4 Aralık 2018 Salı

Zeyno’nun Oğlu - Halide Edip Adıvar

Önce güzel bir haberle başlayayım, Kanadı Kırık Meleğin Kanadına Takılanlar kitabı şu sıra bütün sitelerde en çok satılan kitaplardan birisi, çok mutluyum tabi ki. İnşallah Rukiye Hanım biran önce isteğine kavuşur. İlginiz için çok teşekkür ederim:)

Gelelim Zeyno'nun Oğlu'na;
Daha önce okuduğum Kalp Ağrısı romanının devamı Zeyno’nun Oğlu, üç kitaplık bu serinin son kitabı olan Tatarcık’ı da okumak istiyorum yakında. Remzi Kitabevi’nden çıkan kitabımız 1967 basımı, üçüncü baskı ve 287 sayfa. Kitabın ilk yarısında Hasan’dan hamile kalan Diyarbakır’lı Zeyno’nun yaşadıklarını okuyoruz. Sevmediği Ramazan’la evlenmiş ve Hasan’ın çocuğu Haso’yu dünyaya getirmiştir. Haso ve Zeyno’nun arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Haso çocuk da kendisine düşman Ramazan’ın elinde çok acı çekmiştir. Bu arada garip bir tesadüf olarak İstanbul’lu Zeyno da eşi Muhsin’in görevi icabı Diyarbakır’a gelir, yine subay eşi olan Mesture Hanım ve kızı Muhsine ona eşlik ederlere ve tabi bir de Hasan !!
Dediğim gibi kitabın ilk kısmında Zeyno ve özellikle oğlu Haso’nun yaşadıkları var. Haso ile ilgili kısımlar beni çok etkiledi, hele Haso’nun Şaban Amcası ve annesinden ayrıldığı kısımda gözyaşlarımı tutamadım... Bir de en sonda Zeyno ve Hasan’ın arabadaki diyalogları çok etkileyiciydi. Yazara hayran olmamak mümkün değil. Bir hoşluk da konuşmalarında sık sık Fransızca kelimeler kullanmayı seven Mesture Hanım’ın cazibeli bir erkekten bahsederken (herhalde “charming”in Fransızcası) “çok ‘şarman’ adam” demesi oldu, evde de kullanmaya başladım bu deyimi:))
Kısacası kitabı çok sevdim, Tatarcık’ı çok merak ediyorum, keyifli okumalar dilerim.


25 Kasım 2018 Pazar

Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar


 


 

Rukiye Türeyen, üç aylıkken geçirdiği havale sonucu %99 engelli olmuş, kendisi 37 yaşında , Adapazarı’nda annesi ve kardeşleriyle birlikte yaşıyor, babasını akciğer kanserinden kaybetmiş, annesi de iki beyin ameliyatı geçirmiş. Rukiye Hanım okuma yazmayı kendi çabasıyla öğrenmiş, 2014 yılında da bilgisayarda hikayeler yazmaya başlamış, sadece sol elinin işaret parmağını kullanabiliyormuş ve bu şekilde tam 2 yılda bu kitabı yazmış. Kitabı Egemen Yayınları’ndan çıkmış, ilk baskısı Mart 2018’de çıkmış, ikinci baskı da mayıs ayında yapılmış. Rukiye Hanım’ın en büyük arzusu annesine bir ev almak. Yayınevi de kitabın tüm gelirlerini Rukiye Hanım’a bırakıyor.

 

130 sayfalık kitap 4 hikaye, bir oyun, bir skeç, bir senaryo ve bir mektuptan oluşuyor, hikayelerde hepimizin bir gün engelli olabileceğimiz gerçeği üzerinde durulmuş. Yazarın son derece doğal bir anlatımı var. Kitabın sonunda Rukiye Hanım çok sevdiği Mehmetçik’e çok güzel bir destek mektubu yazmış. En sonda da Rukiye Hanım hakkında çıkan haberlere ve okurlardan gelenlere yer verilmiş.

 

Rukiye Hanım herkesi etkileyecek, ilham olacak biri, %99 engeline rağmen kendisine acıma gibi bir duygusu hiç yok, hayata dört elle sarılmış, kendisiyle barışık, pozitif duygularla dolu, azimli bir insan. Onun böyle güçlü bir kişilikle daha çok şeyler başaracağına inanıyor ve başarılar diliyorum.

 

Kitabı kitapyurdu, d&r gibi satış kanallarından bulmak mümkün.

İnşallah Rukiye Hanım en kısa zamanda annesine istediği gibi bir ev alabilir. Keyifli okumalar.

 

21 Kasım 2018 Çarşamba

Sanatçının Yolu - Julia Cameron


 


 

Butik Yayınlar’dan 2009 yılında çıkan kitap dünyada 11 Mlyon baskı yaparak büyük bir başarı kazanmış. “Daha üstün yaratıcılık içim spiritüel bir yol” ibaresi yer alıyor kapakta. Günseli Aksoy’un dilimize çevirdiği kitap 316 sayfa. Temelde yaratıcılık konusunda sıkıntı çeken veya yaratıcılığını arttırmak isteyen sanatçıları hedefliyen kitap, 12 haftalık bir programdan oluşuyor ve aslında iki temel teknik üzerine kurulmuş; “sabah sayfaları” ve “sanatçı buluşmaları”. Sabah sayfaları her sabah uyanır uyanmaz 5 sayfa yazmaktan ibaret, yazacağınız şey herhangi bir şey olabilir hatta hep aynı cümleyi bile yazabilirsiniz, amaç bilinçaltınızı boşaltmak ve bu boşalma bir süre sonra sizdeki tıkanmayı meydana getiren şeylerin de giderilmesini sağlayacak. Sanatçı buluşması ise haftada 1 günü kendinize ayırarak tek başınıza yaratıcılığınızı arttıracak bir gezinti yapmanız demek oluyor. Bunun dışında içinizdeki çocuğu dinlemeniz, ona ulaşmanız ve onu şımartmanız, kitapta üzerinde durulan önemli noktalardan biri. Ayrıca kitapta her sayfada ünlü birinin ilham verici bir sözü yer alıyor. Yazar ayrıca ünlü yönetmen Martin Scorsese’in eşi. Ben kitaptaki yöntemleri uygualamadım açıkçası ama kesinlikle ilham verici ve cesaretlendirici bir kitap, konuyla ilgisi olanlara tavsiye ederim, keyifli okumalar dilerim.

 

12 Kasım 2018 Pazartesi

Kalp Ağrısı - Halide Edip Adıvar


Halide Edip'in orta okul yıllarında Vurun Kahpeye isimli romanını okumuştum, üniversite de Sinekli Bakkal'ı okumuş ama bitirememiştim. Doğrusu yazarın aşk romanı olduğunu da bilmiyordum, çok sevgili blogger arkadaşım Biblio şu yazısında bahsedince mutlaka okumak istedim... Çok da güzel bir romanmış gerçekten.

Ben Özgür Yayınevi'nden 2002 de çıkan baskısını okudum. 284 sayfalık roman 1924'de yazılmış. Devamı da Zeyno'nun Oğlu isimli kitaptaymış.

Kahramanımız Zeyno 25 yaşında, yaşıtı genç kızların aksine süse püse düşkün olmayan, romnatizme pek değer vermeyen onun yerine mantığa değer veren, güzel bir kızdır, onun kafa dengi olan, sevecen ama babacan doktor saffet ile nişanlıdır. Zeyno'nun yakın arkadaşı Azize ise süslü püslü romantik ve güzel, çok duygusaldır, kuzeni yakışıklı bir asker olan Hasan'ı beğenmekte ve onunla evlenmeyi düşlemektedir. Ancak bir akşam Zeyno ve Hasan'ın karşılaşması bu ilişkileri alt üst edecektir.

Kitaba bayıldım, mantıklı Zeyno ile tutkulu Hasan'ın aşkı, Ayestefanos (Yeşilköy) günleri, iki aşığın yüreklerine taş basıp ayrılığı sineye çekmeleri, kitabın sonunda adeta birer yabancı gibi tekrar karşılaşmaları, yazarın psikolojik tahlilleri çok güzeldi. Kesinlikle sıradan, yüzeysel bir aşk romanı değil, son derece derin bir roman. Mutlaka tavsiye ederim..:)




6 Kasım 2018 Salı

Drakula “ölümsüz”- Dacre Stoker, Ian Holt



Artemis Yayınları’ndan Temmuz 2010’da çıkan kitabımızın yazarı Dacre Stoker, orijinal kitabın yazarı Bram Stoker’in kardeşinin torunu. Daha önce de Bram Stoker’in günlüklerini temel alan bir kitap yazmıştı. Stoker ailesi, Drakula romanı yayın hakları ve film hakları konusunda oldukça zarara uğramışlar. Ve tabi ailecek bir küskünlük içindelermiş. Dacre ile tanışan Ian Holt, ona bu hakların aileye ait olması konusunda destek vermiş ve bunu pekiştirmek için bir devam romanı yazmayı önermiş. Bunun üzerine titiz çalışmalar sonrasında, hatta Transilvanya’ya yapılan geziler ışığında, bu romanı yazışlar. Bu yazım hikayesi, yazarlar hakkında bilgi, kitap üstüne düşünceleri ile ayrıntılı bilgiler kitabın sonuna ek olarak konulmuş.
Roman 516 sayfa, eklerle birlikte kitap 551 sayfa oluyor. İngilizce’den çevirisimi Selim Yeniçeri yapmış. Kapakta “orijinal kitabın devamı” yazıyor. Alt başlıklar “Aşk sonsuzdu” ve altında “Ama herkesin gözden kaçırdığı bir şey vardı, Drakula Mina’yı ısırmıştı.” yazıyor.
Romanımız orijinal olaylardan 25 yıl sonra geçiyor. Mina ve Jonathan’ın mutsuz bir hayatlları vardır, Jonathan Mina’yı Drakula ile yaşadıkları nedeniyle affedememiştir, ayrıca Mina’nın hiç yaşlanmamış olması da onu bunu asla unutturmamaktadır. Oğulları Quincey üniversitede hukuk okumaktadır ama asıl isteği aktör olmaktır. Bu arada Drakula’nın ölümünü sağlayan kahramanlar grubu da o acı günleri unutmak istercesine bağlarını koparmışlardır. Ama şehirdeki cinayetler ve üstüne son olarak Jonathan’ın kazığa geçirilerek öldürülmesi hepsinin Drakula’nın döndüğünü düşünmesine sebep olur... ve olaylar gelişir. Romanda Karındeşen Jack ve hatta Titanik bile var.
Herhalde 8 yıl önve falan okumuştum Drakula’yı ve çok sevmiştim. Bu romanda ise aksiyon çok fazlaydı. Böyle olunca o gizemli havayı bu romanda pek yakalayamadım. Zaten devam romanı olunca işler daha zor tabi, hele ilk romanın yazarı Bram Stoker’sa. Kısacası okunuyor ama beni çok etkilemedi. Drakula hayranıysanız buyurun:) Keyifli okumalar..:)

29 Ekim 2018 Pazartesi

Öbürküler - Mahir Ünsal Eriş

Merhaba! Öncelikle bir duyuru ile başlayayım, severek takip ettiğim Kozmetik Psikolojisi blogunda, son katılımı 11 Kasım olan harika bir çekiliş var, mutlaka bakın...:)


Gelelim Öbürkülere, roman, kasım 2017’de Karakarga Yayınları’ndan çıkan bir roman. Karakarga, genel yayın yönetmenliğini M. K. Perker’in yaptığı Destek Yayınları’nın alt kuruluşu olan bir yayınevi. Bu kitabın da illüstrasyonlarını M.K. Perker yapmış zaten. Romanımız 139 sayfa ve iki bölümden olıuşuyor. İlk bölüm “bu yarısı”, ikinci bölüm “öbür yarısı”. Ben romanı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani’sine benzetmiştim ki, yazarın da ilk kısmı “Refik Halid Karay’ın kıymetli hatırasına” (ki ilk bölümde “memleketimden insan manzararları” tadında bir anlatım var), ikinci bölümü de hissimi onaylarcasına (ki bu bölümde Gulyabani kısmı öne çıkıyor) “Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kıymetki hatırasına” ithaf etmiş...
Romanımız Niğde’de Sümerbank’ta memur olan çalışan Fahrettin Bey’in, İstanbul’a tayinin çıkmasıyla ailecek zorlu bir yolculuktan sonra şehre varışları ile başlıyor. Burada kendilerine Arnavutköy’de eşyalı bir ev tutulmuştur. Taşınırlar ancak bu evde hiç birinin yüzü gülmez çünkü korkutucu olaylar daha ilk gece huzurlarını kaçırır...
Bu yazarla ilk tanışmam oldu. Yazarın güzel bir anlatımı var, olaylar 6-7 Eylül olayarının sonrasında gerçekleştiğinden 1955-56 yılları olduğunu anlıyoruz. Yazar da o zamana uygun bir dil ve bolca da deyiş kullanıyor, yani anlatım dili oldukça zengin. İlk bölümü okurken bir korku hikayesi olduğunu sezdiğim roman için biraz uzun ve açıkçası yer yer gereksiz bulmuştum ilk bölümü, ama ilk paragrafta da belirttiğim gibi, yazarın ithaflarını düşününce bağımsız bir değerlendirme yapabildim, kısacası “güzel bir anlatım mı? evet”. Roman üç bölüm aslında, giriş, olayların görünen yüzü ve sonunda da olayların iç yüzü. Yalnız haliyle son bölümde biraz tekrar oluyor, o kısım beni pek sarmadı. Yazarın diğer kitapları daha iddialı olabailir diye düşünüyorum, keyifli okumalar :)

23 Ekim 2018 Salı

Kör Baykuş - Sadık Hidayet





Kitap zevkine güvendiğim sevgili arkadaşlarım Biblio ve Şule bloglarında yazınca haberim oldu bu kitaptan. İran Edebiyatının önemli isimlerinden olan, aynı zamanda sıradışı yaşamı ve tabi maalesef intiharı ile dikkat çeken Sadık Hidayet’in bu romanını, bizim edebiyatımızın önemli ismi Behçet Necatigil çevirince, beklenti de yüksek oluyor tabi.



Yapı Kredi Yayınları’ndan ilk baskısını 2001’de yapmış (Türkçe’deki ilk baskısı ise 1973 Varlık Yayınları), bugüne kadar da 25 baskı yapmış. 2017’de ise resimli özel baskısı çıkmış. Bunu merak ettim doğrusu. Roman (uzun hikaye demek daha doğru olur belki) 79 sayfa, kitabın sonunda yazarın yakın arkadaşlarından Bozorg Alevi’nin yazar ve romanı hakkında bir sonsözü yer alıyor. Kitabın başında da Behçet Necatigil’in 1978 Milliyet Sanat Dergisi’ne yazmış olduğu Sadık Hidayet üzerine bir yazı var.


Kitabın konusunu anlatmak pek de mümkün değil, rüya ve kabus arası bir olaylar silsilesi diyebilirim belki. Kahramanımız kalemliklerin üzerlerine resimler yapan bir ressamdır. Sürekli olarak çizdiği resimde çayırda oturmuş yaşlı bir adamla, onun karşısında durmuş genç, güzel bir kadın vardır. Bir gün kahramanımız mucizevi şekilde beliriveren bir mutfak penceresinden bu sahneyi gerçek olarak görür. O andan itibaren aşık olduğu kadın ona geldikten sonraysa olaylar gelişir...


Kitabın son 10 sayfasını okuyamadım. Yazar gerçekten ürperici bir atmosfer ortaya çıkarmış, okuru gerçekten tedirgin ediyor. Kitabı okuyan diğer arkadaşlarımın da belirttiği gibi karamsar bir ruh halindeyseniz kitabı okumanızı tavsiye etmem. Ama eşine kolay kolay rastlayabileceğiniz bir kitap değil. Son söz kısmında yazarın arkadaşı Bozorg Alevi yazar ve Kör Baykuş romanı hakkında detaylı görüşlerini vermiş, bunlar da romanı bütünlüyor. Özellikle yazarın Hayyam’ın eserindeki öğeleri kullanmış olması ilginç. Keyifli okumalar dilerim.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...