyorsam etkileyici bir aşk romanı olarak nitelemişti kitabı ve farklı zamanlarda da ne kadar beğendiğinden bahsetmişti. Sanıyorum bir kaç yıl önce yazıştı ilk, işte o zamandan beri kitap listemde ama kalınlığı ve siyasi arka planı beni biraz korkutmuştu. Yine de merak ettim ve Deep sevip tavsiye ettiğine göre mutlaka güzeldir diyerek aldım kitabı:)


1960 yılında Cem Yayınları’ndan çıkan verisyonunu okudum, kitap 595 sayfa. Bu okuduğum ilk Vedat Türkali kitabı oldu. Yazarı tanıyacak olursak,Wikipedia'da yazar hakkında şu bilgiler verilmiş;

"Vedat Türkali (d. 13 Mayıs 1919, Samsun - ö. 29 Ağustos 2016, Yalova), Türk senarist, şair ve roman yazarı.
Asıl adı Abdulkadir Pirhasan'dır.Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlenmiştir.
Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır.
Gar Yayınları'nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960'ta Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965'te yönetmenliği denemiştir.
Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.
Mihri Belli'nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.
Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan'ın babası, Deniz Türkali'nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini'nin dedesidir. Türk edebiyatının usta isimlerinden olan Vedat Türkali, 29 Ağustos 2016 Pazartesi günü saat 06.00'da Yalova'da tedavi gördüğü hastanede hayata veda etti. Türkali, Cumhuriyet tarihinde birçok olaya şahitlik etmişti. Bir süredir Yalova'da tedavi gördüğü bir hastanede 97 yaşında yaşamını yitirmiştir."




Kahramanımız Kenan 40’lı yaşların başında hoş görünümlü evli çocuklu bir adamdır. Gençliğinde devrimci görüşlerinden dolayı emniyette tatsız bir olay yaşamış ardından bu alandan çekilmiştir, yine de üzerinden çok uzun yıllar geçtiği halde bunlar ara ara aklına gelip onu huzursuz etmektedir. Konya’da öğretmenliği bırakıp ailesiyle İstanbul’a gelmiş, arkadaşının yardımıyla bir kitapçı dükkanı açmıştır. Ama içinde büyük bir tatminsizlik vardır, bunun büyük sebebpleriden birisi içindeki devrimci ruhuna uygun bir yaşantı sürdürememesi, o eski olayın korkusunu içinden atamamasıdır. Bu nedenle sık sık o görüşten kişilerle görüşme ihtiyacı duyar, böyle ortamlardan birinde henüz 23 yaşındaki Günsel’le tanışır, Günsel’in ağabeyi uzun yıllar görüşlerinden dolayı hapis yatmıştır. Güzelliği ve gözü karalığından dolayı Kenan ondan çok etkilenir ve olaylar gelişir...:)


Kitabın siyasi arka planı oldukça yoğun aslında, dönemin olayları tüm ayrıntısıyla anlataılmış. Ama Kenan’ın içdünyası, hissiaytı, aynı şekilde Günsel’inki de etkileyici bir biçimde okura verilmiş. Özellikle “bilinç akışı” tekniğini kullanmış yazar ve bu da romanı daha da enteresan ve sürükleyici yapmış. Zaman zaman siyasi olaylar biraz yoğunlaşsa da keyifle okudum, Özellikle sonu çok etkileyiciydi. Bana biraz da Bulantı romanını hatırlattı. Gerçekten Kenan’ın o “bunaltısı” okura aynen geçiyor... Edebiyatımızda klasik bir roman diyebilirim, keyifli okumalar dilerim.


13 Ağustos 2018 Pazartesi

Koralin ve Gizli Dünya

Koralin'i 2009 yapımı animasyon filminden biliyordum, o filmi o kadar seviyorum ki defalarca izleyip, repliklerini ezberlemiştim. Filmin Neil Gaiman'ın kitabından uyarlandığını biliyordum ama filmi o kadar sevmiştim ki kitabını daha çok sevme ihtimali görmüyordum :))

Kitap İthaki Yayınları'ndan 2009'da çıkmış, 180 sayfa ve içinde ilüstrasyonlar (Dave McKean) bulunuyor. İlk gençlik romanı diyebiliriz.

Koralin, annesi ve babasından yeterince ilgi görmeyen, meraklı ve etrafını keşfetmekte olan, ergenliğin başında bir genç kızdır. Ailecek yeni taşındıkları eski bir evde unutulmuş bir kapı keşfeder. Bu kapı gözlerinin yerinde "düğmeler" olan diğer ailesinin yaşadığı harika bir yerdir. İşte bu diğer dünya, gerçekten de o kadar harika mıdır acaba?

Başta da dediğim gibi, aslında kitabı okumaya niyetim yoktu ama kitap sitelerinde "filminden çok daha fazla beğendim" gibi yorumlar okuyunca, fikrimi değiştirmiştim. Ama yok, filmi çok daha fazla sevdim, hatta kitabı pek de beğenmedim diyebilirim. Zaten bayağı farklılıklar var, en başta romanda Wybie karakteri yok -ki bu bence bayağı bir eksiklik.

Bu da bonus olsun, imdb'den..:)

Yine de okunabilir tabi, keyifli okumalar dilerim :)


6 Ağustos 2018 Pazartesi

Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri - Hikmet Hükümenoğlu

Bildiğiniz gibi Hikmet Hükümenoğlu çok sevdiğim ve yakından takip ettiğim bir yazar. Kendisinin en son 2016'da çıkan  Körburun romanını okumuştuk, bu roman 2017 Attila İlhan Roman ödülünü kazandı. Gerçekten çok çetrefilli bir roman olmasının yanı sıra harika yazım dili ile defalarca okusanız da sıkılmayacağınız bir romandı Körburun bence. İşte o tarihten beri de yazarın yeni kitabı çıksa da okusak diyordum. 

Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri 1 Ağustos'ta Can Yayınları'ndan çıktı. 136 sayfalık kitabın kapak tasarımı Utku Lomlu'ya ait, her zamanki gibi şahane bir kapak.

Kitapta 13 öykü bulunuyor ancak bunlardan 6 tanesi Aşk Öyküleri başlığı taşıyor, bunlara özet öyküler diyebiliriz:) Aslında öyküleri anlatmaya kalksam anlatamayacağım çünkü anlatım daha çok duygular üzerine, dolayısıyla yazarın anlatımı, üslubu önem kazanıyor. Bir tanesinde eski eşiyle karşılaşan bir kadın var, bir diğeri savaş muhabirine yardımcı olmak için gittiği ülkede mahsur kalan bir adamı anlatıyor, başka biriyse -arka kapakta da bahsi geçen- aşka inanmayan ama özel siparişle yaptığı pastaların içine aşk metinleri koyan Faik Bey'i anlatıyor. 

Kitabı bir solukta okudum, ama öyle güzel yazılmış ki defalarca okumak isteyeceğim bir kitap. Hikmet Hükümenoğlu da "ne yazsa okurum" dediğim bir yazar zaten:) Yalnız, Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri'ni okurken, "yazar keşke bir de aşka inananlar için aşk öyküleri yazsa" dedim. Kısacası Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri'ni herkese tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim:)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...